İçeriğe geç

Yanlış Mesaj Doğru Aşk

Bölüm 11 · 7 dk okuma

Yanlış Mesaj Doğru Aşk

Bölüm 11

11.Bölüm : Sanki Hiçbir Şey Olmamış Gibi

Mira o sabah kampüse girdiğinde kendisine bir söz vermişti.

Bugün Ege’den uzak duracaktı.

Kesinlikle.

Dün yaşananlardan sonra başka türlü davranamazdı.

Çünkü hâlâ düşündükçe yüzü kızarıyordu.

Koridorun ortasında…

Ege’nin üzerine düşmüştü.

Ve sonra…

Mira gözlerini kapattı.

“Hayır.”

Yanında yürüyen Ece ona baktı.

“Ne oldu?”

“Hiç.”

“Bir şey düşündün.”

“Düşünmedim.”

“Dün olan şeyi düşündün.”

Mira anında durdu.

“Ece.”

“Efendim?”

“Bugün o konuyu konuşmayacağız.”

“Tamam.”

“Hiçbir şekilde.”

“Tamam.”

“Tek kelime bile—”

“Ege geliyor.”

Mira’nın bütün cümlesi yarıda kaldı.

“Ne?”

Ece’nin yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.

“Şaka yaptım.”

Mira gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.

“Bir gün senin yüzünden kalp krizi geçireceğim.”

“Ben de seni seviyorum.”

“Ben seni sevmiyorum.”

“Yalan.”

“Değil.”

“Yüzün kızardı.”

“Çünkü sinirlendim!”

Ece tam cevap verecekti ki arkalarından bir ses geldi.

“Kim sinirlendi?”

Mira’nın omuzları gerildi.

Ege.

Ece hemen kenara çekildi.

“Ben hiçbir şey bilmiyorum.”

Mira ona inanamayarak baktı.

“Ece!”

Ece çoktan uzaklaşmaya başlamıştı.

Ege Mira’nın yanına geldi.

“Günaydın.”

Mira ona baktı.

“Günaydın.”

İkisi de sustu.

Mira’nın aklına dün geldi.

Ege’nin de geldiği belliydi.

Ama ikisi de konuyu açmıyordu.

Ege sonunda:

“İyi misin?”

Mira kaşlarını çattı.

“Niye olmayayım?”

“Dün biraz…”

“Ben iyiyim.”

“Tamam.”

“Sen?”

“Ben de iyiyim.”

“İyi.”

“İyi.”

Yine sessizlik.

Mira kendi kendine kızdı.

Normal davran.

Normal davran.

O sadece Ege.

Dün üzerine düştüğün Ege.

Mira hemen düşüncesini değiştirdi.

Hayır. O kısmı düşünme.

Ege ona baktı.

“Bir şey mi oldu?”

“Hayır.”

“Yüzün garip.”

“Yüzüm normal.”

“Hayır.”

Mira gözlerini kıstı.

“Sen bugün fazla konuşuyorsun.”

Ege hafifçe güldü.

“Sen de fazla geriliyorsun.”

“Gerilmiyorum.”

“Tamam.”

“Gerilmiyorum dedim.”

“Tamam Mira.”

Mira ona bakarken Ege’nin dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme olduğunu gördü.

“Sen gülüyorsun.”

“Hayır.”

“Gülüyorsun.”

“Biraz.”

“Ege!”

Ege kahkaha attı.

Mira tam ona vuracakken Ege bir adım geri çekildi.

“Tamam, tamam.”

Mira elini indirdi.

“Seninle konuşmayacağım.”

“İyi.”

Mira şaşırdı.

“İyi mi?”

“Beş dakika sonra yine konuşursun.”

Mira’nın ağzı açık kaldı.

“Sen…”

Ege yürümeye başladı.

Mira arkasından baktı.

“Ne kadar sinir bozucu biri!”

Ege arkasını dönmeden elini kaldırdı.

“Teşekkür ederim.”

“İltifat değildi!”

“Alıştım!”

Mira istemsizce güldü.

Sonra kendi kendine söylendi.

“Ben neden buna gülüyorum?”

Derse girdiklerinde Mira özellikle Ege’den uzağa oturmaya karar verdi.

Bugün hiçbir şekilde yan yana oturmayacaktı.

Ege’nin yanında oturmak yok.

Ege’yle göz göze gelmek yok.

Ege’yle konuşmak yok.

Mümkünse Ege’nin adını bile düşünmek yok.

Mira sınıfa girip en arka sıraya geçti.

Ece yanına oturdu.

Mira rahatladı.

“İşte.”

Ece çantasını bıraktı.

“Ne?”

“Ege’den uzağım.”

Ece arkasına baktı.

Sonra Mira’ya döndü.

“Gerçekten mi?”

“Evet.”

“Çünkü Ege de tam arkanda.”

Mira’nın yüzü düştü.

Yavaşça arkasını döndü.

Ege gerçekten de arka sıradaki sandalyeye oturuyordu.

Mira gözlerini kapattı.

“Bu çocuk beni takip ediyor.”

Ege hemen:

“Ben senden önce geldim.”

Mira irkildi.

“Sen duydun mu?”

“Evet.”

“Hiçbir şey duymadın.”

“Her şeyi duydum.”

Ece kahkaha attı.

Mira ona döndü.

“Sen de sus.”

Ece:

“Ben hiçbir şey demedim.”

“Yüzün yine konuşuyor.”

Ece kahkahasını tutmaya çalışırken Ege araya girdi.

“Bu arada…”

Mira ona bakmadı.

“Ne?”

“Kalemini getirdin mi?”

Mira anında döndü.

“Benimle dalga geçme.”

“Geçmiyorum.”

“Geçiyorsun.”

“Hayır.”

“Kalem yüzünden hâlâ dalga geçiyorsun.”

Ege gülümseyerek çantasından bir şey çıkardı.

Mira’nın gözleri büyüdü.

“Bu…”

Ege elindeki kalemi ona uzattı.

“Senin.”

Mira kalemi aldı.

“Ben bunu dün arıyordum.”

“Biliyorum.”

“Nereden çıktı?”

“Çantamda kalmış.”

Mira kaleme baktı.

Sonra Ege’ye.

“Sen bütün gece benim kalemimi mi taşıdın?”

Ege kaşını kaldırdı.

“Bir gece.”

“Yine de.”

“İstersen geri vereyim.”

Mira kalemi hemen göğsüne bastırdı.

“Hayır.”

Ege gülümsedi.

“Tamam.”

Mira kaleme bakarken yüzünde istemsiz bir gülümseme oluştu.

Ece bunu fark etti.

Ama bu kez hiçbir şey söylemedi.

Sadece Doruk’a mesaj attı.

Ece:
Bence durum sandığımızdan ciddi.

Doruk’un cevabı anında geldi.

Doruk:
Ben zaten evlenme tarihlerini düşünüyordum.

Ece gülmemek için dudaklarını ısırdı.

Dersin ortasında hoca tahtaya bir soru yazdı.

“Kim cevaplamak ister?”

Sınıf sessiz kaldı.

Mira başını önüne eğdi.

Bana sorma.

Hoca:

“Mira?”

Mira başını kaldırdı.

“Ben mi?”

“Evet.”

Mira ayağa kalktı.

“Şey…”

Tahtaya baktı.

Cevabı biliyordu.

Kesinlikle biliyordu.

Ama o an bütün kelimeler kafasından uçmuştu.

Arkasından Ege çok kısık sesle:

“İkinci seçenek.”

Mira hemen:

“İkinci seçenek hocam.”

Hoca gülümsedi.

“Doğru.”

Mira rahat bir nefes alıp yerine oturdu.

Sonra arkasına dönüp Ege’ye fısıldadı:

“Teşekkür ederim.”

“Rica ederim.”

“Bu iyiliğini unutmayacağım.”

Ege:

“Ben de.”

Mira kaşlarını çattı.

“Ne demek o?”

“Hiç.”

“Hayır, ne demek?”

Ege cevap vermeden önüne döndü.

Mira biraz daha dönüp ona bakmaya çalıştı.

Tam o sırada sandalyesinin ayağı masanın altındaki çantaya takıldı.

Sandalye geriye doğru kaydı.

“Ah!”

Ege anında uzanıp sandalyenin arkasından tuttu.

Mira’nın sandalyesi devrilmeden durdu.

Sınıftan birkaç kişi dönüp baktı.

Mira dondu.

Ege de.

Hoca gözlüğünün üzerinden ikisine baktı.

“Her şey yolunda mı?”

Mira:

“Yolunda hocam.”

Ege:

“Kesinlikle.”

Mira yavaşça Ege’ye döndü.

“Ben bunu bilerek yapmıyorum.”

Ege gülümsememeye çalışıyordu.

“Biliyorum.”

“Gerçekten.”

“Biliyorum Mira.”

“Ben normalde böyle değilim.”

Ege kaşını kaldırdı.

“Normalde nasılsın?”

Mira düşündü.

“Normal.”

Ege güldü.

Mira kaşlarını çattı.

“Komik olan ne?”

“Hiçbir şey.”

“Yine gülüyorsun.”

“Çünkü…”

Ege biraz yaklaştı.

“Senin yanında nedense sürekli bir şeyler oluyor.”

Mira’nın yüzündeki ifade değişti.

“Ege…”

“Hı?”

“Sen…”

Tam cümlesini tamamlayacaktı ki Doruk arka sıradan fısıldadı:

“İkiniz derste flört etmeyi bitirince hocayı da dinleyebilir miyiz?”

Mira’nın yüzü kıpkırmızı oldu.

“EGE!”

Ege gülmekten kendini tutamadı.

“Ben ne yaptım?”

“Senin arkadaşın!”

Doruk elini kaldırdı.

“Ben buradayım.”

“Keşke olmasaydın!”

Sınıf kahkahaya boğuldu.

Hoca bile gülümseyerek:

“Arkadaşlar, ders bitince flörtleşmeye devam edersiniz.”

Mira’nın ağzı açık kaldı.

“Biz flörtleşmiyoruz!”

Ege sessizce:

“Henüz.”

Mira yavaşça ona döndü.

“Ne dedin?”

Ege masumca önüne baktı.

“Hiç.”

Mira’nın kalbi hızlandı.

Ders bittiğinde Mira ilk çıkan kişi olmak için çantasını kaptı.

“Ben gidiyorum.”

Ece arkasından:

“Nereye?”

“Herhangi bir yere.”

“Proje?”

“Sonra.”

“Mira!”

Ama Mira çoktan koridora çıkmıştı.

Hızlı hızlı yürürken arkasından Ege yetişti.

“Bekle.”

“Hayır.”

“Mira.”

“Hayır Ege.”

“Niye kaçıyorsun?”

“Kaçmıyorum.”

“Koşarak gidiyorsun.”

“Ben hızlı yürüyorum.”

Ege gülmeye başladı.

Mira ona ters ters baktı.

“Ne?”

“Hiç.”

“Bugün senden hiç hoşlanmıyorum.”

Ege’nin gülümsemesi biraz azaldı.

“Gerçekten mi?”

Mira bir an sustu.

Sonra Ege’nin yüzündeki ifadeyi görünce yumuşadı.

“Yani…”

Ege bekledi.

Mira gözlerini kaçırdı.

“Sinir bozucu olduğun için.”

Ege yeniden gülümsedi.

“Tamam.”

Mira içinden rahat bir nefes aldı.

Tam o sırada koridorun sonundaki merdivene geldiler.

Mira aşağı bakmadan bir adım attı.

Ayağı merdivenin kenarına takıldı.

“Ah!”

Ege refleksle onu tuttu.

Bu kez Mira tamamen düşmedi.

Ama hızla Ege’ye doğru çekildi.

Ege’nin eli Mira’nın belindeydi.

Mira’nın eli Ege’nin omzundaydı.

İkisi bir anda sustu.

Mira başını kaldırdı.

Ege çok yakındı.

Bir anlığına dün yaşanan şey ikisinin de aklına geldi.

Mira’nın yüzü kızardı.

Ege de bakışlarını ondan ayırmadı.

“Yine yakaladım.”

Mira yutkundu.

“Bu sefer düşmedim.”

“Evet.”

“Sen tuttun.”

“Evet.”

“Yani…”

Mira ne söyleyeceğini bilemedi.

Ege hafifçe gülümsedi.

“İstersen bırakayım.”

Mira bir an durdu.

Sonra hemen:

“Hayır!”

Ege’nin kaşı kalktı.

Mira ne dediğini fark edince gözleri büyüdü.

“Yani…”

Ege gülmeye başladı.

“Anladım.”

“Yanlış anladın.”

“Hiçbir şey anlamadım.”

“İyi.”

Ama Mira hâlâ Ege’nin kolundan tutuyordu.

Ege de onu bırakmamıştı.

İkisi birkaç saniye daha öyle kaldı.

Sonra arkadan gelen ses bütün anı bozdu.

“ÖHÖM!”

Mira irkildi.

Ege elini hemen çekti.

Doruk ve Ece merdivenin başında duruyordu.

Doruk kollarını bağlamıştı.

“Biz bölmeyelim.”

Ece başını salladı.

“Kesinlikle.”

Mira:

“Ne bölmesi?!”

Doruk:

“Merdiven güvenliği çalışmasını.”

Ece:

“Çok ciddi görünüyordu.”

Mira’nın yüzü kıpkırmızı oldu.

“Siz ikiniz…”

Doruk geriye doğru kaçmaya başladı.

“Koş Ece!”

Ece de arkasından koştu.

Mira:

“DORUK!”

Mira peşlerinden giderken Ege arkasından seslendi.

“Mira, dikkat!”

Mira durdu.

“Ne?”

Ege merdivenleri gösterdi.

Mira aşağı baktı.

Ayağı yine basamağın kenarındaydı.

Mira gözlerini kapattı.

“Ben artık gerçekten yoruldum.”

Ege gülerek yanına geldi.

“Gel.”

“Nereye?”

“Bu merdivenden sağ çıkmanı sağlamaya.”

Mira ona baktı.

“Benimle dalga geçiyorsun.”

“Biraz.”

“Sinir bozucusun.”

“Onu da biliyorum.”

Mira istemeden gülümsedi.

Sonra Ege’nin yanında yürümeye başladı.

Bu kez adımlarını daha dikkatli atıyordu.

Ege de onun yanında, fark ettirmeden biraz daha yavaş yürüyordu.

Mira bunu fark etti.

“Niye yavaşladın?”

Ege ona baktı.

“Senin hızına ayak uyduruyorum.”

Mira gülümsedi.

“Ben hızlıyım.”

“Evet.”

“Ve sakar değilim.”

Ege kahkaha attı.

“Tabii.”

Mira ona omzuyla hafifçe vurdu.

“Sus.”

Ege gülerek başını salladı.

Ama içinden geçen şey bambaşkaydı.

Mira’nın her sakarlığında onu tutmak…

Mira’nın her sinirlendiğinde yüzünün değişmesini izlemek…

Ve en önemlisi, onun yanında yürürken zamanın nasıl geçtiğini fark etmemek…

Bunların hiçbiri artık Ege’ye tesadüf gibi gelmiyordu.

Mira da aynı şeyi hissediyordu.

Sadece henüz ikisi de bunu yüksek sesle söylemeye hazır değildi.

Şimdilik birbirlerine laf atmak, yanlışlıkla birbirlerine çarpmak ve Mira’nın başına gelen küçük felaketlerde Ege’nin onu yakalaması yeterliydi.

Ama ikisinin de bilmediği bir şey vardı:

Bu iş artık sadece arkadaş grubunun eğlencesi olmaktan çıkıyordu. ❤️

Bölüm sonu

3 yorum