Victor aynanın karşısına geçti ve kendini incelemeye başladı. Her şey olması gerektiği gibiydi. Yüzü ifadesizdi, gözlerinin altında hafif bir yorgunluk vardı. Saçları dağınıktı. Gün boyunca hiçbir şey değişmemiş gibiydi; sanki okul, sesler, koridor, hepsi bu kapının dışında kalmıştı. Victor bir süre kendine bakmaya devam etti. Bir şey arıyormuş gibi değil, daha çok emin olmak ister gibi. Ama neyi kontrol ettiğini o da bilmiyordu.
Bir an sonra başını hafifçe yana eğdi. Sadece küçük bir hareket. Aynadaki de aynı hareketi yaptı ama aanki daha geç. Victor bunu fark etti ama hemen üzerinde durmadı. İnsan bazen kendine bakarken böyle şeyler hissederdi; gecikmiş gibi, fazla dikkatli gibi… Belki de gün boyunca duyduğu sesler hâlâ zihninde kalmıştı. Okuldaki gürültü, isimler, o kelime… hepsi üst üste binmişti.
“Ucube.”
Bu kelime zihninde kısa bir an yankılandı. Victor kaşlarını hafifçe çattı, sonra gevşetti. Kendine bakmayı sürdürdü. Elini kaldırdı. Yavaşça. Yansıma da kaldırdı. Ama Victor’un dikkatini çeken şey hareketin kendisi değildi.
Zamanıydı.
Çok küçük bir boşluk vardı. Sanki yansıma, Victor’un hareketini bir an sonra öğrenmişti.
Victor elini indirdi. Yansıma da indirdi. Bu kez daha dikkatli baktı. Gözlerini kırpmadı. Sadece izledi. Kendini test eder gibi küçük hareketler yaptı; omzunu oynattı, başını hafifçe çevirdi. Yansıma onu takip etti. Ama her seferinde…çok kısa bir gecikme vardı. Önce neredeyse yok gibiydi. Sonra fark edilir hale geldi.
Victor’un boğazı kurudu ama bunu belli etmedi. İçinden bunun saçma olduğunu söyledi. Yorgunluk, ışık, günün ağırlığı… açıklama bulmak kolaydı. Ama açıklamalar, gördüğünü ortadan kaldırmıyordu.
Bir adım geri çekildi. Yansıma da çekildi. Tam zqmanında. Victorkısa bir nefes verdi. Rahatlaması gerekiyordu ama rahatlamadı. Çünkü şimdi başka bir şey olmuştu. Yansıma bu kez gecikmemişti. Victor tekrar hareket etti.
Yansıma… önce hareket etti.
Çok kısa bir an için sanki Victor daha hareket etmeden ne yapacağını biliyormuş gibi. Victor dondu. Gözlerini aynadan ayırmadı.
“Hayır,” diye geçirdi içinden. “Bu mümkün değil.” Ama yansıma artık sadece onu takip etmitordu. Bakıyordu. Victor’un bakışından farklı bir şekilde. Daha sabit, daha uzun… sanki onu ölçüyormuş gibi.
Victor bir adım geri çekildi. Bu kez yansıma aynı şeyi yaptı ama bu hareket bile güven vermedi. Çünkü artık hangi tarafın önce başladığı net değildi.
Victor yavaşça kapıya doğru döndü. Aynadan uzaklaşmak istiyordu. Amaiçinden bir şey onu durdurdu.
Bak. Bir kez daha..
Başını çevirdi. Yansıma hâlâ oradaydı. Ama bu kez Victor dönmeden önce de ona bakıyor gibiydi. Ve o an Victor şunu hissetti.
Aynada gördüğü şey, sadece onun yansıması değildi. En azından artık öyle hissettirmiyordu.
Victor bir süre daha aynaya baktı. Kendini zorlamadan, ama gözünü de kaçırmadan. Sanki bakmazsa, bir şey daha kötü olacakmış gibi bir his vardı içinde. Bu his rahatsız ediciydi, çünkü mantıklı bir sebebi yoktu.
Bir süre sonra nefesini yavaşlattı. “Abartıyorum,” diye düşündü tekrar. Bu düşünce rahatlatıcı gelmedi ama en azından tanıdıktı. Elini yüzüne götürdü, gözlerinin altını hafifçe yokladı. Yorgunluk hissi gerçekten gerçekti. Bunu inkâr etmiyordu. Belki de mesele sadece buydu; uykusuzluk, günün ağırlığı, insanların sürekli aynı kelimeyi tekrarlaması...
"Ucube."
Kaşlarını hafifçe çattı. Sanki bu kelime aynanın içinde de yankılandı. Başını kaldırdı, yansıma oradaydı. Hâlâ onu izliyordu. Victor bu kez daha dikkatli baktı. Küçük bir şey arıyordu. Önceki gibi belirsiz bir his değil, net bir hata. Ama hiçbir şey bulamadı. Yansıma düzgündü. Fazla düzgündü hatta.Bu düşünce onu rahatsız etti. Bir adım daha yaklaştı. Aynadaki de yaklaştı. Victor bu hareketi bilinçli yaptı, sonuç görmek istiyordu. Elini kaldırdı, bu kez daha hızlı. Yansıma da kaldırdı. Ama Victor’un gözleri artık detaydaydı. Ve yine oldu. Çok küçük bir gecikme. Bir anlık boşluk. Sanki yansıma, Victor’un hareketini izlemek yerine beklemişti.
Victor’un nefesi sıklaştı. Ama bunu belli etmedi. Sadece gözlerini kısmakla yetindi. Bu kez geri çekilmedi. Tam tersine, aynaya daha da yaklaştı, burnuna kadar. Yansıma da yaklaştı. Ama Victor artık şunu fark ediyordu: aradaki mesafe sabit kalmıyordu. Bazen o öndeydi, bazen yansıma. Ve bu değişim hiçbir kurala uymuyordu.
Victor yavaşça geri çekildi. Yansıma da çekildi. Ama bu kez bir an fazla geç kaldı. Victor bunu net gördü. Ve ilk kez içinden geçen düşünceyi bastıramadı:
"Ben neye bakıyorum?"
O anda ışık hafifçe titreşmiş gibi oldu. Victor başını çevirdi, kısa bir süre odayı kontrol etti. Her şey yerindeydi; kapı, masa, duvar… hiçbir şey değişmemişti. Ama geri döndüğünde, yansıma hâlâ ona bakıyordu. Hareketsiz.
Victor dondu, çünkü o an yansıma hareket etmedi. Sadece izledi. Victor bir şey yapmadı, nefes bile almadı gibi hissetti. Saniyeler uzadı. Oda küçüldü. Sonra yansıma göz kırptı, Victor’dan önce. Kalbi sert bir şekilde çarptı. Ama yine de geri çekilmedi. Sanki geri çekilirse, gerçekten bir şey olduğunu kabul edecekti.
Victor yavaşça başını eğdi, kapıya doğru yürüdü. Ama içinden gelen bir hisle tekrar baktı. O anda yansıma sadece onu taklit etmiyordu; onu izliyordu, adeta ölçüyordu. Ve çok kısa bir an için, Victor hareket etmeden önce yansıma hareket etti. Her şey yerine oturduğunda, Victor aynaya bakmayı bırakamadı. Çünkü artık biliyordu ki bu, sadece yorgunluk değildi.
En kötüsü, buna rağmen aynaya bakmayı bırakamamasıydı.