Karanlık kabin boyunca uğultu hâlinde süzülen motor sesi, Ceren’in kulak zarlarında nabız gibi atıyordu. Parmaklarını koltuğun kenarına gömdü; deri gıcırdadı. Yanında oturan iri gölgeli adam, yüzünü hâlâ göstermiyor, sadece ön ışıktan refle kazanan çenesini belli belirsiz ortaya çıkarıyordu. ––– Yolculuk Sürücü koltuktaki adam ara sıra dikiz aynasından bakıyor, ama hiç konuşmuyordu. Camdan dışarı süzülen manzara, şehrin ışıltılı merkezinden çıkarak daha tenha, geniş caddelere; sonra da yüksek çam ağaçlarının arasına giren ıssız bir yola dönüştü. Ceren, haritanın belleğinde olmayan bir güzergâhta savrulduğunu hissetti. Telefonunu zorla avuçladı; şebeke çekmiyordu. “Servis yok.” Ekranı karardı. > Ceren (iç ses): Sakin… koşamazsın, kapılar kilitli… Panik yok; gözlem yap, çıkış ara. Arabanın iç lambası bir süre sonra yandı. Yanındaki adam artık yüzünü göstermeden cebinden minik bir ilk-yardım paketi çıkarıp Ceren’e uzattı; pamuk ve antiseptik mendil. > Adam: Diziniz kanıyor. Silin, iz bırakmasın. Ceren (öfke ve şaşkınlıkla): Beni kaçırırken nezaket mi gösteriyorsunuz? Adam (tekdüze): Talimat: size zarar gelmeyecek. Lütfen. Ceren mendili aldı, dizindeki kanı titrek parmaklarla silerken kesik kesik nefes alıyordu. Yara acısı yerini yavaşça dingin bir sızıya bıraktı; daha berrak düşünebildi. ––– Şato-vari Malikâne Yüksek ferforje kapılar açıldı; araba sarmaşıklarla yarı örtülmüş granit duvarlı görkemli bir malikânenin avlusuna girdi. Karanlık gökyüzünde tek bir yıldız yoktu; bütün ışık avlu zeminindeki lambalardan fışkırıyordu. Motor sustu, sessizlik ağırlaştı. Kapı açıldı, adam indi, sonra Ceren’in kapısını açarak elini uzattı. Ceren dişlerini sıktı, ama kaçamayacağını idrak ederek isteksizce eline dayandı. Taş merdivenler boyunca yürürlerken devasa ahşap kapı aralandı; loş salonu kristal avize parıltılarıyla yarı-aydınlıktı. Duvarlarda altın çerçeveli tablolar, nişlerinde mavi Çin vazoları. Merdivenin tepesinde siyah takım elbiseli uzun boylu bir adam belirdi – gölgeler arkasında ama duruşu baskın. Ceren gözlerini kısmadan bakamadı; kalbinin tekrar hızlandığını hissetti. > ???: Ceren Demir. Nihayet geldin. Ses, telefon mesajlarındaki aynı soğukkanlı otorite: Kaan Kalender. Adam merdivenlerden ağır adımlarla aşağı inerken ışık yüzüne vurdu: keskin bakışlı, çenesinde belli belirsiz yara izi, griye çalan gözler. > Ceren (titreyen sesle): Bana ne yaptığını zannediyorsun? Kaan (sakince): Seni koruyorum. Ceren: Beni korumanın yolu sahte nikâh mıdır, kaçırmak mıdır? İşimi elimden aldın! Kaan: İşin değersiz değil, ama hayatın kadar değil. Kaan bir el hareketiyle yanındaki gölge adama uzaklaşmasını işaret etti. Koridorda yankılanan adım sesi kayboldu. Ceren’le baş başa kaldılar. > Kaan (yumuşak ama net): İki ay önce, adın kara listeye girdi. Farkında bile değildin. Düşmanlarım sana ulaşmaya çalışıyor. Ceren (öfkeyle): Peki ya bu “nikâh”? Kaan: Nikâh kaydı devlet sisteminde koruma kalkanıdır. Benimle resmen bağlı görünürsen, sana dokunamazlar. Ceren: Bana sormadan hayatımı yeniden yazdın! Kaan (kıpırtısız): Sormaya vaktimiz yoktu. Ceren ellerini yumruk yaptı. O an derin bir çalkantı hissetti – korkunun altında, silinmez bir merak ve açıklama ihtiyacı. > Ceren (alçak sesle): Peki sonra? Beni burada tutacaksın öyle mi? Kaan: Burada kalacaksın – şimdilik. Güvendesin. Ceren: Tutsak olmak güven değildir! Kaan: O halde güveni kazan. Kapılar kilitli değil. Ama kapının dışında seni izleyenler var. Benim insanlarım değil… onların insanlarınca gönderilmiş nişancılar. Ceren’in yutkunduğu ses yankılandı. Malikânenin ağır kapısı kapanırken ev-içi sessizlikte duvar saatinin tik-takları duyuldu. ––– Gölgeli salonda tek başına kalan Ceren, kristal avizeden seken ışığın altında etrafı süzdü; çıkışlar, pencere yükseklikleri, kameralar… Aklı taktik moduna geçti. Beni koruduğunu söylüyor, ama gerçek zincirler görünmez olabilir… Kaan’ın uzağa giden ayak sesleri kesildiğinde, içinden bir ses yankılandı: > Bu oyunu o kurdu, ama hamle sırası bende. Ceren avucundaki kurumuş kan izine baktı ve usulca kendine söz verdi: Hem gerçeği öğrenecek, hem de özgürlüğünü geri alacaktı.
Bölüm 4
4. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.