İçeriğe geç

Yanlış Nikah

Bölüm 32 · 2 dk okuma

Yanlış Nikah

Bölüm 32

32. Bölüm

Ceren tekrar toparlanmaya çalıştı, yüzü hâlâ sıcaktan ve utanmaktan pembeleşmişti. Kollarını karnına doladı, hafifçe titreyerek başını çevirdi. > “Kaan… tamam ama… üşüdüm zaten, cidden. Çıkalım hadi, lütfen…” dedi dudaklarını büzerek. Kaan onun bu haline gülmeden edemedi. Başını hafif yana eğdi, gözlerinde sıcacık bir bakış vardı. Belinden sarılmaya devam ederken usulca mırıldandı: > “Nazlı karım benim…” dedi keyifle. Sonra usulca ona havluyu uzattı ama sarılı hâlde tutmaya da devam etti. > “Ama haklısın, çıkalım. Seni üşütürsem fena olur,” diye ekledi, burnunu şakayla onun saçlarına gömdü. Ceren gözlerini devirdi ama o gülümseme dudaklarından silinmemişti. İkisi de banyodan çıktıktan sonra odada üzerlerini giyiyorlardı. Hâlâ aralarında o sıcak, tatlı sessizlik vardı. Ceren saçlarını kuruturken aynadan Kaan’a kısa bir bakış attı, Kaan ise gömleğini düğmelerken göz ucuyla onu izliyordu. Bir an duraksadı, gülümsedi ve sesini biraz alçaltarak: > “Duşta… çok güzeldin,” dedi, sesi hem yumuşak hem de hafif hayranlık doluydu. Ceren durdu. O an hem utandı hem de bir anda utanmasını bastırmak için gözlerini kısıp hemen yatağın üzerindeki yastığı kaptı. > “Kaan!” diye bağırarak gülmeye başladı ve yastığı onun yüzüne doğru fırlattı. Yastık Kaan’ın omzuna çarptı ama o çoktan kahkahayı patlatmıştı. Ellerini kaldırarak: > “Tamam tamam! Yalan mı söyleyeyim?” dedi gülerek. Ceren hala hafif kızarmıştı ama gülümsemesini de saklayamıyordu. > “Sus da giyin işine bak, romantik Kaan Bey,” dedi alaycı bir ses tonuyla. Kaan göz kırptı. > “Emredersiniz… ama bu konuyu sonra konuşucaz,” diyerek yastığı geri fırlattı. Mutfakta hafif bir sabah güneşi vardı. Kaan masaya omlet, peynir, zeytin ve çay koymuştu. Ceren ise sadece bir parça peynirle bir dilim ekmek aldı. Çayından bir yudum içip tabağına uzun uzun bakınca, Kaan kaşlarını çattı. > “Ceren... düzgün ye. Azıcık şey aldın yine. Sürekli böyle yapıyorsun.” Ceren gözünü tabağından ayırmadan sessizce: > “Canım istemiyor... hem birazdan yerim belki.” Kaan çatalı elinden bırakıp ciddiyetle ona baktı. > “Ceren, bu işler böyle ‘belki’yle olmuyor. Kendine dikkat etmen lazım. Her şey senin canın isteyince olmuyor.” Ceren gözlerini kaçırdı, hafif bozulmuş gibiydi ama sesi yumuşaktı. > “Biliyorum... sadece biraz zaman ver bana, olur mu?” Kaan derin bir nefes aldı, biraz yumuşadı. Sonra uzanıp Ceren’in elini tuttu. > “Veriyorum zaten. Ama ben de elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Lütfen sen de yap.” Ceren, başını hafifçe sallayıp gözlerini Kaan’a çevirdi. Gülümsedi, hafif bir teşekkür gibi…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.