Sabahın erken ışıkları perdelerin arasından odaya sızıyordu. Hafif bir serinlik vardı ama Aden’in içi sıcacıktı… Çünkü hâlâ Altay’ın kollarındaydı.Göz kapakları hafifçe kıpırdadı. Önce bulunduğu yerin farkına varamadı; ama sonra Altay’ın kolunun hâlâ belinde olduğunu, başının onun göğsünde yattığını fark etti. Gözlerini tam açmadan önce derin bir nefes aldı, yüzüne hafif bir gülümseme yayıldı.Altay hâlâ uyuyordu. Aden başını hafifçe kaldırıp ona baktı. Altay’ın saçları dağılmıştı, yüzünde huzurlu bir ifade vardı. Aden, bir an onu izledi, gülümsedi.Fısıltıyla: “Uyuyorsan bile çok tatlı bakıyorsun…”Sonra parmak uçlarıyla Altay’ın yanağını hafifçe dürttü.Aden: “Uyan prens, sabah oldu…”Altay gözlerini kıstı, uykulu bir sesle konuştu: Altay: “Mmm… Bir beş dakika daha. Mavişim uyanmış ama ben uyanamıyorum…”Aden kıkırdadı, elini Altay’ın burnuna götürüp hafifçe sıktı.Aden: “Ya uyanırsın ya da seni öperim, ona göre!”Altay hemen gözlerini açtı, yarı gülerek: Altay: “Ee… Tehdit mi bu, teklif mi?”Aden yüzünü gizleyip güldü, sonra başını tekrar onun omzuna yasladı.Aden: “Sanırım her ikisi de olabilir…”
Bölüm 20
20. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.