Day6- I Need Somebody
Yoğun bakım odasında son kontrolleri yapıyordum dev vücudu ölü gibi önümde yatan bu adam, sessizliğin içindeki yegane yoldaş olduğum, belki duyardı beni konuşsam.
Ah benim sevgili kalp sancım. Kocaman bedenini bile bu hale getirecek ne acılar çekiyordu şu an kim bilir.
Her şeye rağmen Burağın durumu stabildi fakat vücudu o kadar yorgundu ki anestezi kesilmesine rağmen uyanmıyordu. Yanında getirilen polislerin durumu iyiye gidiyordu, o polislerin durumu iyileştikçe yaşanan olayın detayları ortaya çıkmıştı.
Çatışmada ilk kurşunu sıkan polis Buraktı. Kamera görüntülerinin gösterdiği üzere saldırıyı ilk farkeden ve binlerce hayatın kurtulmasına sebep olan da oydu.
Ah, koca yürekli sıska adam.
Lisede ona arkadaşları böyle seslenirdi. Benim de dilime pelesenk olmuştu bu söylem. Şu anda ona böyle seslensem komik olurdu. Zira şu an kocaman bir adamdı, koca vücudu ,özellikle büyük seçilen, hastane yatağına sığmayabilirdi fakat kılpayı bunu kaçırmıştı.
"Hocam işiniz bitmedi mi?"
Hasta bakıcının sesiyle irkildim, son birkaç günün rutini olmuştu bu iş. Kontrol yapmaya geldiğimde dalıp gidiyordum ve birisi dürtmedikçe kendime gelemiyordum. Kimi zaman ağlarken buluyorlardı beni, kimi zaman da ağlama işini çoktan halletmiş elini tutmuş bir şekilde bulunuyordum onun başında. Tabii geceleri kimse yokken yaptığım küçük ziyaretlerden kimsenin haberi yoktu, bu ziyaretler benim onun zihnini aktif tutmak için sarf ettiğim ayrıca bir çabaydı. Kimi zaman bir kitap, kimi zaman bir müzik, kimi zaman da bambaşka bir aktiviteyle onu hayatın güncelliğinden koparmamayı amaçlıyordum, her ne kadar kendim de çok inanmasam da bir yerlerden beni duyduğunu düşünüyordum.
Dolu gözlerimi elimin tersiyle sildim. Elimdeki dosyada not etmem gereken şeyleri not edip son kez kaçamak bakışımı Burağa değdirip dosyayı kapattım. Hasta bakıcıya gülümsedim.
"İşte şimdi bitti. Kolay gelsin" dedim.
Yoğun bakımdan çıkmaya yönelirken bir kez daha bakışlarımı ona değdirdim.
Ben gidiyorum koca adam, geri geleceğim ama, bu gelişimde uyansan olmaz mı?
Çıktım odadan, üzerimdeki önlük ve boneyi çıkartıp çöpe attım ve koridor kapısını şifreyi girip açtım. Kapıyı açtığımda yine son günlerde alışık olduğum başka bir manzara da yoğun bakım kapısında Burağın ailesinden bekleyen biri olmasıydı. Bugünün diğer günlerden farkı kapıda üç kişi bekliyordu.
Bir zamanlar çok samimi olduğum, fakat artık yabancı olduğum iki kişi eklenmişti bu bekleme sürecine, Berhan ve Sertaç.
Yaklaşık 3 gündür buradalardı. Son gördüğümden bu zamana oldukça değişmişlerdi. Yüzlerine her baktığımda eski günlerimizin yadigarı olan acı bir mutluluk hissediyordum kalbimin derin noktalarında, fakat bu zamana kadar onlardan kaçmayı başarmıştım. Üç günün sonunda odamın kapısı çalınıp içeri girdiklerinde artık onlardan kaçamayacağımı , belki de kaçmama gerek olmadığını, anlayacaktım.
Şu anda ikisi de karşımdaki birer koltukta oturuyordu. Yüzlerinde biraz çekingen, çokça yorgun bir ifade hüküm sürüyordu. Otursak sonsuza kadar böyle oturabilirdik ama birinin bu sessizliğe son vermesi gerekiyordu.
"Hastanın durumuyla alakalı sizi endişelendiren bir şey mi var?" Ciddi ifademin ardına gizlediğim merakla gözlerimi üzerlerinde gezdirdim. Soruma cevap veren Berhan olmuştu "Burakla alakalı endişelendiğimiz birşey yok, biz sadece seni görmek istedik Almila." İstemsiz güldüm.
" Gördüğünüz üzere gayet iyiyim. Aksini mi bekliyordunuz?"
Bir zamanlar can ciğer olduğum arkadaşlarıma yabancı muammelesi yapmanın kendime yapabileceğim en büyük kötülük olacağını düşünürdüm eskiden. Bunun onların zihnimdeki yerini sileceğine inanır, içten içe beni de kıracağına inanırdım. Fakat şu an karşımda gerçekten iki yabancı oturuyor gibi hissediyordum. Şu an ne iş yaptıklarından tut, hayatlarına dair hiçbir şey bilmiyordum mesela bu da bizi az çok yabancı yapmaz mıydı? Zaten gerçek arkadaşlar birbirlerini dinlemeden infaz etmezdi değil mi?
" Almila böyle mi olacak gerçekten, yabancı mı olacağız onca hukukumuza rağmen?" Sertaçın isyan içerikli sesine karşılık yumruklarımı çeneme yasladım ve bakışlarımı ona yönelttim. "Ne bekliyorsunuz şu anda tam olarak? Aramızda hukuk mu kaldı sizce?" Aniden yükselen sinirime engel olmak konusunda ciddi sorunlarım vardı hatta engel olamıyordum bile. Bunun bir etkisi olarak elimi sertçe masaya vurdum " Utanmıyor musunuz karşıma geçip hukuktan bahsetmeye. Ulan ben sizin hakkınızda adınız haricinde hiçbirşey bilmiyorum farkında mısınız? Bizi bu hale siz getirdiniz, siz bir kalemde sildiniz attınız oğlum beni! Arkanıza dönüp bir kere bile sormadınız bana işin aslı astarı ne diye. Hepiniz götünüzü başınızı topladınız siktir olup gittiniz beni de bu yalnızlığın içinde bıraktınız, benimle sadece iki kişi kaldı oğlum yanımda. Onlarla da bu zamana kadar geldim. Bu saatten sonra da hiçbirinize ihtiyacım yok benim. Defolun gidin şimdi burdan tercih ettiklerinizin yanına, benimle işiniz yok sizin"
Haklı olduğumun farkındaydılar, kabullenip çıktılar. Fakat artlarında bıraktıkları kalp acımı bilmiyorlardı.
•
Almilanın odasından pişmanlıklarının üzerine tonlarcasını daha ekleyerek çıkmıştı Sertaç ve Berhan. Dışarıdan iyi gibi görünen Almilanın aslındda ne kadar üzgün ve yorgun göründüğünün farkındaydılar farkında oldukları başka bir şey de kızın söylediklerinde baştan sona kadar haklı olduğuydu ona açıklayamayacakları çok şey olmuştu.
Burak uyandığı zaman neler olacağını kestirememek canlarını daha çok sıkıyordu fakat öncelikleri Almila ile kendi aralarını düzeltmekti. Kaybettikleri arkadaşlarını geri kazanmak boyunlarının borcuydu.
Almilanın odasından çıkınca bahçede bir banka oturmuşlardı.
" Kız o kadar haklıydı ki ağzımı açıp tek kelime edemedim yemin ederim." Gökyüzüne diktiği gözlerini usul usul arkadaşına değdirdi Sertaç. Berhan elindeki telefona odaklanmış birşeyler yapıyordu. Sertaç merakla arkadaşına yanaştı ve "Neye bakıyorsun lan öyle pür dikkat?" Diye sordu.
"Almilanın sosyal medyasına bakıyordum. O kaldı dediği kişilerden biri Maridir muhtemelen, hem ona ulaşmayı deneyeceğim hem de diğerinin kim olduğunu merak ettim."
Almilanın hesabındaki son fotoğrafta poz veren üç kişi ; Almila, Marin ve Ilgaz.
Fotoğrafın açıklamasında yazan, Berhan ve Sertaçın yıllar önce düştüğü hatanın düğümünü çözmüştü.
Fotoğrafta üçü de önlüklüydü ve Ilgaz ve Marin el ele tutuşmuşlardı, parmaklarındaki alyanslar kendini belli ediyordu, Marin başını Ilgazın omzuna yaslamış ekrana kocaman bir gülümseme bahşederken Marinin omzuna başını yaslayan Almila da kahkaha attığını belli ediyordu. En baştaki Ilgaz kameraya ciddi duran bir gülüş göndermişti kameraya. Açıklamada " 'En yakın arkadaşlarını evlendirip yanlarında çocukları gibi gezmenin verdiği mutluluk' adlı çalışmamız." Yazıyordu.
İkisi de gözlerini birbirine değdirdi ve aynı anda " Hassiktir!" Dediler.
Yıllar önce Almilayla birlikte sandıkları çocuk aslında Marinle evliydi.
•
"Tayin isteyeceğim ben." Mari içtiği suyu püskürtürken, Ilgaz sabır çekerek elindeki çatalı masaya bıraktı.
Onlara yemeğe gelmiştim. Haftanın en az üç günü onlarda yemeteydim zaten, canlarının sıkıldığını iddia ederek sık sık beni yemek yemeye davet ederlerdi. Ben bunların canı sıkılmasın diye aralarını yapmıştım hatta evlendirmiştim ama hala ortada benimle eğleniyolardı.
Ilgaz bir yandan karısının yüzünü elindeki peçeteyle silerken bir yandan da bana laf yetiştirmekle uğraşıyordu.
"Saçma sapan konuşmaya başladın yine sanki Almi, ne tayini?"
Terapistimin tavsiyelerinden birini değerlendirmek istiyordum, ama ardımda bırakacağım insanları ne kadar çok sevdiğimi ve onlar olmadan ne kadar yalnız hissedeceğimi ve üzüleceğimi de ayriyeten düşünüyordum. Her zaman olduğu gibi şu anda da bir ikilemin içindeydim,aslında bu ikilemlerden kurtulsam tüm sorunlar çözülecekti, ama ben kurtulamıyordum işte.
"Ben biliyorum onun karın ağrısını." Gözlerimiz birden Mari'ye döndü, kaşlarını çatmış bana bakıyordu, kısacası beni öldürecekti. "Bugün bilin bakalım beni kim aradı?" Ortamda hala derin bir sessizlik devam ederken, kıymetlimarkadaşım bizi hiç uğraştımadan kendi sorusuna kendi cevabını vermişti.
"Berhan aradı beni ne hikmetse, bu konuda ne düşündüğünü sorabilir miyim Almi?"
Ops, yakalandık.
"Berhan ne alaka? Kaç sene oldu siz görüşmeyeli. Onlar Buraklarla çok yakın değil miydi?" Durdu bir an ama aydınlanması çok uzun sürmedi " Lan siz beni delirtecek misiniz, Almi sen Burakla mı karşılaştın kız yoksa?" Gözlerini ikimizin de üzerinde gezdirdi. Bana kalmadan karısı ona gerekli açıklamayı yapmıştı.
" Yaralı gelmiş hastaneye, komada şimdi. Geçenki silahlı çatışmada yaralanmış. Benim tahminimce Berhanla Sertaç onu ziyarete gelince karşılaştılar. Ben sadece bu tayin meselesi ne oldu da fırtladı onu merak ediyorum. Onu da Almi inşallah bir ara anlatacak."
Ofladım, bazen gerçekten konuşmaktan nefret ediyordum.