Kuzey'in söylediği cümleyle birlikte etrafımdaki her şey sessizleşti.
Elimdeki telefona baktım.
Fotoğrafta iki çocuk vardı.
Biri bendim.
Diğeri Kuzey.
İkimiz de kameraya bakıyorduk ama birbirimizi tanıyormuş gibi görünmüyorduk.
Fotoğrafın tarihi birkaç yıl öncesini gösteriyordu.
“Bu nasıl mümkün?”
Kuzey cevap vermedi.
“Ben seni o gün hatırlamıyorum.”
“Ben de seni hatırlamıyorum.”
“Öyleyse fotoğrafı kim çekti?”
Kuzey telefonu elimden aldı.
Fotoğrafı yakınlaştırdı.
Sağ alt köşede küçük bir tabela vardı.
Bir okulun adı.
“Burası eski okul.”
“Evet.”
“Ben oraya neden gitmişim?”
“Bilmiyorum.”
“Sen neden oradaydın?”
Kuzey gözlerini fotoğraftan ayırmadan konuştu.
“Babamla birlikte gelmiştim.”
“Benim annem de oradaydı.”
Kuzey başını kaldırdı.
“Biliyorum.”
“Nasıl biliyorsun?”
“Fotoğrafın arkasında annenin adı vardı.”
“Fotoğrafın arkasında ne yazıyor?”
Kuzey fotoğrafı çevirdi.
Arkasında solmuş mürekkeple birkaç kelime vardı.
“Çocukları birbirinden uzak tutun.”
İkimiz de sustuk.
“Bunu kim yazmış?” diye sordum.
“Bilmiyorum.”
“Bu sefer gerçekten bilmiyorsun, değil mi?”
“Evet.”
Fotoğrafı cebine koydu.
“Bunu eve götürme.”
“Neden?”
“Çünkü biri bunu sana gönderebiliyorsa, nerede olduğunu da biliyor demektir.”
“Belki de bize yardım etmeye çalışıyordur.”
“Böyle insanlara güvenilmez.”
“Senin kadar mı?”
Kuzey bana baktı.
“Ben sana güvenmemen gerektiğini zaten söyledim.”
Bu söz canımı sıkmıştı.
“Bazen seni anlamıyorum.”
“Ben de kendimi anlamıyorum.”
Bir süre sessizce yürüdük.
Sonunda eve yaklaşırken Kuzey durdu.
“Buradan sonra tek başına git.”
“Ya Aras?”
“Ben arkandan geleceğim.”
“Beni yine mi takip edeceksin?”
“Bu kez evine kadar.”
“Peki.”
Eve girdiğimde annemi salonda buldum.
Yüzü yorgun görünüyordu.
“İyi misin?”
“İyiyim.”
“Aras gitti mi?”
“Evet.”
“Ne istedi?”
Annem bana baktı.
“Senin elindeki anahtarı.”
Anahtarı cebimde daha sıkı tuttum.
“Başka?”
“Defteri.”
“Defteri vermedin.”
“Hayır.”
“Peki neden?”
“Çünkü baban bunu saklamamı istemişti.”
“Anne, babamın ölümünden sonra neden bana hiçbir şey anlatmadın?”
Annem gözlerini yere indirdi.
“Çünkü seni korumak istedim.”
“Bunu herkes söylüyor.”
“Çünkü doğru.”
“Peki Kuzey?”
Annemin yüzü gerildi.
“Ne olmuş ona?”
“Onunla çocukken tanıştığımı öğrendim.”
Annem bir anda ayağa kalktı.
“Ne?”
“Bir fotoğraf var.”
Telefonumu çıkarıp fotoğrafı gösterdim.
Annem ekrana baktığı anda nefesi kesildi.
“Bu fotoğrafı nereden buldun?”
“Bana gönderildi.”
Annem telefonu elimden aldı.
Fotoğrafa uzun uzun baktı.
“Bunu kim gönderdi?”
“Bilmiyorum.”
Annem fotoğrafın arkasındaki yazıyı gördüğünde yüzü daha da soldu.
“Çocukları birbirinden uzak tutun...”
“Bunu sen mi yazdın?”
Annem başını kaldırdı.
“Hayır.”
“Peki kim?”
“Baban.”
Bu kez şaşıran bendim.
“Babam mı?”
“Evet.”
“Peki neden bizi birbirimizden uzak tutmak istemiş?”
Annem cevap vermeden önce salondaki saate baktı.
“Çünkü Kuzey'in ailesiyle bizim ailemiz arasında eski bir mesele vardı.”
“Ne meselesi?”
“Bunu sana anlatamam.”
“Yine mi?”
“Çünkü hâlâ devam ediyor.”
“Kim devam ettiriyor?”
Annem cevap vermedi.
Tam o sırada kapının önünden bir araba sesi geldi.
Annem perdeyi araladı.
Sokağa baktı.
Sonra hızla perdeyi kapattı.
“Kim?”
“Aras.”
“Emin misin?”
“Evet.”
Telefonum titredi.
Kuzey'den mesaj gelmişti.
“Pencereden dışarı bakma.”
Hemen ardından:
“Aras yalnız değil.”
Annem mesajı okudu.
Bana döndü.
“Odana git.”
“Anne...”
“Şimdi.”
Odama çıktım ama kapıyı kapatmadan önce koridorda annemin telefonla konuştuğunu duydum.
“Hayır, Nehir hiçbir şey bilmiyor.”
Bir süre sustu.
“Hayır. Anahtar hâlâ onda.”
Sonra daha da alçak sesle konuştu:
“Onu bulmalarına izin vermeyeceğim.”
Odaya girdim.
Kapıyı kapattım.
Yatağın üzerine oturup telefonumu elime aldım.
Kuzey'e yazdım:
“Annem bir şey saklıyor.”
Cevabı hemen geldi.
“Biliyorum.”
“Sen nereden biliyorsun?”
Uzun süre cevap gelmedi.
Sonra:
“Çünkü babamın defterinde onun adı geçiyordu.”
“Ne yazıyordu?”
Bu kez cevap birkaç saniye içinde geldi.
“‘Nehir'in annesine güvenme.’”
Telefonu elimden bıraktım.
Annemin sesi koridordan geliyordu.
Sonra odama doğru yaklaştı.
Kapımın önünde durdu.
“İyi geceler, Nehir.”
Sesim çıkmadı.
Annem uzaklaştı.
Birkaç saniye sonra telefonuma yeni bir mesaj geldi.
Bu kez Kuzey değildi.
Bilinmeyen numara:
“Annenin odasındaki çekmeceyi aç.”
Altında bir fotoğraf vardı.
Annemin yatak odasındaki eski ahşap çekmece.
Fotoğraf bugün çekilmişti.
Birisi evimizin içindeydi.
