İçeriğe geç

Yanlış Nikah

Bölüm 7 · 2 dk okuma

Yanlış Nikah

Bölüm 7

7. Bölüm

Gece yarısını çoktan geçmişti. Kaan’ın düzenli solukları yatakta sabit bir ritim tutarken Ceren hâlâ uyanıktı; kirpiklerinin ardı kum tanesi gibi yanıyordu. Battaniyeyi usulca kenara itti, halıya basan çıplak ayaklarıyla gıcırtısız ilerleyip odanın köşesindeki bembeyaz makyaj masasına oturdu.Abajurun zincirini hafifçe çekti—sıcak, sarı bir halka hem yüzünü hem de masanın pürüzsüz cilasını aydınlattı. Aynadaki yansımasında şişkin göz torbalarını fark etti; uzun günün ağırlığı yanaklarına gölge düşürüyordu.Çekmeceden minik, gümüş kaplı kapatıcısını çıkardı. Soğuk metal ucu gözaltlarına dokundurdu; hafif vuruşlarla rengi dağıtırken kendi kendine fısıldadı:> Ceren (fısıltıyla): Yarın en azından yorgunluğu saklamalıyım.Krem, mor halkaları yumuşatıp daha canlı bir ifade verirken Ceren’in bakışları da toparlandı. Dudaklarına ince bir nemlendirici sürdü, saçını parmaklarıyla tarayıp omzunun arkasına attı.Işığı kapatmadan önce aynaya bir kez daha baktı: Morluklar maskelense de gözlerindeki direnç gizlenmemişti.Usulca ayağa kalktı, abajurun zincirini çekip loşluğa döndü. Sessiz adımlarla yatağa süzüldü, yastığa başını koydu ama gözlerini kapatmadı; tavanın karanlık çizgilerini izlerken içindeki inatçı ses hâlâ dipdiri fısıldıyordu.___

Gün, perdelerin arasından sızan solgun bir şafak ışığıyla odaya dokundu. Ceren, gözlerini tam kapatamamış hâliyle gri aydınlığa baktı; kaç saat uyuduğunu hatırlamıyordu. Yanındaki yatak yarısında hâlâ sıcaklık vardı ama Kaan ortada yoktu. Yataktan kalktı, çıplak ayakla odanın sessizliğini dinledi. Banyodan gelen uzak bir su sesi – musluğun ince akışı – duyuldu. “Erken uyanık,” diye geçirdi içinden. Hâlâ kaslarının tutulduğunu hissederek pencereye yürüdü; avluda sabah sisine karışan koruma görevlilerinin siluetleri geziniyordu. Kapı hafifçe aralandı; Kaan içeri girdi. Üzerinde gri bir t-shirt ve jogger pantolon, elinde iki karton kahve bardağı vardı. > Kaan (sakin, yumuşak): Birini sütlü aldım. Siyah sevmiyorsan— Ceren (kahveyi alırken mesafeli): Teşekkür ederim… ama bu kibarlığın da bir bedeli vardır eminim. Kaan gülümsedi, ceketinin cebinden ince bir dosya uzattı. > Kaan: Bugün ajansa geri döneceğiz. “Eş” olarak tanıştırılacağız. Bu dosyada seni bekleyen resmi açıklamalar, kısa biyografimiz ve düğün tarihimiz var. Ezberlemen gereken ayrıntılar. Ceren (dosyaya göz atıp kaşlarını çatar): Düğün hikâyemize balayı bile eklemişsin. Kaan: Güvenilir olması için detay şart. Soru sorarlarsa tereddüt etmeyelim. Ceren kahveden kısa bir yudum aldı; vanilya kokusu boğazını yumuşattı. Kâğıtların arasındaki fotoğraflara baktı: birinde Kaan sahte bir nikâh masasında kolunu omzuna atmış, Ceren utangaç bir tebessümle objektife bakıyor. Bilgisayar montajı olmasına rağmen tuhaf bir gerçeklik hissi veriyordu. > Ceren (alçağımsı): Bir fotoşop’luk mutluluk… Kaan: Eğer o imaj seni hayatta tutacaksa, değmez mi? Ceren cevap vermedi; pencereden dışarı bakıp fincanı iki eliyle kavradı. Sıcağın parmak boğumlarını ısıttığını hissetti. İçindeki itiraz dalga dalga yükselse de önünde duran tek yol buydu. > Kaan: Yirmi dakikaya şoför hazır. Gardıropta sana uygun bir iş kıyafeti var. Ceren (dosyayı kapatıp derin nefesle): Peki… Oyuna devam. Ama şunu bil: Rol yapmaktan nefret ederim. Kaan (bakışlarını kaçırmadan): Doğru rol, doğru zamanda hayat kurtarır. Sen yine de kendin kal—ben sadece senaryoyu yazıyorum, oynamak sana kalıyor. Ceren kahveyi masanın kenarına bıraktı, dosyayı kolunun altına sıkıştırdı. Aynaya kısa bir bakış fırlattı; gecenin kapatıcısı hâlâ yerindeydi, ama bakışında yeni bir çelik vardı. > Ceren (iç ses, kararlı): Bu senaryoyu bir gün ben yazacağım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.