Bu yansımasız olayı Ece'nin kafasını çok bozmuştu. İçinde ayna olan her şey bir ipucu olmak zorunda değildi. Zaten kendisinin çağrısına diğer yansımasız gelmemişti. O yüzden Ece de bu anonsu dikkate almayacaktı.
Koridorda ilerlerken aklına bir şey takıldı. Anonsu öğrenciler yapabiliyor muydu? Yoksa öğretmenlerden de şüphelenmeli miydi?
Bu ihtimal kafasının içinde dolanıp dururken kantine çoktan varmıştı. Önce yemek yiyip sonra düşünmek daha mantıklı olacaktı. Bu yüzden kendisine bir tost ve meyve suyu aldı. Tam kantinden çıkacaktı ki tanıdık bir simaya rastladı.
"Pelin! Nasılsın? Bu cumartesi okula geliyor musun? Ona göre ben de gelmeyeceğim." dedi merakla Ece. Pelin onun okul kursundan arkadaşıydı. Cumartesi günleri birlikte takılıyorlardı.
"İyiyim, sen nasılsın? Evet geleceğim... Konsere kadar ailemin gözüne batmamam lazım. Sınavları batırdım diye çok kızdılar zaten."
"Bende iyiyim... Konser demişken... Daha deminki konser duyurusu öğretmenler tarafından mı yapılıyor?"
"Hayır... Bizim okulun öğretmenlerini bilirsin. Öğrenciler için eğlenceli bir şey olduğunda sadece onay verirler ya da redderler. Geri kalan şeyleri öğrenciler halleder." Dedi bıkkınlıkla. Ece sadece kafa sallamakla yetindi. Yani duyuruyu yansımasız yapmış olsa da olmasa da o bir öğretmen değildi. Bu iyi bir şeydi. Ece öğretmenlerle uğraşmayı hiç istemiyordu.
"Yemek yemem lazım ben sınıfa gidiyorum, cumartesi görüşürüz!" Dedi Pelin'in yanından ayrılırken. Hemen sınıfına çıktı ve tostunu hızlıca yedi. O sırada Songül sınıfa girdi.
"Sanırım şu çatı işi pek iyi gitmedi. Müdürün bağırışlarını duydum."
"Hayır... Gelmeye zahmet bile etmedi. Onun yerine müdür geldi. Devamında da Tuna ceza aldı. Ben saklandığım için beni görmedi." Dedi Ece ve dirseklerini sıraya koyup elleriyle yanaklarını tutarak ofladı. Nasıl bulacaktı bu yanısmasızı?
"Anladım... Peki şimdi nasıl bulmayı planlıyorsun onu?"
"Hiç bilmiyorum. Aklıma bir tane bile fikir gelmiyor!"
"Geziyle ilgili bir duyuru yapmayı düşünür müydün?"
"Nasıl yani?" Dedi Ece merakla. Bu fikir önceden aklına gelmişti ama denememişti. Ama Songül'ün ne diyeceğini de merak ediyordu.
"Kulübün başkanıyla birlikte sınıfları gezerek anket yapabilirsiniz. Nereleri gezmek istersiniz tarzı sorular sorarsınız. Konuşmanı yaparken 'ayna' kelimesi içeren cümleler kurarsın. Dikkat çekici hareketler yapanları not alıp sonra tekrardan sorgularsın..." Dedi heyecanla. Fikrinin güzel olduğundan emin gibiydi. Haksız sayılmazdı. Birkaç değişiklik dışında.
İlk olarak 'ayna' içeren cümleler kurmadan etraftaki yansımaları kontrol edebilirdi. Sınıflara girme bahanesi olmuş olurdu.
İkinci olarak tüm sınıfları gezemezdi. Eğer başkanı ikna edebilirse o gittiği sınıflarda anket yapardı. Ece ise kendisinin gittiği sınıflarda anket yapacakmış gibi davranarak yansımasızı arayabilirdi. Böylelikle benliğine aykırı davranışlardan kaçınmış olacaktı. Hem biri şüphelense bile başkanın bilgisi doğrultusunda bu anketin yapıldığını söyleyecekti.
"Güzel fikir! Yine mükemmelsin Songül! Ama şöyle bir sıkıntı var... Başkanı nasıl ikna edeceğim?"
"Sen bir yolunu bulursun!" Dedi ve gülümsedi. Ardından zil çaldı ve Songül yerine gitti. Ece ise düşünmekle meşguldü. Bütün ders boyunca düşündü.
Aklına hiçbir şey gelmemişti. Ama yine de başkana söylemesi gerektiğinden sınıfından çıktı. Başkanın sınıfına yani 11-C'ye girdi.
"Başkan! Nasılsın?" Dedi ve başkanın önündeki boş sıraya oturdu. Arkadaşlarıyla konuşmakta olan başkan Eceyi görünce ona doğru döndü.
"Ufuk demen yeterli Ece." Dedi bıkkınlıkla.
"Hayır! Sen başkan olduğuna göre başkan demeliyim!" Dedi kararlılıkla.
"Ne istiyorsun? Toplantı filan mı var?"
"Hayır... Sadece bir anket yapalım mı?"
"Ne anketi?" Dedi Eceyi sorgularcasına. "Kulüp işleri konuşulduğunda hep kaçacak delik arardın. Ne değişti birden?"
"Başkan! Abartma! Sadece şu anketi yapalım gitsin tamam mı?"
"İyi git yap!" Dedi başından savmak için. Ece lafı bitirilmeden susturulduğu için sinirlendi. Derin bir nefes aldı ve omuzundan tutarak Ufuk'u kendine çevirdi.
"Başkancım! Lütfen lafımı bitirmeden arkanı dönme! Sadece bazı sınıflara 'Nereleri gezmek istersiniz?' diye soralım diyorum!" Dedi tek yumruğunu sıkarak. Ufuk, kızın yumruğunu gördü. Kızın çabuk sinirlenen yapısı başkasının bu fikri reddetmesine neden olacak olsa da Ufuk bu durum için farklıydı. O, Ece'nin bir şekilde bunu yapacağını biliyordu. Çünkü Ece fazlasıyla inatçıydı. Reddetmesi sadece kızın işini geciktirirdi. Sahip olduğu geniş bilgi ağı sayesinde çoktan Ufuk'u tehdit edecek bir şeyler bulmuştur. Hızlıca ondan kurtulmalıydı.
Kız ise onun ne düşündüğü hakkında en ufak bir fikri yoktu. Dövecekmiş gibi görünerek onu ikna etmeyi hedeflemişti sadece. Fazla mı abartmıştı acaba?
"Hey! Ne diyorsun?" Dedi sabırsızca Ece.
"İyi ama ben sadece 9'lardan A ve B, 10'lardan C ve D, 11'lerden E ve F şubelerine soracağım."
"12.sınıflar peki? Ve neden alfabetik?"
"12-G'ye sorarım ama umursayacaklarını pek sanmıyorum. Bir iki kişi filan cevaplar sadece... Ayrıca canım alfabetik sormak istiyor!" Dedi ve güldü. Onun isteğini kabul etmiş olsa bile kime soracağına kendisi karar verirdi.
"Kalan tüm sınıflara ben mi soracağım?"
"Evet.. Bunu istemiyor muydun zaten?"
"İyi tamam! Ama hocalar sorarsa bu anket senin fikrindi tamam mı?" Dedi Ece, onun fikrinden caymasına müsaade vermeden. Zaten kalan sınıflardan sadece yansımasızı bulabileceği sınıflara gidecekti.
"Tamam öyle olsun." Dedi ve arkadaşlarının yanına gitti. Başkanları Ece'ye karşı çok kabaydı. Daha sonrasında Ece sınıftan çıkmak için yerinden kalkıp arkasını döndü. Ama gördüğü şeyle tamamen donakaldı.







