Altay, Aden’i nazikçe giydirdikten sonra onu kucaklayarak arabanın koltuğuna oturtmaya başladı. Aden hâlâ titriyordu, ama sıcak giysiler onu biraz olsun rahatlatmıştı. Araba, gecenin karanlığında sessizce ilerlerken, Altay bir yandan direksiyonu tutuyor, diğer elini Aden’in ellerine yerleştiriyordu.Altay (yumuşak bir sesle): “Hastaneye varınca hemen seni muayene edecekler. Biraz daha dayan, mavişim. Bittiğinde yine seninle olacağım, hep yanında olacağım.”Aden, bir şey demedi. Sadece başını yavaşça yanına koyarak derin bir nefes aldı. Hızla ilerleyen arabanın içinde tek ses, motorun sesi ve birkaç saniyelik yağmur damlalarının pencereye vurma sesi oluyordu. Altay, arada bir gözlerini hızla yoldan alıp, Aden’in ellerini sıkıyor, ona moral vermeye çalışıyordu.Nihayet hastaneye vardıklarında, Altay hemen Aden’i kucaklayarak içeri doğru koştu. Hemşireler hızlıca müdahale ettiler ve Aden’in yatağına yatırdılar. Altay her şeyin farkındaydı; dikkatlice her şeyi izliyor, ona zarar gelmemesi için hiçbir fırsat bırakmamaya çalışıyordu. Hemşirelerden biri damar yolunu açmak için hazırlandı.Hemşire (gülümseyerek): “Birkaç dakika içinde kan alacağız. Sakin ol, çok acıtmayacak.”Altay, bir an duraksadı ama hemen Aden’in elini tuttu, parmaklarını sıkıca kavradı. Aden gözlerini hafifçe açarak ona bakarken, Altay ona güven veren bir gülümseme ile karşılık verdi.Aden (titreyen bir sesle): “Bana zarar vermeyin… Altay…”Altay, ellerini onun ellerine koydu, dudaklarını hafifçe ısırarak sakinleştirmeye çalıştı.Altay (yavaşça): “Hiçbir şey olmayacak, mavişim. Sadece biraz zorlanman gerekebilir, ama ben buradayım. Sana hiçbir şeyin zarar vermesine izin vermem.”Hemşire, damar yolunu dikkatlice açarken Aden gözlerini sımsıkı kapatıp, Altay’ın elini bir an daha sıkıca tuttu. Altay, ellerini hiç bırakmadan Aden’in kafasına yumuşak bir öpücük kondurdu.Aden (yavaşça): “Beni bırakma... lütfen...”Altay (fısıldayarak): “Söz veriyorum, seni asla bırakmam. Benim her zaman yanımda olacaksın. Hep.”Kan alma işlemi bittikten sonra, hemşireler Aden’i biraz daha gözlem altında tutmak için odadan ayrıldılar. Altay, sırtını yasladığı sandalyeye oturup, Aden’in başucunda durdu. Gecenin geri kalanında sadece Aden’in soluk nefesleri ve hastane makinelerinin bip sesleriyle dolmuştu ortam.Altay (düşünceli): “İyi olacaksın, mavişim. Her şey geçecek…”Sabah, Aden’in gözleri yavaşça aralandığında ilk gördüğü şey Altay’ın başını ellerine yaslamış, uykusuz ama bir o kadar da huzurlu bir şekilde uyuyan haliydi. Gözleri dolmuştu, ama bir anlık korku yerini güvene bırakmıştı.Aden (fısıldayarak): “Altay...”Altay, gözlerini açtı ve onun elini öperek hafifçe gülümsedi.Altay: “İyi misin, mavişim? Sana söz verdim ya, hep buradayım.”Aden (gözlerinde hafif bir gülümseme ile): “Evet… Hep yanımda olacağına söz verdin. Hiç bırakma…”Altay, Aden’i nazikçe kucaklayıp başını okşayarak ona olan güvenini ve sevgisini hissettirdi.
Bölüm 29
29. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.