[2 Gün Sonra – Kaan taburcu olmuştur, evde dinlenmektedir. Ceren hâlâ bir şey söylememiştir.] Ceren mutfağın köşesinde sessizce bir bardak su doldururken Elay arkasından yaklaştı. Salondan Kaan’ın öksürük sesi geliyordu. Ceren hemen kulak kesildi, sonra içini çekti. Elay başını yana eğdi, gözlerini Ceren’e dikti. > “Hâlâ söylemedin, değil mi?” Ceren cevap vermedi. Sadece dudaklarını ısırarak başını eğdi. Elay hafifçe iç çekti. > “Ceren… bunu daha fazla saklayamazsın. Onun da bilmeye hakkı var. Kaan az kalsın ölüyordu. Sen hâlâ içinde tutuyorsun bunu.” Ceren başını yavaşça kaldırdı. Gözleri dolmuştu ama düşmemişti yaşlar. > “Söylemeye korkuyorum, Elay… Ya sevinemezse? Ya bu yaşadıklarından sonra kaldırmakta zorlanırsa? Ya… benden uzaklaşırsa?” Elay bir adım yaklaşıp onun elini tuttu. > “Uzaklaşmaz. Biliyorum. Kaan seni seviyor. Ve… seni sevdiği kadar, o bebeği de sevecek. Sen yalnız değilsin. Ne olursa olsun söylemelisin.” Ceren derin bir nefes aldı. Suyun dolduğu bardağı tezgâha koydu. Sonra başını salon kapısına çevirdi. Kaan içeride, hiçbir şeyden habersiz oturuyordu. Sakin. Yaralı ama güvende. > “Peki… ama… belki bugün değil. Belki… biraz daha zaman tanıyayım ikimize de. Sonra…” Elay onu dikkatle süzdü. > “Zaman bazen bizim kaçışımız olur, Ceren. Ama gerçekler… hep yerinde durur. Ne kadar ertelediğin değil, nasıl söylediğin önemli.” Ceren hâlâ mutfağın köşesindeydi. Elini karın hizasına götürdü istemsizce. O anda Elay göz ucuyla baktı ve dudaklarını büktü. > “Bak...” dedi sessiz ama kararlı bir sesle, “...karnın da hafif belirginleşmeye başladı artık. Saklayamayacaksın.” Ceren hemen elleriyle karnını kapattı, içgüdüsel bir hareketti. Gözlerini kaçırdı Elay’dan. > “Daha zamanı var diyordum…” diye fısıldadı. Elay başını iki yana sallayıp hafifçe gülümsedi. > “Zaman mı? Güldürme beni. Şöyle Kaan’ın önünde bir iki kere uzansan, o fark eder zaten. Kaldı ki sen artık yürürken bile farklısın.” Ceren başını eğdi, utanmış gibi. Elay koluna hafifçe dokundu. > “Bak ben çıkıyorum. Kaan yalnız kalmasın diye seni çağıracağım diyeceğim. Geç otur yanına. İçinden geldiği gibi konuş. Bu bir mucize, Ceren. Korkun değil, sevincin olsun.” Ceren sessizce başını salladı. Elay çantasını aldı, kapıya yönelirken arkasına dönüp bir kez daha baktı: > “Unutma… sen çok güçlü bir kadınsın. Ve çoktan annesin.” Kapı kapandığında Ceren derin bir nefes aldı. İçini bastıran duygular dalga dalga yükselirken salonun kapısına yöneldi.
Bölüm 47
47. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.