İçeriğe geç

Yansımasız

Bölüm 6 · 3 dk okuma

Yansımasız

Bölüm 6

• 6 •

"Suna?" Dedi şaşkınlıkla Tuna, karşında duran kardeşine bakarken.

"Bunu yapanın sen ya da Ece olmamasını umuyordum. Ama yaptın yapacağını... Konumuz şu an yaklanmaman! Hadi çabuk ol babam gelecek!" Dedi ve Tuna'nın kolundan tutup çekti Suna. Tuna ise yerinden kıpırdamadı. Arkasına bir baktı ve kız kardeşine döndü. Bir karar vermeye çalışıyor gibiydi.

"Bu anahtarları al ve çabuk buradan git! Babam gittikten sonra buraya geri gelip kapıyı aç. Zaten kameralara bakıp benim olduğumu görecektir. O yüzden kaçmanın bir anlamı yok!" Dedi kız kardeşinin avucuna anahtarı koydu ve gülümsedi. "Pederden fırça yemeyeli ne kadar oldu acaba?"

"İnanılmazsın..." Dedi Suna ve kafasını iki yana salladı. Kardeşinin haklı olması onun canını sıkmıştı. Durumu kabullenerek "O zaman gittim ben!" Dedi ve merdivenlerden hızlıca geri indi.

"Sakın yerinden çıkma! Yoksa sen de fırça yersin!" Dedi kardeşinin arkasından bakarken. Ece bu sözlerin Sunaya değil kendisine söylendiğini anlamıştı. Bu yüzden yerinden çıkmayıp olayların bitmesini bekledi.

Birkaç dakika sonra müdür çatıya çıktı. Öfkesini kız bile hissetmişti. Ses çıkarmamaya özen göstererek onları izlemeye devam etti.

"Sonunda geldin baba!" Dedi gülümseyerek.

"Ne yaptığını zannediyorsun sen?! Şovun kime oğlum senin?!" Dedi ve elindeki sıkmaktan buruşmuş kağıtları çocuğa fırlattı. Ardından parmağını sallamaya devam ederek içindeki öfkeyi oğluna kustu.

"Bir de 'Müdürün oğlu' olacaksın! Yaptığın davranışlara bak! Sen asla düzelmeyecek misin?! Serseri!" Dedi ve iki elini alnına koydu. Sinirden başı ağrımaya başlamıştı. Bir eliyle oğlunu işaret etti ve konuşmasına devam etti.

"Aklını en kısa sürede başına al! Bu son olacak! Bir daha hata yaparsan seni mahvederim!" Dedi ve oğlunun kolundan tutup sürükledi. Merdivenlerden inmeden önce kapıyı kapatıp kilitledi.

Kız yavaşça yerinden çıktı ve hemen kapının yanına gitti. Açmaya çalıştı ama açılmadı. Çatıda mahsur kalmıştı. Kapıya yaslanıp oturdu. Tuna'nın geleceğini biliyordu. O yüzden onu beklemeye başladı. O gelemese bile birini gönderirdi. Bundan emindi.

İyi tarafından bakarsa gün tekrardan başlamamıştı. Yani bu tarz davranışlar Ece'nin benliğine uygundu. Diğer taraftan yansımasız çatıya gelmemişti. Onun kolay gaza gelecek biri olduğunu düşünmüştü. Ama bu davranışıyla kızı yanıltmıştı. Sonuç olarak elinde hiçbir şey yoktu. Boşuna uğraşmıştı. Üstelik Tuna onun yüzünden azar işitiyordu.

Kapıdan gelen seslerle tekrar yerinden kalktı. Kapının arkasına saklandı. Öğretmenler kapıyı açmaya çalışmasını duymuş olabilirlerdi. Riske atmamalıydı.

"Ece?" Dedi yabancı bir ses. Kız olduğu yerden çıktı ve gelen kişiye baktı.

"Sen kimsin?"

"Ben Ekin, Suna'nın sınıf arkadaşıyım. Çatıda birinin mahsur kalmış olabileceğini ve gidip bir bakmamı istedi."

"Anladım... Teşekkürler Ekin!" Dedi ve çocuğun elini sıktı. Suna'nın akıllı olması Eceyi buradan kurtarmıştı. Bir ara ona da teşekkür etmeliydi.

"Üzgünüm! Şimdi gitmem lazım... Daha sonra konuşuruz!" Dedi ve Ece koşarak merdivenlerden indi. Müdürün odasının önüne geldi. Tahmin ettiği gibi Tuna hala içerideydi. Bağırma sesleri koridora kadar geliyordu. Birkaç dakika sonra çocuk içeriden çıktı. Eceyi kapıda beklerken görünce şaşırdı.

"Bakıyorum da çatıdan çıkmayı başarmışsın. Seni sonsuza dek çatıda bırakmayı planlanmıştım."

"Bir yumruk attım ve kapıyı kırdım. Sen de kaşınma sana da vururum. Ayağını denk al!" Dedi gülerek Ece. Tuna da onunla birlikte güldü.

Koridorda yürümeye başladılar. Ama Tuna'nın yüzündeki gülümseme yerini ciddi bir ifadeye bıraktı.

"Babam bana büyük bir ceza vermedi merak etme... Sadece 1 hafta boyunca çıkışta bahçedeki çöpleri toplayacağım. Müdürün oğlu olma avantajı işte! Neyseki tek başıma yaptığımı düşündü. İyi ki seni orada görmedi... Daha ağır bir ceza verirdi emin ol. Bu yüzden sana çıkamamanı söyledim... Ve sen de garip bir şekilde beni dinledin"

"Düzgün şeyler söylersen dinlerim zaten."

"Aman! Boşver! Ben kantine gider! Öğle arası da bitecek birazdan." dedi ve kantine doğru yöneldi.

Ece ise sınıfa gitti. Sınıftan parasını alıp o da kantine gidecekti. Midesi isyan ediyordu. Hızlıca sırasına gitti ve cüzdanından parasını aldı. Ama duyduğu anonsla olduğu yerde donakaldı.

"Şu an çalmakta olan 'Mirror' şarkısının sahibi olan 'Fallen Souls' grubunun konseri için bilet satışlarımız başlamıştır. Almak isteyenler konserin olacağı güne kadar rehberlikten satın alabilirler."

Bu bir işaret miydi? Yoksa bir tesadüf mü?

Bölüm sonu

10 yorum