Ceren’in ayakları yere basmıyordu adeta… Kalbi göğsünden çıkacak gibi çarparken kapıyı araladı. Gözleri Kaan’ı gördüğü an doldu. Solgun ama oradaydı. Gözleri açıktı. Yaşıyordu. Kaan, başını hafifçe ona çevirdi. Dudaklarında yorgun ama tanıdık bir gülümseme belirdi. > “Güzelim…” Ceren’in gözyaşı yanağından süzülürken Kaan gözlerini kırpıştırdı, onu baştan ayağa süzdü. > “Yine kustun mu sen ha? Rengin atmış.” Ceren boğuk bir kahkaha attı, gözleriyle gülümsedi. > “Benim rengimi boşver…” dedi yanına diz çökerek. “Sen iyi misin? Hâlâ canın acıyor mu?” Sesinde hem sevgi hem de tedirginlik vardı. Kaan cevap vermeden önce onun yanağına hafifçe bir öpücük kondurdu. Elleriyle yüzünü tuttu. > “Ağlama… Ben iyiyim. Sen buradasın ya… başka hiçbir şeyin önemi yok.” Ceren başını hafifçe eğdi, alnını onun alnına yasladı. > “Bir daha korkutma beni… ne olur…” Kaan hafifçe başını salladı. Gözleri hâlâ doluydu. Ama o an her şey durdu. Tüm dünya, sadece o küçük odada, iki kalp arasında atıyordu.
Bölüm 46
46. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.