Zilin çalmasıyla gözlerini araladı. Yine dersteyken uyuyakalmıştı. Olanları hatırladığında kafasını kaldırıp Tuna ve Songüle baktı. Ama onlar hiçbir şey olmamış gibi sohbet ediyorlardı. Daha demin yaşanan şeyler rüya mıydı?
Yerinden kalkıp hızlıca panoya gitti. Astığı gezi broşürü orada yoktu. Kapıdan kafasını uzatıp baktı. Biyoloji hocasını gezi kulübünün başkanıyla konuşurken gördü. Ve kağıtlar da elindeydi. Her şey gerçek ise o zaman kurallar da doğru muydu?
"Ne yapıyorsun?" Dedi merakla Tuna.
"Neyse ki sınıftan çıkmadım. Yoksa bu broşürleri ben asmak zorunda kalacaktım." Dedi hocanın olduğu yönü işaret ederek.
"Hocaya burada olduğunu söylesem mi? Hem başkana da yardım etmiş olursun!" Dedi sırıtarak.
"Hele bi yap..." Dedi Ece tehdit edercesine.
"Tamam... Sakin ol! Sadece şakaydı... Herneyse... Çıkışta çatıya gelecek misin? Bizim çocuklarla toplanacağız"
"Yok... Kardeşimi almaya gideceğim"
"Tüh ya! Neyse... Başka zaman mutlaka gel!" Dedi sınıftan çıkarken. Kız aslında aklına gelen ilk yalanı söylemişti. Öncelikle içinde bulunduğu sorunu çözmesi gerekiyordu. Dikkat dağıtıcı şeylerden kaçınmalıydı.
Panodan sınıf kuralları kağıdını alıp sırasına gitti. Kuralları tekrardan inceledi. Aynadan çıkmakla ilgili bir kural vardı. Böyle bir kural niye vardı ki?
Dikkatlice düşündü Ece. Sabahtan beri ne yaptığını düşündü. Evi ile ilgili bir anormallik yoktu. Okula geldiğinde de bir şey olmamıştı. Ama lavaboya gittiğinde bir kız kapıyı aniden açarak Eceye çarpmıştı. Ece de böylelikle aynaya yapışmıştı. Muhtemelen girdiği ayna buydu. Şu an ayna mevzusunun doğru olup olmadığından da emin değildi. Ama kağıtta yazan 'benliğine aykırı davranmama' kuralı? Bu kuralı Tunayı öperek çiğnemişti. Tunadan hoşlanmadığı için benliğine aykırı bir davranıştı bu. Böylelikle güne sırasında uyanarak başlamıştı. Demek ki kural çiğneyince sırasında uyanacaktı. Bir yandan da Ece belli sayıda kural çiğneme haklarından birini de kullanmıştı. Her şey çok karmaşıktı.
Çok fazla şey bir anda Ece'nin kafasında dolaştı. Ece kendini toparlayıp çantasından bir defter çıkardı ve kuralları defterine geçirdi. Defterlerini düzenli kullanmadığı için hangisine yazdığının bir önemi yoktu.
Ardından aynanın içiyle ilgili edindiği bilgileri de yazdı. İhtiyacı olduğunda buradan kontrol edebilirdi. Her şey hazır olduğuna göre artık yansımasız olan diğer kişiyi bulabilirdi. Sahi neden yansımasız yazıyordu ki? Gerçekten yansıması yok muydu?
Okulda telefonlar toplandığından Ece'nin telefonu yanında değildi. Hocaları özellikle Ece'nin telefon verip vermediğini kontrol ediyordu. Aynı derste üç kere telefonla oynarken yakalanmasının bir etkisiydi bu.
Akıllı tahtanın önüne geçti. Derin bir nefes aldı ve hızlıca beyaz tahtayı kenara çekti. Gerçekten de bir yansıması yoktu! O bir yansımasızdı! Biraz önce yaşadıklarının aksine bu Eceyi daha çok etkilemişti. Korkudan bir iki adım geriledi.
"İyi misin?" Dedi Songül hemen Ece'nin yanına gelerek. Arkadaşının iyi hissetmediğini anlamıştı. Sınıftaki diğer kişiler de merakla Eceye baktı.
"İyiyim bir sıkıntı yok! Sadece... Gözüm karardı bi an..." Dedi ve sırasına oturdu. Panik olmaya başladı. Aynadan geçmek çok saçmaydı. Hiçbir mantıklı yanı yoktu. Ve bunların hepsi gerçekti!
Nefes alış verişini düzene sokmaya çalıştı. Kendini toplaması gerekiyordu. Olan olmuştu zaten. Bununla uğraşmanın anlamı yoktu. Şimdi yapması gereken tek şey nasıl çıkacağını çözmekti...









