İçeriğe geç

Yanlış Nikah

Bölüm 24 · 2 dk okuma

Yanlış Nikah

Bölüm 24

24. Bölüm

Ev sakindi. Dışarıda rüzgârın nazik sesi bahçedeki yapraklarla oynuyor, içerideyse mutfaktan hafif bir kurabiye kokusu yükseliyordu. Ceren, fırının başında duruyor, tezgâhtaki malzemeleri toparlıyordu. Saçlarını ensesinde toplamış, üstüne eski ama rahat bir tişört giymişti. Ev hâliydi… huzurluydu. Bir yandan elindeki cam tepsiyi lavaboya götürmeye çalışırken ayağı halının ucuna takıldı. Dengeyi kaybetti, tepsi bir yana, Ceren bir yana savruldu. Tepsi yere düşüp kırılmazken, Ceren diz üstü halıya çakıldı. Sol dirseği yerdeki köşeye sürtünmüş, acı bir yanma hissetmişti. > “Ah!” diye inledi, gözleri acıyla kısıldı. Bir an öylece kaldı. Sessizlik… sadece kalbinin sesi vardı şimdi içeride. Yavaşça doğrulmaya çalıştı. Dizini tutup nefes verdi. > “Tam bir beceriksizlik…” dedi kendi kendine, hafif sitemle ama yumuşak bir gülümsemeyle. İç sesiyle alay eder gibi. Yaralanan dirseğine baktı. Cilt açılmıştı. Ufak bir çizik değil, biraz daha fazlasıydı. Banyoya doğru sürüklenirken çorabının ucuyla bir cam parçasına bastı. İnce bir “çıt” sesi duyuldu. Durdu. Dengesini buldu. Sonra kendi kendine gülmeye başladı, sinirli ama çaresiz bir gülüştü bu. > “Mükemmel… Tek yapabildiğim başıma iş açmak.” Banyoya ulaştığında aynadaki yansımasına baktı. Saçının bir tutamı yana düşmüştü. Gözleri dolmuştu, ama gözyaşı akmamıştı. > “Gerek yok. Ağlayacak bir şey yok.” Sargı bezi ve tentürdiyot alırken elleri hafif titriyordu. Dirseğini açtı, pamukla silerken canı yandı. Gözlerini kıstı, dişlerini sıktı ama yine de içten bir sükûnetle kendine bakıyordu. Banyodan çıkarken ev hâlâ sessizdi. Ve o sessizliğin içinde Ceren biraz daha yalnız, biraz daha kırılmış ama hâlâ dimdikti. Ceren, banyodan çıkıp sargıyı koluna sardıktan sonra salonun ortasında durdu. Bir süre hiçbir şey yapmadan etrafa baktı. Sonra gözleri koltukların yanındaki köşeye ilişti: Gökçe’nin eski voleybol topu hâlâ oradaydı. İç geçirdi. > “Ne saçma… Ama neden olmasın?” diye fısıldadı kendi kendine. Topu aldı. Birkaç kez sektirdi. Sonra evin içinde yavaşça yürürken topu yere vurup yakalamaya başladı. Gittikçe daha hızlı hareket ediyordu. > “Ve işte sahada efsane Ceren… Maçın son dakikası! Herkes nefesini tuttu…” dedi kısık bir sesle ama heyecanlı bir edayla. Topu sektirip kanepeye doğru bir pas atmaya çalıştı ama top geri sekince, dengesini kaybedip topu yakalamak için öne atıldı. Aynı anda başını sehpanın alt köşesine çarptı. > “Aah!” diye bağırdı aniden, alnını tutarak yere oturdu. Bir süre kıpırdamadan öylece oturdu. Alnında hafif bir şişlik vardı, kolu hâlâ sargılıydı, bir de dizi sızlıyordu. > “Off… Tek yaptığım şey kendimi sakatlamak! Resmen evde yalnız kalınca kendimi parçalamayı başarıyorum,” dedi içini çekerek, topa bakıp kaşlarını çatarak. Sonra birden toparlandı. Derin bir nefes aldı, alnını ovalarken koltuklardan birine uzandı. > “Neyse… Kaan yokken rahat rahat takılayım bari. Azıcık delilik hakkım olsun,” dedi kendi kendine, gözlerini tavana dikerek hafifçe gülümsedi. Bir süre topu kucağında döndürdü. Evin sessizliği kulağında uğuldarken kendi küçük dünyasında bir anlığına güvende hissetti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.