"Ece!"
Duyduğu ses ile kız gözlerini hafifçe araladı. Kafasını kaldırdığında Matematik öğretmeninin sinirle ona baktığını gördü.
"Git elini yüzünü yıka gel!"
Kız kafasıyla onayladı ve sınıftan çıktı. Oflayarak lavaboya gitti. Tam da rüyasının en güzel yerinde uyandırılmıştı!
Lavaboya geldiğinde musluğu açtı ve parmaklarını soğuk suya soktu. Parmaklarının alıştığını hissetiğinde yüzünü yıkadı ve tamamıyla kendine geldi. Zaten okulda sıcak su diye bir seçenek yoktu.
Cebinde duran peçetesini çıkardı ve yüzünü silmeye başladı. Aniden kapının açılmasıyla birlikte kız aynaya yapışmıştı. Birden tuhaf hissetmişti. Muhtemelen dengesini kaybettiği içindi.
"Dikkatli olsana biraz!"
"Üzgünüm..." Dedi lavaboya giren kız mahçup bir şekilde.
"Neyse... Önemli değil." Dedi ve lavabodan çıktı Ece. Küçük penguen adımlarıyla sınıfa ilerledi. İçeri hiç girmek istemiyordu. Derse girdikten birkaç dakika sonra yine uykuya dalacaktı zaten. Kapı koluna elini uzattığı anda zil çalmıştı. Dersi dinlemek zorunda olmadığı için mutluydu ama arkasından gelen sesle Ecenin mutluluğu kısa sürdü.
"Ece?"
"Hocam?" Dedi Ece, Biyoloji hocasının ondan bir şey istememesini umarak. Hocası ellerinde kağıtlarla gülümseyerek kıza doğru yaklaştı.
"Bu broşürleri sınıflara as. Bunları başkana verecektim ama... Sen de asabilirsin. Sonuçta başkan yardımcısısın." Dedi ve broşürleri kızın eline tutuşturdu. Kız gezi kulübü başkan yardımcısıydı. Bu kulübü okul bir yerleri gezdirir ve derslerden çıkar diye seçmişti. Ama sevgili arkadaşları onu başkan yardımcısı yapması için hocayı ikna etmişlerdi. Ece en azından toplantılar için derslerden çıkarım demişti. Lakin bu düşüncesi de toplantıların öğle aralarında yapılmasıyla toz olup uçmuştu.
Sınıftan çıkan matematik hocası tam onu azarlayacakken elindeki broşürleri görüp vazgeçti ve yanından geçip gitti.
Ece vaktini bu broşürleri asmak için harcayacak olsa da şu an için matematik dersinden kurtulmuştu. Broşürlerden birini aldı ve sınıfın duyuru panosuna astı. Ama gözüne bir şey takılmıştı. Sınıf kuralları kağıdı. Bu daha önce burada değildi. Artık sınıflara kuralları mı koyuyorlardı?
Sınıf nöbetçiliği, sessizlik, sınıfı temiz tutmak gibi kurallar dışında tuhaf kurallar da vardı.
• Bir bölgede birden fazla yansımasız varsa,
biri diğerinin girdiği aynadan o kişinin adını, diğer kişiden önce söyleyerek çıkabilir.
• Benliğinize aykırı davranışlarda bulunamazsınız.
• Gün bitiminde yeni gün başlar.
• Belli sayıda kural çiğneme hakkınız var. Haklarınız biterse siz de bitersiniz.
Çok karışık ve bir o kadar anlamsızdı kurallar. Sınıftan birinin eşek şakası yaptığını düşündü Ece. En yakın arkadaşları Songül ve Tuna'nın yanına gidip kağıdı gösterdi.
"Bu nasıl bir şaka? Kim uğraşır ki böyle anlamsız bir şeyle?" Dedi gülerek Ece. Arkadaşları kağıda baktılar ve ciddiyetle kıza döndüler.
"Bunu nöbetçi öğrenci astı. Şaka filan değil. Okulun kuralları bunlar" dedi Songül. Ece tekrar kağıda baktı. Bunlar nasıl gerçek olabilirdi ki? Kendisiyle dalga geçiyor olmalıydılar.
"Madem bu kadar ısrarcısınız..." Dedi ve ilkokuldan beri arkadaşı Tuna'nın iki yakasını tuttu. Gözlerini sıkıca kapattı ve Tuna'nın dudaklarına yapıştı.












