Mardin:
"Abi bu malzemelerle bu binayı dikemeyiz.Zaten yeterli bütçemiz yok.İşçiler sorun çıkarmaz mı sanıyorsun. Gel sen bizim şu otel projemize gir.Harcanmamış olursun.Bak gelir-"
Doğu bu saçmalıkları her Allah'ın günü duymaktan bıkmıştı.mimarlık yapmak istediği bu binaydı ölmeden önce dedesine söz vermişti onun adını yaşatacak ona öldükten sonra bile dualar edilmesini sağlayacaktı.
"Velat abim asabımı bozma yürü git işine abiciğim hadi.Senin bu saçmalıklarını dinleyemem.UZA,HEMEN."Velat duyduğu cümlelere bozulsada abisinin damarına basmak istemiyordu.Zira sinirlenince iyice çekilmez oluyordu.
Velat'ın odadan çıkmasıyla rahat bir nefes almıştı Doğu.İstanbul'da üniversiteyi bitirip ailesini şirketinde mimarlık yapmanın kötü bir fikir olduğunu düşünmüştü çoğu kez.Ama kendi isteği olduğu için aldığı projeleri özenle çiziyor sınırlarını zorlayacak tasarımlar yapıyordu.Tek çıkış yolu çizim olunca babası onun bu yeteneğini kullanmak istemiş mimarlık düşüncesini erkenden Doğu'ya aşılamıştı.Pekte şikayetçi sayılmazdı.Hayalleri unutulmaya yüz tutmuşken bile çizim sayesinde varlıklarını koruyordu.Onun terapisi gibi bir şeydi bu.
Cam duvardan biraz tarih kokan Mardini izleyip ceketini alarak odadan çıkmıştı.
"Özge ben çıkıyorum gelen olursa not al sonra hallederim.Geri dönmeyeceğimide babama haber ver."Onlara haber vermek zorundaydı,bu artık kural gibi olmuştu Doğu için.Çünkü ne zaman habersiz çıksa babası şirketi ayağa kaldırır Doğu'yu çıktığına pişman ederdi.
"Nasıl isterseniz Doğu bey"
Onu hayranlıkla süzen kadını pek önemsememişti.Yeterince derdi varken birde gönül işleri ile uğraşamazdı.
Cevap vermeden şirketten çıkıp eve geçti.Yorgun olsada yaptırmak istediği binanın yatırımcı şirketi ile görüşmeye gitmek zorundaydı.Koymuştu kafasına o binayı dikecekti.Dedesinin gözü arkada kalmayacaktı.Hızlı bir duş sonrası hemen öğleden sonraki toplantıya geçti.
İkna kabiliyeti yüksekti Doğu'nun.Sert mizacı,konuşurkenki kendine olan güveni,çoğukez sohbet niteliği taşıyan cümleleri ile karşı tarafı etkisi altında bırakıyordu.Yinede yatırımcı şirket bütçeyi arttırmayacak diye korkmadan edemiyordu.Gergin olsada belli etmemeye çalışarak girişteki danışma bölümüne yaklaşıp konuşmaya başladı.
"Merhaba.Benim Ömer Gündoğdu ile bir randevum vardı.Şu an beni bekliyor olmalı."
"Tabii.İsminizi öğrenebilir miyim?"
"Doğu KEŞÂNLI."
Kadın randevuyu kontrol ettikten sonra Doğu'ya döndü.
"Saat 2:30 olarak gözüküyor randevunuz.Yedinci katta Ömer Bey'in odası var orada size yardımcı olacaklardır."diyip gümsedi.
Doğuda teşekkür edip o kata yönelmişti .on dakikalık bir bekleyişten sonra sonunda toplantı başlamıştı.
Neyseki tahmin ettiği kadar kötü geçmemiş zorlansada onları bütçeyi arttırmaları için ikna etmişti.Ömer ile önceden tanışmalarıda bu işe büyük katkı sağlamıştı.
Binadan rahat bir şekilde çıkıp arabasına yöneldi hızla yola çıkıp konağa doğru sürdü.Konağın önüne park ettiği aracından çıkıp içeri yöneldi.
Konak oldukça büyüktü.Aynı zamanda Dila hanımın beyaza karşı olan tutkusu yüzünden tüm mobilya ve duvarlar açık renkte döşenmişti.Gelin geldiği an otoriteci tavrı sayesinde konağı büyük bir tadilata sokmuştu.Doğu üstündekileri hemen çıkarıp siyah bir eşofman takımıyla değiştirdi.Manzarasını çok sevdiği terasa çıkıp sigara eşliğinde kendini huzurun kollarına bıraktı.Evin en sevdiği köşesiydi burası.Geldiği an konağın arkasına bakan terasta yeşillere dalıp giderdi.Sigarası bitince odasına geri döndü.Bu zamanlarda hava çok serin olmasada hastalanmaktan nefret ettiği için orada kalmak istemedi.Odasına geçtiği gibi yatağın yanındaki komudinin üstünden defterini ve kalemini eline aldı,odadaki tek açık renkli gri berjere oturdu,başladı hayallerini çizmeye.Kalem elinde bilinçsizce hareket ediyor onu farkında olmadan hep aynı şeyi çizmeye yönlendiriyordu.Bu resmide diğer resimler gibi saklayacaktı, hep saklıyordu-bir kaç tanesi dışında-.
Kapının tıklanmasıyla o tarafa doğru döndü Doğu.
"Gel"
Kapının ardından kardeşi Berfinin sesini duydu .Artık içeri girip abisi ile gözleri kesişmişti Berfin'in.
"Abiciğim,yemek hazır annem seni çağırmamı istedi."
Kardeşine yaklaşarak küçük bir tebessümle onu kolunun altına aldı.
"Gidelimde Dila sultanı bekletmeyelim."
Abi kardeş yanyana aşşaği inmiş akşam yemeği için babalarını bekliyorlardı.Derken Harun ağa kapıdan göründü.(Diyaloglar kürtçedir.)
"iyi akşamlar ahali"
Herkes bir ağızdan cevaplamıştı onu.Selamlaşma fasılını bitirip sofraya oturdu.Yemekler yenmeye başlandı.Harun ağanın söze başlamasıyla tüm gözler ona döndü.
"Bugün eski bir arkadaşla konuştum Van'lıdır kendisi.Uzun bir süredir kızı artık büyüdüğü için evlendirmek istiyormuş.Kızın çocukluğunu bilirim.Maşallah hem güzel hem akıllıdır.Üniversiteyide iui bir bölümdeyken bırakmış.Bende fırsat bu fırsat dedim oğlumu anlattım ona.Ne dersin Doğu,evlenme çağın gelmedi mi?Torun sevmek isteriz artık Allah'ın izniyle."
Doğu'da masadaki herkes gibi şaşırmıştı.Böyle bir şey beklemiyordu.Nereden çıkmıştı şimdi,zamanıydı sanki.Bunca derdin arasında birde gel bununla uğraş olacak iş değildi.Bu düşünceler içinde elindeki kaşığı bırakarak babasına döndü.
"Baba zorlamasak mı olmuyor işte.Ben zaman ayıramam ona zaten.Hem sevmiyoruz birbirimizi,hatta tanımıyoruz bile."Dila hanım oğlunu haklı bulmuş olacak ki oda söze girdi.
"Doğu doğru söyler.Nerden çıktı şimdi bu gelin meselesi hemde Doğu nun talibi varken."
"Anne başlama sende. Babamdan ne farkın kaldı şimdi?"Harun ağa oğlu denesin istiyordu düşünürse tanırsa isteyecekti emindi kendinden.
"Oğlum bir konuş olmazsa en azından denemiş olursunuz."Kıramazdı babasını.Zaten istemese bile inat bir babası vardı ,uğraşmak istemedi."Peki...Ama olmazsa zorlamayacaksınız."diyip izin alarak sofradan kalktı.
Pek keyfi olmadığı için tek başına kalmak istiyordu.Bu yüzden son zamanlarda uğramadığı ama içini her gidişinde rahatlatan o tepeye yöneltti aracını.Yan koltukta küçük bir şişe viskisi vardı.Bazen tek başına kaldığında burada içmeyi düşüncelerinden arınmayı seviyordu.
Sonunda vardığında aracın arkasında bulundurduğu kamp sandalyelerinden birisini çıkardı,manzaraya bakacak şekilde konumlandırdı.Viskisini eline alıp manzaraya bakarak içmek vardı aklında ama her güzel anın bir katili olduğu gibi bu anında bir katili oldu.Bu katil telefonuna gelen bir bildirimdi.
Berfin KEŞÂNLI'dan;
-Abiciğim sana bir süprizim var.Hazır mısın geliyor...
-@Ronahi ERTUŞ
-kızın hesabını buldum!!!!!
-Senin için kontrol ettim.Cillop gibi tam bir temiz aile kızı.
-İstek at kabul ederse fotoğraflara baktığında yanında olacağım.
-Büyülendiğin anı kaçıramam.
Doğu geveze kardeşine sinirlenmeden edememişti.Aile bireyleri ondan hemen vazgeçmiş,el kızına yar etmek istiyorlardı.
Başta istemesede dayanamayıp merakından hesaba istek atmıştı.Kabul etti mi diye kontrol etmeyide ihmal etmemişti tabii.
En son keyif yapmak için yanlış bir zaman seçtiğini düşünüp o kız yüzünden oluşan merakın getirdiği sinirle eşyaları toplayıp eve döndü.Kendini meraktan arındıracağını düşündüğü için zorda olsa kendini uykunun kollarına bıraktı.
��
Kahvaltı sofrasında herkes yemek yerken Berfin'in yine geveze olası tutmuş müstakbel yengesiyle ilgili konuşuyor abisine onu çileden çıkaracak şeyler soruyordu.
"Abiciğim gerçekten bakmadın değil mi?Bak birlikte bakacağız demiştim,lütfen bakmamış ol."Abisinin bunalmış bakışlarını önemsemeden babasına dönüp konuşmaya başladı.
"Baba görmen lazım hem güzel hemde asil duruyor.Heleki o yeşil gözler,rapunzel gibi uzun sarı saçlar.Tam bir melek gibi.Sanırım adını Ronahi(aydınlık) koymakta haklılar.Bayıldım,bayıldım!"
Sabahtan beri anlat anlat bitirememiş şimdiden o kıza içi ısınmıştı.Hissediyordu.Abisini daha canlı daha mutlu yapacaktı Ronahi.Doğu'da ister istemez merak etmişti o kızı profili yoktu takipçisi gerçekten azdı.Görmesede uzun saçlarını,yeşil gözlerini merak ediyordu.Merak etsede isteğini kabul ettimi diye bakmamıştı zar zor tutmuştu kendini.
"İzninizle ben Berfinin çenesiyle sizi yalnız bırakıyorum.Malum gitmem gereken bir işim var."Berfin abisinin kalktığını görünce anında ördek misali takıldı peşine.O abisinden bile çok merak ediyordu.Ama en çok merak ettiği şey abisinin rapunzel kızı görünce vereceği tepki idi.
"Dur bari kabul etti mi ona bakalım hadi abiciğim hadi lütfen sonra gitmene izin veririm ama önce bakalım olur mu?"
Israra dayanamayıp istediğini yapacaktı çünkü kardeşini tanıyordu.İstediğini alana kadar ağzından girer,burnundan çıkardı.
Telefonunu çıkardı kardeşiyle olan sohbet kısmından hesabı buldu ama gördüğüne inanmak istemedi,keza Berfin'de öyle imkan vermemişti."Birde sen baksana kendi hesabından"
Berfin anında abisinin istediğini yerine getirmişti. Ama onda bir sorun yoktu.Doğu bunu gördükten sonra kardeşiyle göz göze geldi.Sonrası konağı dolduran Berfin'e ait kahkahalar olmuştu.
Aile fertleri olayı anlamadıkları için dik dik ikisine bakıyor olanları sorguluyordu.Kahkahaları arasından Berfin zarzor meraklarını giderecek cümleyi kurmuştu abisi hala olayın şokunda iken.
"Bizim kız...hahahahahhah
Bizim damadı,benim abimi.."devam etmekte zorlansada konuşmayı başardı.
"ENGELLEMİŞ!!!"
Harun beyde buna ihtimal vermediği için kızına baktı.
"Berfin emin misin?Bu mümkün değil."
"Neden hala soruyorsun yapmış işte.Boş verelim zaten o benim oğlumu hak etmiyordu."
Doğu sinirli hali ile babasına çevirdi gözlerini. Ama bir şey diyemedi yapmıştı yine yapacağını"İşe gitmem gerekiyor"diyip aceleci adımlarla arabasına bindi.Sinirle gaza yüklenerek konaktan uzaklaştı.
Berfin ise hala kahkahalarıyle sakinleşmeye çalışıyordu."Ay çatlayacağım valla.Baba ne olursun alalım bu kızı çok sevdim.Tam bana göre."
Velat dayanamayıp kardeşine çıkışmıştı.
"Berfin kızı sana alacaklar sanki.Tövbe tövbe. Ne yamge meraklısı oldun başımıza sana nevoluyor sanki."Pek umursamamıştı abisini Berfin.İstiyorduki bu konakta bir arkadaşı sırdaşı olsun o kişi olarak da rapunzel kızı seçmişti.
Harun ağa çocukların didişeğini bildiği için yavaşça sofradan kalkıp odasına geçti.Halime hanımdanda bir kahve istemeyi ihmal etmedi tabii.
Odasındaki koltuğa oturduğunda merak etmeye başlamıştı.Kız neden engellemişti oğlunu?Beğenmemiş miydi?İstemiyor veya bilmiyor muydu?Bu düşüncelerle birlikte bir şeye emin olmuştu.O kız gerçektende onun gelini olmalıydı.Kahvesini bitirdikten sonra kararını verdi ve telefonu eline aldı.Başta bir iki kere çaldıktan sonra karşı taeaftan ses geldi."Harun ağam nasılsınız?"
"Ayhan ağa biz dostuz resmi olma yav."
"Peki... Bir sorun mu var?"
"Senin kız bizim oğlanı engellemiş."
Ayhan beyin sinirleri tepesine çıkmıştı.Kızını bulduğu yerde kemiklerini kıracaktı.
"Kusura bakmayasın ağam.Ben ona ne yapacağımı bilyorum."
"Pek bir gözüme girdi.Sen benim oğlana kızın numarasını at tanışsınlar eminim birbirine ısınacaklardır."
"Ağam Ronahi'de keçi inadı vardır.İstemezse hayatta yapmaz."Bu kurduğu cümlenin bile bir amacı vardı.
"Sen hallet dile benden ne dilersen."
İşte şimdi keyiflenmişti.O gereksiz kızı sonunda bir işe yaramıştı.
"Ben numarasını Doğu oğluma atarım ağam sen merak etme.Ronahi'de hatasını telafi edecektir."diyp bedalaştı Harun Ağayla.Telfon kapandığı gibi Ronahi'nin numarasını daha önce kaydettiği Doğu nun numarasına gönderdi.Artık sıra Ronahi ye gelmişti.Sinirl ile yerinden kalktı.
"RONAHİİİ.."