İçeriğe geç

Yanlış Nikah

Bölüm 17 · 1 dk okuma

Yanlış Nikah

Bölüm 17

17. Bölüm

Emir sessizce kapıyı kapatıp uzaklaşınca Kaan tek başına kaldı. Parmaklarını saçlarının arasına geçirdi, derin bir iç çekişle ayağa kalktı. > Kaan (alçak sesle, kendine) “Kahretsin… ağlayarak uyumuş olmalı.” Adımları koridorda yankılanırken, kalbi her vuruşta biraz daha ağırlaştı. Küçük, karanlık odaya vardığında kapıyı usulca araladı.

Ay ışığı, ince perdeyi delip yatağın kıvrımına düşüyordu. Ceren cenin pozisyonunda, dizlerini karnına çekmişti; kirpiklerinde kurumuş yaş izleri, dudaklarında uykuya karışmış hıçkırık vardı. İnce omuzları hâlâ titriyordu. Kaan’ın boğazı düğümlendi. Yavaşça diz çöktü, parmak uçlarıyla Ceren’in saçını yana itti. > Kaan (fısıltıyla) “Özür dilerim… seni bir daha asla yalnız bırakmayacağım.” Ceren’in yüzünde beliren hafif ürperti, hâlâ derin uykuda olduğunu gösteriyordu. Kaan, titreyen kollarını uzatıp onu narin bir özenle kucağına aldı. Ceren’in başı göğsüne yaslandı; hafif bir iç çekiş duyuldu ama uyanmadı. Kaan ayağa kalktı; Ceren’in hafif bedenini taşırken odanın kapısını sessizce kapattı. Loş koridorda ilerlerken kalbinin üzerinde Ceren’in ılık nefesini hissediyordu.

Kapıyı omzuyla itti, içerideki lambayı açmadı. Ay ışığı ikisine de yetecek kadardı. Yatağın kenarına yanaşıp Ceren’i dikkatle yatırdı, üzerini battaniyeyle örttü. Bir an elini çekemedi; başparmağıyla Ceren’in tuzlu yaş izini silerken sesi kısık bir yemin gibi döküldü. > Kaan (hırıltılı fısıltı) “Ne gerekirse yapacağım… ama seni yeniden güvende hissettireceğim.” Cevap yoktu—sadece düzenli, arada titreyen bir soluk. Kaan battaniyenin kenarını düzeltti, sonra yavaşça yatağın diğer tarafına oturdu. Sırtını başlığa yasladı, gözlerini kapattı. Bir süre sessizlik hüküm sürdü. Evin dışındaki rüzgâr çatı kiremitlerini sızlatırken, Kaan’ın zihni pişmanlık ve kararlılıkla doluydu. > Kaan (iç ses) “Sabah olunca… önce ‘özür dilerim’ diyeceğim. Sonra ona seçim hakkı vereceğim. Bu kez gerçekten dinleyeceğim.” Ceren ürperince Kaan refleksle döndü, battaniyeyi biraz daha çekip omzuna yerleştirdi. Parmağı, kopup düşen bir gözyaşını yeniden sildi. Gece, pişmanlık kadar sessiz; umut kadar kırılgandı. Ama ilk kez, karanlığın ortasında ikisi de aynı yatakta uyuyordu—birbirine değmeden, ama birbirinden de vazgeçmeden.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.