İçeriğe geç

YARE-İ DİL

Bölüm 3 · 7 dk okuma

YARE-İ DİL

Bölüm 3

🌘"İSTEMİYORUM"

Yarım saate yakındır elimdeki telefonla bakışıyorum.Bu oydu anladığım kadarıyla istek atması garip iken birde ben'kabul etsem mi'diye düşünüyordum

Biliyorum kabul etseydim eğer bu işe onayım olduğunu düşünebilirdi.Kabul etmesem naz yaptığımı düşünecekti.Bu ikilemi yarım saattir yaşıyordum.

Bende ikisinide yapmadım direkt olarak hesabı engellemiştim.Eğer kabul etseydim babam için ederdim eğer kabul etmeseydim kendim için ama onu engelleyerek umudunu kırarak bu attığım adımı onun için atmıştım.Bu sayede sevmediği,tanımadığı bir kadınla birliktelik yaşamak zorunda kalmayacak ailesini vazgeçirecekti.Bende SÖZDE musmutlu hayatıma devam edecektim.

Engele attıktan sonra telefonumdan korkup yatağın üstüne atmıştım onu.O aletten acilen uzak durmalıydım,korkuyordum.

"Ronahi,neredesin?"Abimin sesi ile bana dar gelen odadan kendimi dışarı attım.Salonda gördüğüm abimin yanına gittim.Karşısına geçip oturdum.Benin oturmamla gözlerinin içindeki ifadeyi bana gösterdi.Neden çağırdığını biliyordum.

"Bu sabah daha durgun olmanı anlıyorum. Ama belkide hayırlısı budur.Lütfen seni elden çıkarmaya çalıştığımı düşünme.Babamla aynı evin içinde olmak senin canını yakıyor,görebiliyorum kardeşim."

Görüyor ama susuyordu.Abimi tanıyordum.Eğer bu evden çıkarsam mutlu olurum sanıyordu.Canım yansada benim kurtuluşum olmadığını düşündüğü için onca şeye göz yummuş,üç maymunu oynamıştı.Sadece o değil bütün aile fertleride aynı tavırı takınmıştı.Dolayısıyla söylemlerinin varacağı noktayı tahmin edebiliyordum.

"Belkide aşık olursun ona.Babama fotoğrafını göndermiş Harun ağa.Senin hakettiğin birine benziyordu."

Dayanamadım.Amacını biliyordum ama kendimi tutamadım

"Ben hayatımda kimseyi istemiyorum.Ne o adamı ne de başkasını.Evet babanı gördükçe canım yanıyor,hayallerimi bir iftira uğruna yakmış olması beni kahrediyor ama benim bir kurtuluşum olacaksa kendi yolumu kanlı parmaklarla bile olsa ben açmak ben yürümek istiyorum.Abi...Ben kurtuluşum bir erkek olsun istemiyorum.Hem sende görebiliyorsun ben yapabilyorum sadece zaman gerekiyor.Biraz daha zama-"

"Yok zaman Roni. Görmüyor musun oda senin nefretine kini ile karşılık veriyor.Oda seni görmeye dayanamıyor."Bunları bilyordum ama neden gözlerim doluyordu ki,neden kalbimi yerinden sökmek istiyordum.Ben babasız olmaya sevgisiz büyümeye alışıktım.Bulduğu ilk fırsatta beni elden çıkarması bu kadar canımı yakmamalıydı.Ben sevgisizliği şiddetle yaşamış vücudumdaki morluklarla hayatımı kurmaya çalışmıştım.O şeytan gözlerdeki vahşeti göre göre zulümden korkmamayı hatta onu gördüğüm insanlarda eski bir dostmuş gibi hemen tanımayı öğrenmiştim.Bu sözlerle canım yanmamalıydı.Bunları her duyduğumda ilkmiş gibi şaşırmamalıydım,kalbim sıkışmamalıydı.

"İzninle abi. Annem şimdi söylenmeye başlar.Ben işimin başına döneyim.."kapıdan çıkmadan önce sesi kulaklarımı doldurdu.

"Dediklerimi unutma!"

Son kurduğu cümleyi düşünerek nutfağa doğru yürümeye başladım.Tabii yaaa!Babam beni ikna etmesi için abimi görevlendirmişti.Ne salağım ama canımı bilerek sevdiğim insanlar yaksın istiyordu.Abim haklıydı kinini bana kusuyordu.İntikama olan aşkımı nereden aldığım belli idi.

"Roni... Yengeciğim ne oldu,neden ağlıyorsun?"Yengem söyleyene kadar gözyaşlarımın farkında bile değildim.Düşüncelerim beynimi ısırmaya bende büyük acılar oluşturmaya başlamıştı,kalbim ise acımasız eller tarafından durdurmak,parçalanmak ister gibi yumruklanıyordu.

"Yenge,abim evlenirsem mutlu olacağımı söylüyor.Ben...Yapamam."zar zor kurulmuş bir cümleydi.Maraton koşusundan çıkmışım gibi bedenim yorgun nefesim düzensizdi.

"Ne?!Ben şimdi ona gösteririm.Seni zorlamak neymiş görsün."Burnundan soluyan yengeme kolunu tutarak müdahale ettim.Haklılardı belkide beni istememekte.Bencildim biraz.Onları düşünmeden kendi isteklerimi kendim halleder kimseden yardım istemezdim ama onların benim kararlarımdan etkilendiği zamanlar da olmuştu.

"Hayır yenge.Bunu ondan o adam istemiş belli.Karşı gelmeyeceğini biliyor."Bana sarılarak yatıştırmaya çalışarak saçlarımı okşuyordu.

"Üzgünüm güzelim keşke böyle olmasaydı,keşke buna mani olabilseydim."

"Üzülme yenge senin suçun değildi."diyip ondan yavaşça uzaklaştım.İnsanlar kötü niyeti olmasada o lanetli günden sonra insanlar saçımla temasa girdiğinde istemeden geriliyordum.

"Kafamı dağıtmak istiyorum bana iş ver yenge.Sana yardım edeyim."hafif bir tebessümle gözyaşlarımı sildi.

"Yemek yapalım istersen yada tatlı gibi bir şeyde olur."İyi gelebilirdi aslında,düncelerimi engellemeyi sağlayabilirdi."Olur.Su böreği yapalım mı?"

Sorma şeklim komik gelmiş olmalı ki gülerek cevapladı beni."Yapalım güzelim."

Biz mutfakta yemek ve börek ile uğraşırken mutfağı dağıttığımız için işimi bitirdikten sonra toplamaya başladım dağınıklığı.Onu engellememin üstünden yaklaşık iki saat geçmişti. Ama ben gerginlikten telefonu elime bile alamamıştım.İşim bitti diye sevinip balkona çıkıp manzarayı seyre dalacaktım ki o adamın bağırışıyla o güne dönmüş gibi hissettim.

"RONAHİİİ!!Neredesin lan sen."mutfağa girip beni görünce sanki olabilirmiş gibi gözlerindeki nefret büyüdü,kaşları dahada çatıldı ve ben o nefret bakışları altında ufacık kaldım.

"Oturup kalkıp dua edecekken sen birde onu engelledin mi?Hadsizliğin sınırı aştı.Bana karşı gelmemeyi öğretemedim sana herhalde."ben sessiz kaldıkça o dahada çok sinirleniyordu.Artık karşımda kızgın bir boğadan başka bir şey görmüyordum.

"Evleneceksin onunla istesende istemesende.Senin gibi gereksiz birini daha fazla evimde barındırmam."İşte bu son noktaydı.Daha fazlasını susarak kaldıramazdım.

"İstemiyorum.Beni buna zorlayamazsın."

"Evleneceksin,biz bir söz verdik sende o söze sadık kalacaksın."

"Evlenmiyorum.Bu sözü ben değil sen verdin " Bu kurduğum cümle onu bir hayli sinirlendirmişti .Bana uzak olduğunu düşünmüş olacaktı ki beni heybeti ile korkutabileceğini düşünüp bana doğru bir kaç adım attı. "Sevgilini bu eve çağırmadan önce düşünecektin bunu." Sustum.Ona gerçeği anlatmaya çalışmayacaktım daha önce denemiştim zaten ve beni dinlememişti.Artık gerçekleri dinlemeye hakkı yoktu.

Benden cevap alamayınca arkasını döndü gitmek uzereyken kapıdan son bir kez bakıp sakince beni çileden çıkaracak o cümleyi kurdu." Bir taşkınlık yapma,bu sefer diğerleri gibi onu vazgeçirezsin.Akşam seninle tanışmak için mesaj atacak." Düşmemeliydim.Bayılmamalıydım.

Bir dakika sana mesaj atacak mı demişti o?Ben onu engelledim ama?Peşinden gidip ona yetişirken yapmamış olması için dualar ediyordum kendi içimden.

"Sen ona numarami mı verdin?"

"Ne sandın,talih kuşunu elimden kaçıracağımı mı?Mardin'in büyük aşiretlerinden birinin gelini olacakken her şeyi mahfetmene izin vermem.Dediğimi yap beni bu yaştan sonra yorma."

Dediğini anlamıştım'bedel ödersin' diyordu basbayağı.Yapmıştı.Beni resmen satmıştı.Hayır lütfen'Kaçıncı yüzyıldayız?' demeyin.Sevgisizliğin,hak edilmeyen bir ebeveynliğin zamanı olmuyor maalesef.Bazen böyle umut bulutları üstünde yürürken bastığınız bulutları ćekip alıyorlar sizi yere çakıyorlardı böyle.Hemde en yakınınız baba dediğiniz ama baba demeye bin şahit isteyeniniz yapıyordu bunu.O hançeri sinsi bir tebessümle gözünüzün içine bakarak kalbinize saplıyor, en derine itiyor, acımadan kabinizde çevirerek koca bir delik açıyordu.Siz ise yılların getirdikleri yüzünden halen yapmaz diyip o hançer çıktığında anca farkına varıyordunuz olanların,ihanetin ağırlığının.

Hayal kırıklığı ile odama doğru yürüdüm midem bulanıyordu.Gözüm kararıyor,yaşadıklarımın ağırlığı ile kalburlaşan omurgam attığım adımlarda sendelememe sebep oluyordu.Yatağıma ulaşmam bir asır gibi gelmiş yaklaştığım an zoraki olarak tutunup oturmuştum üstüne.kapının çalınmasıyla göz yaşlarım yüzünden bulanıklaşan görüşüm o tarafa döndü.

"Abla, gelebilir miyim?"Aral'dı gelen.Sürekli kavga etsek bile çok zorlandığım yükünü kaldıramadığım olaylar yaşadığımda onu hep yanımda buluyordum.Beni tanıyan herkes çok üzgün olduğumda yalnız kalmak istediğimi sanıp beni yalnız bırakırdı.Bir Aral bilirdi üzgün olduğum zamanlarda yalnızlıktan korktuğumu.Bazen o hallerimde başımda bekler ben ağlayarak ona anlatırken sadece dinlerdi.Giderse korkacağımı konuşursa duymayacağımı bilirdi.Saçımı okşar,yanıma oturur sakinleşmemi beklerdi.Saçıma dokunduğunda rahatsız olmadığım yegane kişiydi ve bunu ikimizden başka bilen yoktu. Nefesim daraldığını hissederdi çünkü o benim erkek halim gibiydi.O adamla benim gibi ilişkileri hep kötü olmuş onun baskıları yüzünden okulu bırakmıştı.Hep futbol kariyeri yapmak gibi bir hayali varken zorla topu patlatılır,kitap başına oturtulurdu.O zamanlardada ben onu tanıdığım için otururdum yanına anlatmasını beklerdim ama o benim gibi ne ağlar ne de konuşurdu.Parmakları ile ritim tutarak sinirinin geçmesini beklerdi.Sakin bir insandı vesselam.Tersi ise bir hayli zor ve çekilmezdi.

"Satmış beni."Sustu yine.Biliyorum konuşmazdı,dinlemek için gelmişti.

"Bana iftira atıldığında bile canım bu kadar yanmamıştı.Bunca zamandır beni üzerinden para kazanılacak bir eşya gibi görüyormuş meğer.Beni tutsaydı bu evde.Yemin ederim ki konuşmazdım kendimi ona göstermezdim.Bir köşede sessizce isteklerini bekler,o istediği sürece ağzımı bile açmazdım.Köle gibi davranmasına bile razıydım ama bu çok canımı yakıyor.Nefes alamıyorum Aral."Son bir nefes aldıktan sonra mide bulantım iyice artmıştı.Kendimi lavaboya zor atmış zaten boş olan midemdeki herşeyi geri çıkarmıştım.Kasılan midem ile odamdaki küçük lavabo tezgahının önünde oturarak canım çıkarmış gibi ağlamaya başladım.Kimse gelmeyecekti hep öyle olmuştu zaten.Bir aynı ruhu taşıdığım kardeşim Aral.Başkası yoktu.

Yanıma oturup bana sarıldı .Omzunda ağlarken oda bir yandan saçlarımı okşayarak benim sakinleşmemi bekliyordu.Biraz zaman geçtikten sonra gözyaşlarıma eşlik eden sesim gitmişti sadece kendi çapımda boşluğa bakarak akıtıyordum onları.Hafif balık etli olmama rağmen Aral yapılı biri olduğu için pek zorlanmadan yavaşça kucağına alıp beni dikkatle yatağıma yatırdı.baş ucumdaki komudinde kendine yer açtı ve üstüne oturdu.

"Uyu sen.Ben burdayım.Korkma!"

Tepki veremeden kendimi karanlığa bıraktım.Aral'ın parmaklarıda hafifçe saçlarımda gezerken uykuya daha hızlı dalmamı sağlıyordu.

Bilincin mırıltı sesleri yüzünden açılacakken seslerin kesilmesi ile tekrar kapandı.

Gözlerimi telefonun çalma sesi ile açtığımda Aral hala komudinde oturuyor olsada saçımı okşamayı bırakmıştı.

"Neden gitmedin halen?"

"Gidesim yok demek ki."

"Senin telefonun mu çalan."

"Evet.Kusura bakma."

"Sorun değil.Git artık sen daha iyiyim."

"Allah'ım yaa.Biz hanım efendi uyurken başında beleyelim,uyandığı an kovsun bizi.Valla harcanıyorum burada."Beni neşelendirmek için yaptığını biliyordum.Bende onun oyununa dahil oldum.

"Sıkılmışımdır belki senden.Olamaz mı?"

"Olabilir tabikii .Nankör insan herşeyi yapabilir."Tebessüm ettim söylediklerine.

"Aral ... Ben sana burdan bir çakarım nankörlüğün alasını görürsün."

Ellerini yumruk yapıp sanki vuruyormuş gibi hareketler yapmaya başladı.

"Vur hadi,vursana.Karşında Muhammed Ali var kızım."

"Emin misin?"

Çelişkili gözlerle bakıp olumsuz anlamda kafa salladı.

Üniversiteye hazırlanırken bir denemem çok kötü geçmişti.Evin içinde ateş topu gibi dolaşırken Aral'da her zaman yapmasına rağmen rahatsız olmadığım saçma yumruklarını havaya atmıştı.Bende o anki sinir hali ile rahatsız olmuş ve karnına bir tane patlatmıştım.

"bibe murahf(insan ol)"

Acısıyla zorla cevap vermişti.

"Te ez eşandım kere pis.(Canımı acıttın pis eşşekk)"

"tu yi ker küçıko(sensin eşek köpek)"

Sonradan sakinleşince yalvar yakar affettirmiştim kendimi.Bu yüzden artık karşılık veririm diye sürekli içinde bir kaygıyla yapıyordu bunu.

"Git sen artık gerçekten iyiyim."

"Öyle olsun bakalım."O çıktıktan sonra telefonuma gelen bir bildirim ile dikkatim o tarafa döndü.

-054********;Neden engelledin?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.