Victor, o gece aynadan uzak durmaya çalıştı. Bu, basit bir karar değildi; bir içgüdüydü. Masasına oturdu, defterini açtı, ama kalemi elinde boş döndürdü. Oda, her zamanki sessizliğini koruyordu, fakat bu sessizlik, sanki içinde bir bekleyiş barındırıyordu.
Gözlerini kapatıp, kendini yatıştırmaya çalıştı. Ama zihninde, o kelime, yankılanmaya devam etti: “Ucube.” Victor, her gün bu kelimenin ağırlığı altında yürüyordu. Ama bu akşam, sanki daha farklıydı. O kelime, sadece bir ses değil, bir bakışın eksikliğiydi, bir bağlantının kopuşuydu.
Bir süre defterine baktı, hiçbir şey yazmadı. Sanki her kelime, o bakışı kaçırmak için yetmiyordu. Hafifçe başını kaldırıp aynaya baktığında, yansıma yine oradaydı. Ama bu sefer, gözlerinde küçük bir belirsizlik vardı.
Victor, hafifçe gözlerini kısarken, sanki yansıma da aynı hareketi yapmadı. Bu, belki de bir illüzyondu. Ama Victor, her seferinde bu bakışın altındaki anlamı çözmeye çalışıyordu. O an, kalbinin hafifçe hızlandığını hissetti. Bu, alıştığı bir duygu değildi. Victor, masadan kalktı, pencerenin yanına geçti. Dışarıdaki karanlık, odanın içindeki belirsizlikle örtüştü. Ama o an, bir karar vermek zorundaydı. Yansımanın ona ne söylediğini tam olarak anlamasa da, bakışların ardında bir cevap gizliydi.
Victor, pencerenin önünde dururken, birden hafif bir tıkırtı duydu. Bu, belki de rüzgarın cama dokunuşuydu, ama Victor, tıkırtının kapıdan geldiğini fark etti. Hafifçe sıçrayarak kapıya baktı. Kalbi daha hızlı atıyordu. Kapının arkasında, sanki biri vardı. Yavaşça kapıyı açtı, fakat koridor yine boştu. Ama o an, bir anda hava değişti. Sanki dışarıdaki karanlık, içeriye bir gölge gibi süzülüyordu.Victor, hala kapının önünde dururken, içindeki o tuhaf tedirginliği daha da yoğun hissetti.
Yansımanın bakışlarını bir kez daha zihninde canlandırdı. Ve o an, bir karar vermesi gerektiğini biliyordu. Kapıyı kapatıp, yavaş adımlarla odasına geri döndü. Ama bu kez, aynaya bakarken, sanki yansıma da ona bir cevap verecekmiş gibi, bir anlık bakışın ardında, bir hareket bekledi. Ve bu sefer, Victor, o bakışın ona bir çağrı olduğunu anladı. Yansıma, dudaklarını kıpırdatarak, ilk defa kendi sesini duyurdu:
“Victor, beni duyuyor musun?”
Victor'un gözleri açıldı.Karnına kıramplar girdi, başı döndü. İnanmadı. İnanmak istemedi. Ve o an, Victor, o bakışın ardındaki anlamın, sadece bir korku değil, ilk kez ona uzanan bir gerçeklik olduğunu anladı.
