İçeriğe geç

Yansımasız

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Yansımasız

Bölüm 3

• 3 •

Hala endişeleri vardı ama görmezden gelmeye çalışarak bir plan yapmaya başladı Ece. İlk olarak kendi sınıfını kontrol etmeliydi. Daha demin kendi yansımasını göremediği akıllı tahtaya baktı. Sınıftaki kişilerin yansıması görünüyordu. Diğer yansımasız kendi sınıfındaysa çoktan Ece'yi öğrenmiş olmalıydı. Tenefüste oldukları için bazı insanlar hala dışarıdaydı. Onlar da geldikten sonra kendi sınıfında olup olmadıklarını öğrenecekti.

Ders başlayana kadar kız akıllı tahtaya bakıp durdu. Herkesin yansıması vardı. Diğer kişinin yakınında olmaması onu bir nebzede olsa rahatlatmıştı. Defterinde her sınıf için bir sayfa ayırmıştı ve kendi sınıfı olan 11-F yazısının üstünü çizdi. 28 sınıftan 1 tanesi eksilmişti bile. Her sınıfta yaklaşık 35 kişi olduğunu varsayarsa hala yansımasız olabilecek 945 kişi vardı. Çok fazla insan hakkında bilgi edinmesi gerekiyordu. Neyse ki okulda çok fazla arkadaşı vardı. Gezi kulübü başkan yardımcısı olması da ilk defa işine yarayacaktı. Ama konuşmasını yaparken bir yandan da insanları incelemesi gerekecekti. İki işi aynı anda yapması Ece'nin hem kafasını karıştıracak hem de incelemesi için yeterli süre vermeyecekti. Daha etkili düşünmeliydi.

"Şu an daha iyisin değil mi?" Dedi Songül kantinden aldığı çikolatayı Eceye uzatarak.

"Evet daha iyiyim. Teşekkür ederim" dedi Ece gülümseyerek çikolatayı alırken.

"Neyse ki benim gibi mükemmel bir arkadaşın var!" Dedi kendini övmeyi unutmayarak. Ece onun bu davranışına gülerek karşılık verdi. Tam çikolatasını açıp yiyecekken Songülün masasındaki şey gözüne takıldı.

"O ney?" Dedi merakla Ece.

"Tanıştırayım... Senin korkulu rüyan Fizik. Fizik bak bu da Ece Naz."

"Onu mu diyorum ya!" Dedi ve kitabı eline aldı Ece. Aklına iyi bir fikir gelmişti.

"Çözemediğin soruları işaretledin mi?"

"Evet?" Dedi Songül, Ece'nin ne yaptığını anlamaya çalışarak.

"Çok güzel... Ben bunu üst sınıflara gidip soracağım!" Dedi kitaptaki yapılmamış soruları bulmaya çalışırken.

"Ben hocalara soracaktım zaten..."

"Hiç önemli değil Songül! Arkadaşlar bunun içindir..." Dedi son söylediğini duymazdan gelerek.

Ders boyunca soruların olduğu sayfaları işaretledi. Her sınıfta kimlere sorabileceğini not aldı ve soruların yanına boş kağıtlar da koydu. Böylelikle çözdürdüğü soruyu başka sınıfta da çözdürebilecekti.

Aklı ders dışında her şeye çalıştığını bir kez daha fark eden Ece ilk önce kendisiyle gurur duydu. Daha sonra zilin çalmasıyla soru kitabını, defterini ve boş kağıtları alarak bir alt kattaki 12. Sınıfların olduğu yere koşarak gitti. İlk önce D şubesine girdi. Gözleri Kainat'ı aradı. Kainat, mahalleden arkadaşıydı. Üniversite sınavına hazırlandığından onu bu sene hiç görmemişti. Ta ki Ece'nin ani bir şekilde soru çözdürmek için gelmesine kadar...

"Kainat! Nasılsın?" Dedi mutlulukla.

"İyiyim, sen nasılsın? Uzun zamandır görüşemiyorduk..." Dedi şaşkınlıkla önündeki Biyoloji sorularından kafasını kaldırarak.

"Bende iyiyim. Seni rahatsız etmek için gelmedim. Şu soruları çözer misin rica etsem?"

"Tabii ki çözerim..." Dedi ve Ece hızlıca kitabı ve kağıdı kıza uzattı. Şimdi planın asıl amacına geçti. Yansımasız varsa onu bulmak...

Şansından en arka cam açıktı. Ve sınıfın yansımasını oradan görebiliyordu. Lavaboya giden birkaç kişi dışında sınıf tamamen soru çözen insanlarla doluydu. 12-D de yansımasız yok gibiydi.

Ders başlayana kadar 12-D'den çıkmadı. Tahmin ettiği gibi herkesin yansıması vardı. Hemen defterini açıp bu sınıfı da eledi. Kainat'a teşekkür edip eşyalarını alarak kendi sınıfına gitti.

Kapıyı hafifçe aralayıp baktı. Hocanın daha gelmediğini anlayınca hızlıca yerine geçti.

Elindeki çözümleri Songül'e verdi. Ve bu Tuna'nın gözünden kaçmamıştı.

"Ece! Duygulandım... Sen gerçekten büyüdün... Artık soru bile çözdürüyorsun!" Dedi yalancı bir ağlamayla. Ece ise Tunayla neden hala arkadaş olduğunu bir kez daha sorguladı. Ece'nin notları kötü olabilirdi ama daha önce soru çözmüşlüğü de vardı!

"Sana da tavsiye ediyorum, çünkü benim ki kadar kötü notların var." dedi Tuna'nın dediklerini ciddiye almayarak. Songül ise kağıtları incelemeyi bitirip Eceye döndü.

"Bunların bu şekilde çözüldüğünü nasıl göremedim? Teşekkürler Ece! Şimdi kitabı ver de bunları bakmadan çözeyim." dedi elini Eceye uzatarak.

"Hayır! Yani şimdilik hayır. Bir iki soruyu çözemedi Kainat. Yan sınıfa sorup geleceğim! Birazcık bekle!"

"Peki..." Dedi Songül. Arkadaşının tuhaf tepkisi karşısında ne diyeceğini bilememişti.

Zil çalana kadar Ece yine uyuklamıştı. Zil çaldığı anda ise yine koşarak aşağı inmişti. Tam sınıfların olduğu koridora dönecekti ki biri ona seslendi.

"Ece!" Dedi bir kız sesi. Ece arkasını döndüğünde Suna ona yerdeki kağıtları işaret ederek konuştu.

"Şu kağıtları tek tek verir misin? Tek başıma asmak çok zor oluyor da..." Dedi tatlı bir sesle. Kız kafasıyla onayladı. Çünkü Suna, Tuna'nın kız kardeşiydi. Yani onunla da uzun süredir arkadaştı.

Yerden kağıtları alarak uzatmaya başladı Ece. Dikkatlice baktığında kağıtların hepsinde şiir yazıyordu.

"Bu şiirleri neden asıyorsun?" Dedi merakla Ece.

"Şiir yarışması için. Altındaki boş yerleri görüyor musun? İşte burada bulunan kalemle insanlar beğendikleri şiirin altındaki bu boşluklara artı atacak ve en beğenilenlerden bazıları yarışmaya gönderilecek."

"İlginç bir fikirmiş..." Dedi ve kağıtları uzatmaya devam etti. Ama son kağıda geldiğinde Ece donakalmıştı. Bu da ne demek oluyordu?

Bölüm sonu

8 yorum