İçeriğe geç

Yarının Dünyasına Yolculuk

Bölüm 19 · 2 dk okuma

Yarının Dünyasına Yolculuk

Bölüm 19

Baskın

Metal ayakların toprakla temas ettikçe çıkardığı yürüme sesleri, ateşin çıtırtısıyla birleşirken kafamı kaldırdım. Bana bakan iki insan gözünü görmezden gelerek yanımıza gelmekte olan robotlara baktım. Bir çığlık koptu boğazımdan karmaşık duygularımı hissetmeye devam etmemem için. Artık yorulmuştum. Duygularımın içinde yaşamaktan yorulmuştum.

Robotlar yanımıza gelmeye devam ederken benim öfkeyle parlayan ölümcül bir dinginlikle bilenmiş gözlerimi görmediler. Göremediler. Çünkü toprağa karışan mor sıvıları çimenlerin üstündeki kafalarını bir süs gibi kaplıyordu.

Damarlarımdaki öfke kuvvetlenirken duyduğum şeyin saf öfke olmadığını biliyordum. Üzgünlüğün ve birçok yıl boyunca gölgede kalmanın getirdiği duyguları saklamak için ortaya çıkan bir öfkeydi bu. Yalnız kalma ihtiyacımı hiçe sayan robotlar yüzünden ortaya çıkan bir öfkeydi.

Ama bu öfkenin duvara çarpması uzun sürmedi. Robotun ateşlediği güç demetini görmemiştim. Güç demeti kafama nişan alınmıştı. Ve mermi hedefini bulmuştu. Ama robotların planı bundan ibaret değildi anlaşılan. Kafama yediğim merminin etkisi sersemlemem için yeterliyken çeneme yediğim yumruk ayaklarım yerden kesilmesi için gayet yeterliydi.

Yanan otların arasına saklanan bedenim ateşle yanarken gözlerim onu aramaya başladı. Savaştığını görmek için. Belki umut vardır diye düşünmek için aradı gözlerim onu. Ama istediğim şeyi göremedim. Matthew olduğu yerde duruyordu. Hareket etmiyordu. Robotları parçalamaya çalışmıyordu. Beni kurtarmaya gelmiyordu. Yaralı bir insanı görmüyordu.

O zaman onun yapmadığını ben yapacaktım. Ayağa kalktım uyuşturucu merminin etkisindeyken. Çenemi tuttu ellerim normal bir mermi yemediğim için şanslı olduğumu düşünürken beynim.

Kalktım. Bu oyun… Daha bitmemişti! Ben bitti demeden de bitmeyecekti! Kurtulmak için hepsini parçalamam gerekebilirdi. Ve ben bunu yapmaya hazırdım.

Sırtımı düzleştirmeye çalıştım oyuna devam etmeye hazırlanırken. Ama uyuşmuş beynim kabul etmedi bu hareketi. Tamam o zaman, oyunu bu şekilde oynardım. Silahsız ve bükük bir sırtla. Sorun değildi çünkü nasıl kazandığım önemsizdi. Önemli olan kazanacak olmamdı.

Ama bu sefer bana nişan alınan mermi düşüncelerimin gerçekleşmeyeceğini belirtmek için yeterince yeterliydi.

Siyah yuttu tüm renkleri. Bıraktı dünya dönmeyi. Bıraktı rüzgar uğuldamayı. Savaş bıraktı devam etmeyi. Güneş bıraktı doğmayı. Renkler bıraktı dünyayı boyamayı. Robotlar bıraktı hareket etmeyi. Beynim bıraktı düşünmeyi. Kalbim bıraktı atmayı.

Bölüm sonu

1 yorum