Sabah yine alarm ile gözlerimi araladım. Lavaboya gidip işlerimi hallettim ve kısa bir duş aldım. Siyah askılı bir bluz ve lacivert bir geniş paça pantolon giydim. Bugün baya büyük gündü. İşten birazcık erken çıkıp abimin yanına gelecektim. Abim heyecanlıydı ama bende fazlası ile heyecanlıydım. Saçımı at kuyrugu yaptım ve biraz da makyaj yapıp evden çıktım herkes uyuyordu. Asansör tuşuna bastığımda üst kata gelmeye başladı. Işıl bugün geç geleceğini söyledi. Çantamdan telefonumu çıkardığım anda asansör açıldı. Demir de oradaydı. Gülümsedim ve baş selamı vererek girdim.
" Günaydın " dedim enerji dolu sesimle. O ise sert ses tonunun aksine yumuşak sesle gülümsedi ve
" Günaydın " dedi. Asansör tuşuna bastım ve inmeye başladık. İndiğimizde ikimizde aynı anda çıktık yan yana. Arabalarımız arka arkayaydı. Arabaya ilerlerken gördüğüm şey ile duraksadım. Arabamın tekerleği patlamıştı. Acaba yine yerdeki hangi cama taşa iğneye değdi. Gözlerimi kapattım sadece sabah sabah arabamın tekerleğinden oldum ya.
Demir bir an bana baktı baktığım yere baktığında gülmemek için yanağınım içini ısırdı çok fark ediliyordu. Parmağımı tehditkar şekilde kaldırdım ve ona doğru
" Gülme bak sakın " dedim. Kafasını onaylar anlamda salladı. Daha sonra konuşmaya başladı.
" Bırakayım mı seni " dedi. Bir arabama bir de Demir'e baktım. Sonra başka çarem yokmuş gibi dudak büzerek kafamı onaylar anlamda salladım. Önden buyur anlamında işaret yaptığında ayağımı yere vurdum ve tekrar Demir'e baktım şuan bir çocuk gibi mızmızlanıyordum. Arabama üzülüyordum. Gülmemek için savaş verirken konuştu.
" Yapacak bir şey yok maalesef " dedi. Oflayıp arabaya ilerledim ve bindim. Binerken eğilmem ile kafamı vurdum. Küt diye ses çıktı. Sanırım artık beyin hücrelerimin çoğu yok oldu. İnleyerek kafamı tuttum. Sabah sabah ne bu şansızlık ya diye düşündüm. Sesi duyan Demir binmek yerine direkt yanıma geldi.
" İyi misin Gizem hastaneye gidelim mi kanıyor mu " diye sorular dizerken ona şokla baktım. Alt tarafı kafamı vurmuştum. Kafamın acısı geçti ve Demir'in gözlerine baktım ve bir tur etrafında döndüm. Daha sonra elimi kaldırarak alnına ateşi varmı diye baktım.
" Ateşi de yok noluyo acaba " dedim. O ise kaşlarını çatmış şekilde konuştu.
" Noluyormuş Gizem Hanım " dedi.
" Sen babam ile sohbet ede ede ona benzedin sanırım alt tarafı kafamı vurdum hastanelik bir şey yok sakin yani. Babam da anneme böyle davranır " dedim gülerek. Bir şeyler mırıldandı. Anlamamıştım. Kaşlarımı çattım ve
" Efendim " dedim anlamaz gözlerle bakarak.
" Bir şey yok gidelim mi geç kalmayalım " dedi. Kafamı onaylar anlamda salladı araba kulpuna elim uzandığında onun da eli uzandı elim elinin üstünde kalınca birden ani temas ile kalbim hızlandı. Daha sonra elimi çektim hızlıca. Kapıyı açtı ve
" Buyrun Gizem Hanım " dedi. Gülümsedim ve
" Teşekkür ederim Demir Bey " dedim. Tam da burda 'Teşekkür mü edersin' repliği aklıma geldi. O anda duyduğum şey ile yerimde kaldım.
" Teşekkür mü edersin' " dedi. Düştük dimi düştük yani bende düştüm hatta şuan kollarına düşebilirim falan yani. Daha sonra konuştu.
" Yani Selin'den biliyorum şaşırma öyle söyleyince aklıma o geldi " dedi. Hemen toparlamaya çalıştım en azından düştüğümüzü belli etmeliydik dimi yani.
" Yok ee yani ona şaşırmadım aklıma benimde geldi de ondan" dedim toparlamaya çalışarak. Sonra ise gülümsedim ve bindim kapımı kapatınca sürücü koltuğuna da kendisi geçti ve oturdu arabayı çalıştırdı. Biraz sessiz geçen yol süresinden sonra konuştum.
" Polis olmak hep istediğin bir şey miydi " dedim. Güldü ve gururla
" Her zaman için o oldu. Daha doğrusu asker olmak da isterdim ama polislik nasip oldu." Dedi. Gülümsedim. Daha sonra konuştu
" Peki ya sen " dedi. Aklıma gelen anılarla gülümsedim.
" Çizimim hep iyiydi. Moda tasarımcısı olmak da istemiştim hep küçüklüğümde ama sonrasında iç mimar olmak istedim " dedim.
" Neden değiştirdin peki " diye sordu. Derin bir iç çektim ve konuştum. Çok da farklı bir anısı yoktu ama olsun.
" Ben sanırım ortaokulda yedinci sınıf falanım tasarım dersimiz vardı. Hocamı çok severdim. O da beni severdi aynı şekilde ve çizim yeteneğimin de farkındaydı. Bir gün bize bi bir ödev verdi maket bir ev vardı. Dışı boyanmış güzel bahçesi olmayan şehirden uzak bir maket ev olduğundan bahsetti ve ayrıca burada yaşayacak insan agorafobi hastalığı olduğundan da bahsetti. Daha sonra 'siz bu evi nasıl tasarlardınız' diye sordu. O an çok güzel şeyler aklıma geldi kağıda aktardım. Herkes gibi daha sonra herkes götürünce bir süre durdum. Aynı zamanda güvenlikli de olmalıydı. " Dedim ve aklıma gelince gülümsedim.
" En sonunda götürüp hocama gösterdiğimde çok beğendi. Hatta resim hocam arkadaşlarım falan hepsi beğendi. Hatta o gün Işıl da aynı şekilde çok güzel yaptı. O günden sonra hep böyle ev tasarlamaya çalıştım ve anladım ki aslında en çok o konuda iyiyim ve o konuyu seviyorum o günden sonra hep iç mimarlık istedim " dedim. Demir ise merakla
" Peki ya herkesin beğenmesine sebep olan çizimin neydi " dedi. Ben ise ona döndüm ve omuz silkerek
" Evin içini tam bir orman gibi tasarlamak istedim. Yani genellikle yeşil ve mavinin tonları ayrıca beyaz kullanmak istedim. Farkım buydu yani farkımız. Herkes evin içini beyaz siyah gibi net tonlar kullanırken ben mesela mavinin tonları ile bir duvar boyadım. Evin dekorasyonlarını da aynı şekilde ağaç mesela duvarlara kuş detayları yani madem dışarıya çıkamıyor bizde doğayı içeriye aktaralım diye düşündüm her ne kadar gerçek gibi olmasada. Işıl ise o direkt gökyüzünü getirmek istedi gökkuşağı renkleri ve mavi tonları kullandı " dedim. Demir kafasını salladı ve
" Mantıklı aslında " dedi. Güldüm kafamı salladım daha sonra tekrar konuştu
" Aslında sen sadece evleri güzelleştirmiyorsun. " Dedi. Kaşlarımı çattım ve
" O ne demek ki şimdi " dedim. Kırmızı ışıktaydık. Bana döndü ve
" İnsanın hayatını da güzelleştiriyorsun " dedi. Utanmıştım gülümsedim ve kafamı çevirdim. Yanaklarım kesin kızarıyordu ben de tekrar döndüm ve kafamı sağa doğru omzuna eğdim ve
" Senin hayatını güzelleştiriyorsam ne mutlu bana o zaman " dedim. Bakıştık bir süre. Yeşil ışık yandığında bakışmamız kesildi. Araba sürerken onu izledim bir süre çaktırmadan. Tek eli ile direksiyonu sola doğru daha sonra ise sağa doğru çevirdi. Gözleri keskin bir şekilde yola bakıyordu. Bu hareketiyle karizmatik göründüğünün farkında mıydı acaba diye düşünmeden edemedim. Daha sonra konuştu.
" Öyle güzel bakınca dikkatim dağılıyor" dedi. Anlamış mıydı izlediğimi hemen çevirdim bakışlarımı güldüğünü işittim. Yanaklarım tekrar kızarmaya başladı. Ondan sonra bir şey diyemedim yakalanmanın verdiği utançla. Şirkete vardığımızda arabadan çıkacakken duraksadım ve
" Teşekkür ederim tekrardan " dedim. O ise
" Rica ederim " dedi. Daha sonra vedalaştık ve ben şirkete girdim. Girene kadar beni izledi fark ediyordum. Daha sonra ise gitti. Gülümsedim. Bakalım Bugün neler olacaktı. Masama geçip oturdum ve çalışma programıma baktım bir kaç toplantı gidilecek evler ve çizimlerim vardı. Hallettikten sonra çıkacaktım. Bir süre çizim yapmaya başladım. Projeler hakkında. Daha sonra Işıl geldi. Öğle arasındaydık. Hemen geldi ve sessizce
" Alper Bey yok dimi " dedi. Yakalansaydı mesai yerdi. Kafamı hayır anlamda salladım ve kolundan tutup oturttum ve konuştum.
" Dökül " dedim. Derin bir iç çekti ve konuştu.
" Geçen gün bu Demir'in arkadaşı herhalde Mert " dedi. Kaşlarımı çattım ve aklıma birbirlerine seslenmeleri geldi. Dağ ayısı Dağ keçisi demişlerdi herhalde birbirlerine merakla
" Eee " dedim. Sonra konuştu.
" Arkadaşına bak arkadaşını al o derece yani. Odun öküzün teki ya " dedi sinirle. Güldüm. Sonra konuştu.
" Ya bak geçen gün sen karakola düştüğünden bir iki gün önce toplantıya geç kalıyordum. Birden bir adamın karşıma çıkması ile elimdeki dosyaların hepsi dağıldı onun yüzünden Alper Bey'e kaç gündür gözükmüyorum zaten. Çarptı. Daha sonra demez mi ' Hanımefendi biraaz dikkatli olsanıza Allahaşkına ' diye. ' Pardon ' dedim ama geç kalıyordum İkimizde aynı anda eğilince bu sefer kafamız çarptı. Kafasıda odun gibi resmen ya kafam kırıldı. Of çektim. ' Allahaşkına beyefendi gidin şuradan ' dedim sitemle bende. ' Yok ben yardım edeyim her ne kadar siz çarpmış olsanızda ' dedi " diye konuştu Işıl sonra biraz su içti ve devam etti.
" Oturdum onunla orada kavga ettim. Birde cidden oturdum sokağın ortasına yok ben çarpmışım. Ben de altta kalmadım sen çarptın diye kavgaya girdim. Sonrada yardım edeyim diye tutturdu. ' Ay oldu ya hem söylen hem yardım et dağ ayısı hödüğü odunu ' diye sıraladım sonra baş demesin mi ' dağ keçisi ' diye aklıma geldikçe sinir oluyorum " dedi. Güldüm hatta kahkaha attım. Cidden anlatırken sinir olmuştu.
" Gülme Gizem " dedi. Ben ise
" İnsan yaşattığını yaşamadan durmazmış " dedim ve daha çok güldüm ardından Asya geldi ve
" Alper Bey geldi haberiniz olsun " dedi. Işıl hemen ayağa kalktı ve bana dönüp
" Ben işime dönüyorum " diyerek koşar adımlarla çıktı. Ben ise kafamı salladım ve çalışmaya başladım. Bir kaç saat sonra geçince abim aradı ve açtım.
" Efendim" dedim.
" Gizem yazmış saat kaçta demiş. Saat 7 de almaya geleyimmi dedim. Olur dedi valla olur dedi " dedi. Güldüm biliyordum zaten evet diyeceğini.
" Tamam abim işlerim bitti gelicem birazdan " dedim. Vedalaştık ve kapattım. Daha sonra Işıl'a olanları zaten söylemiştim sadece çıkacağımı söyledim ve çıktım. Arabama yönelicekken arabamın tekerleğinden olduğumu hatırladım ve taksi çağırdım. Hemen eve geldim ve eve çıktım. Abim kapıyı açınca direkt hızlı adımlar ile odaya götürdü.
Kıyafet önerisi ile sonucunda giyindi sonunda siyah giyinmişti. Şans diledim ona parfümünü de sıktığında saat 6.30'du. Yanağımdan öptü ve vedalaşarak çıktı. Umarım her şey düşündüğümüz gibi olurdu.
Yazardan;
Burak heyecanla evden çıktı kardeşini öperek. İlk defa birine karşı böyleydi. Sırılsıklam aşıktı. İnşallah her şey umduğu şekilde giderdi. Apartmandan çıktı ve arabasına yöneldi. Arabasına bindi ve yola çıktı. Daha sonra Gizem'i düşündü. Biricik kardeşini.
Şuana kadar hep yanında olan kardeşini sanırım hayattaki en güzel şansıydı. Geçen gün gözleri dolduğunda anladı kendisine ne kadar bağlı olduğunu. O yüzden dalga geçmişti onunla. Ağlamasını istemezdi Burak hele de konu kız kardeşi olunca saçının teline zarar getirene daha da zarar getirirdi.
Daha sonra sevdiği kadını Sena'yı düşündü onunla ilk operasyonda karşılaştılar. O günü hatırladı ve gülümsedi. Sena onun için fazlasıyla güzeldi narindi. Sert gibi görünen ama bir o kadar da nadirdi. Düşünceleri ile Sena'nın evinin önüne geldi ve kapıda olduğunu gördü. Gülümsedi istemsizce. Arabadan indi ve Sena'ya baktı fazlasıyla güzel olmuştu.
Beyaz bir stablez üstüne ise siyah ceketli bir takım giymişti. Beyaz bir spor ayakkabı ve siyah çanta almıştı. Kıvırcık saçlarını düzleştirmiş ve hafif bir makyaj yapmıştı. İçine muhtemelen silah falan koymuştu. Hep böyle şeyler giyinmeyi tercih ederdi çünkü her an ne olacağı belli olmazdı. O polisti sonuçta her an arayıp göreve çağırabilirlerdi.

( Sena'nın elbisesi temsili olarak. Şimdi diyebilirsiniz niye böyle sonuçta nereden bilsin nereye gideceklerini ve çıkma teklifi alacağını dimi... )
Daha sonra ona bakan Burağ'a baktı ve konuştu.
" Şey tam olarak nereye gideceğimizi bilemediğim için böyle giyindim " dedi mahçup sesle. Haberi yoktu ki Burak onun bu haline bile büyülenmişti. Ama kendisini yine de sade giyinmiş buluyordu. Sade sevmesine rağmen... Burak ise hemen konuştu.
" Yok çok güzel olmuşsun. Yani uygun baya gidelimmi " dedi. Kafasıyla onayladı. Arabaya ilerlediğinde Burak kapısını açtı. Sena ise gülerek bindi arabaya. Burak da sürücü koltuğuna geçtiğinde gitmeye başladılar daha sonra Sena konuştu.
" Unutmamışsın " dedi. Burak ise kaşlarını çattı ve konuştu.
" Neyi " dedi Burak. Sena bakışlarını camdan çekti ve yola odaklanan Burağ'a döndü.
" Gül sevdiğimi " dedi Sena ve ekledi.
" Hemde beyaz gül sevdiğimi " dedi. Burak ise rahat bir şekilde
" Ben seninle ilgili hiç bir şeyi unutamam Sena hepsini aklımın her yerine kazıdım " dedi. Sena ise utanmıştı gülümsemeyle yetindi ve konuşacakken tekrardan sustu. Yanakları kızarmıştı. O yüzden sessiz kalma hakkını kullandı. Burak ise gizlice yandan bakış attığında durumdan gayet memnundu. Kızarmış yanaklarını şuan öpmek istiyordu veya sarılmak kokusunu içine çekmek istiyordu ama olmazdı en azından şimdilik.
Yol boyunca sessiz kaldıklarında restoranta sonunda vardılar. Bu restorantın önemli bir anısı vardı. Gizem bu yüzden ısrar etmişti. Tanıştıkları yer... O zaman ilk kez burada kavgayı durdurmak için gelmişlerdi. Burağın bıçaktan dolayı eli kesilince yarasını saran Sena olmuştu...
Sena burayı görünce gülümsedi ve Burağ'a döndü.
" Cidden mi Burak " dedi. Burası kolay rezervasyon yaptıracak yerlerden biri değildi. Kafasını sallamakla yetindi. Gülümsemesi genişledi Sena'nın daha sonra yan yana restoranta girdiler ve oturdular. Yemekler geldi. Burak heyecanlıydı. Sena ise Burağın konuşmasını bekliyordu. Boşuna çağırmadığını anlamıştı. Burak ise tüm cesaret konuşmaya başladı.
" Sena " dedi.
" Efendim" dedi Sena kafasını oynadığı tabaktan kaldırarak.
" Bak Sena direkt konuya giricem. Ben öyle fazla romantik konuşamıyorum ama uf her neyse ne işte" dedi. Sena'nın kalbi uçurumlardaydı. Burağ'a bakmak ile yetindi. Nefesini de tuttu. Öylece kalmıştı yerinde. Burak konuşmaya devam etti.
" Ben... Bir anda aşık oldum sana ne olduğunu anlamadım. Büyülendim kelimesinin anlamının sana baktıkça anladım mesela bana ne yaptığını da ama ben ilk defa birine karşı bu hisleri hissettiğimi farkettim ve bunu sana da söylemek istedim. Belki böyle bir konuşma evlilik teklifinde falan olur ama... Benimle bir hayatı birlikte geçirmeye var mısın Senam.." dedi Burak ve derin bir rahatlamış nefes verdi.
Sena ise bu sözler karşısında etkilenmiş ağzını milim kıpırdatamıyordu. Sadece sevinçten ağlardı falan herhalde. Evet o da farketmişti ona karşı duygularını ama bunu sevdiği adamdan duyması da ayrı oluyordu. Burak ise Sena'nın yüzünün her milimine bakıyordu. Tekrar konuştu Burak.
" Eğer istemezsen zorla-" diyecekken Sena atladı.
" Eveett. Ay geçiririm Burak ne istememesi. " Dedi heyecanla. Burak kalakaldı bu sefer daha sonra Sena konuştu.
" Burak ben seni çok sevdim ve seveceğim son nefesime kadar hemde. Ben de ikinci defa birini çok fazla sevdiğimi farkettim ama bu çok farklı. Ben... Sadece seni çok sevdiğimi hatta aşık olduğumu anladım " dedi Sena. Burak ise aklında kalan tek merak kırıntısını sakladı bu anı bozmak istemezdi çünkü şuan sevdiği kadın ona evet demişti.
Daha sonra ayağa kalktı ve Senayı da kaldırdı. Etraftaki kimse onun umrunda değildi. Bir anda belinden tutup sarıldı kokusunu içine çekti bir süre öyle kalınca daha sonra daha sıkı sarıldı ve döndürmeye başladı. Sena ise kollarını Burağın boynuna dolamıştı. Etraftakiler hayranlıkla izlemişti onları. Daha sonra sakin bir yere geçmek istediler ve hesabı ödeyip çıktılar restorantın bir kaç adım ötesinde çimenlik bir alanda yürümeye karar verdiler. Bir süre yürüdüler ve
Burak Sena'nın elini kavradı. Sena ise ona gülümseyerek baktı. Daha sonra Burak içindeki merağı tutamayıp sordu.
" İlk aşığın kimdi " dedi. Sena ise gür bir kahkaha attı karın ağrısı belli olmuştu. Bir süre düşünür gibi yaptı ve konuştu.
" Babamı saymazsak niloyadaki Mete " dedi ve daha çok kaahkaha attı. Burak ise sadece
" Ne " dedi. Sena bunu bekliyordu.
" Ya of Burak cidden senden başka birine gerçekten aşık olduğumu mu zannettin " dedi. Burak ise
" Ne bileyim kızım bir anda ikinci aşığım diyince merak ettim " dedi. Sena daha çok güldü ve ona döndü iki ellerini de birleştirmişti.
" Burak benim senden başka aşık olduğum kimse hiç olmadı ben hep seni sevdim. Hatta hani dedin ya 'seninle ilgili her şeyi aklıma kazıdım' bende seninle ilgili her şeyi kalbime kazıdım " dedi. Burak ise biraz eğildi Sena'ya doğru aralarında milimlik bir mesafe vardı. Sessizce fısıldadı. Tabiki onun izni olmadan öpmeyecekti.
" Seni çok seviyorum Sena Sesli " dedi. Sena ise
" Bende seni çok fazla seviyorum Burak Korkmaz " diyerek Burağ'a daha çok uzandı ve tam öpecekken bağırma sesi duyuldu.
~ 19. Bölüm Sonu ~
Selamlarrr
Nasılsınızz
Bölüm hakkındaki düşüncelerinizz nelerr??
Evet uzun bölüm ile uzun zaman sonra buradayım.
Vee Sena ve Burağ'a hayırlı olsunlarımızı iletip darısı Gizem ve Demir'e diyoruz diyelim..
Peki ya Gizem Demir sahneleri...
Agarofobi ne demek diyebilirsiniz. Agarofobi dışarıya çıkamayan yani fobisi olan kişilere denir. Eğer açıklama yeterli değilse internetten bakabilirsinizz
Düştük dimi yani düştük eridik itiraf edin şimdi
Gelecek bölümde görüşmek üzereee
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayınnn
Sizleri çok seviyorum 💖
Sağlıcakla kalınnn
Hoşçakalınnn
♡
