İçeriğe geç

Yanlış kişiye aşık oldum

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Yanlış kişiye aşık oldum

Bölüm 3

Sakladığın şey

Ekrana birkaç saniye boyunca sadece baktım.

Kuzey'den gelen mesaj hâlâ açıktı.

“Nehir, sana anlatmadığım bir şey var.”

Parmaklarım klavyenin üzerinde bekledi.

Ne yazacağımı bilmiyordum.

Sonunda sadece iki kelime yazdım.

“Ne var?”

Mesajı gönderdikten sonra telefonumu yatağın üzerine bıraktım.

Bir dakika.

İki dakika.

Beş dakika.

Cevap yoktu.

Telefonu tekrar elime aldığım sırada ekran aydınlandı.

Kuzey: “Yarın anlatacağım.”

Kaşlarımı çattım.

Ben: “Neden şimdi değil?”

Cevap gelmedi.

Tekrar yazdım.

Ben: “Beni merakta bırakmayı özellikle mi seviyorsun?”

Bu kez mesajımı görmesine rağmen cevap vermedi.

Telefonu yatağın kenarına bıraktım.

Uyumaya çalıştım ama aklım sürekli aynı yere dönüyordu.

Kuzey beni uzun zamandır fark ettiğini söylemişti.

Ama nasıl?

Ben onu daha önce hiç görmemiştim.

En azından gördüğümü hatırlamıyordum.

Ertesi sabah okula girdiğimde ilk işim Kuzey'i aramak oldu.

Sınıfta yoktu.

Eylül yanıma geldi.

“Birini mi arıyorsun?”

“Hayır.”

“Yalan.”

“Bugün herkes neden yalan söylediğimi düşünüyor?”

“Çünkü yüzünden belli oluyor.”

Çantamı sıraya bıraktım.

“Kuzey nerede?”

Eylül'ün yüzü değişti.

“Niye?”

“Proje için.”

“Tabii.”

“Eylül.”

“Tamam. Bahçededir.”

“Teşekkürler.”

Bahçeye çıktığımda Kuzey'i tek başına gördüm.

Bir ağacın altında duruyordu.

Yanına yaklaştım.

“Günaydın.”

Başını kaldırdı.

“Günaydın.”

“Dün mesaj attın.”

“Biliyorum.”

“Anlatacaktın.”

Kuzey birkaç saniye sustu.

“Burada değil.”

“Niye?”

“Çünkü bazı şeyleri herkesin içinde konuşamam.”

“Bana ne anlatacaksın ki?”

“Geçmişten bir şey.”

“Benim geçmişimden mi?”

“Hayır.”

“Senin geçmişinden mi?”

Kuzey cevap vermedi.

Bu sessizlik cevaptan daha kötüydü.

“Beni neden tanıyormuşsun gibi davranıyorsun?”

“Çünkü...”

Durdu.

“Çünkü ne?”

“Çünkü seni daha önce gördüm.”

Kalbim hızlandı.

“Nerede?”

“Birkaç yıl önce.”

“Ben seni hatırlamıyorum.”

“Hatırlamaman normal.”

“Neden normal?”

Kuzey gözlerini kaçırdı.

“Çünkü o gün benim için önemliydi. Senin için değildi.”

Bu cümle içimde garip bir his bıraktı.

“Ne olmuştu?”

“Henüz anlatmaya hazır değilim.”

“Sen gerçekten insanı çıldırtıyorsun.”

Kuzey hafifçe gülümsedi.

“Biliyorum.”

“Bir de sürekli gülme.”

“Sen kızınca komik oluyorsun.”

“Ben komik değilim.”

“Bence öylesin.”

Tam cevap verecekken okulun zili çaldı.

Kuzey sınıfa doğru yürümeye başladı.

Ben de arkasından gittim.

Ders boyunca söylediklerini düşünüyordum.

Birkaç yıl önce...

Beni görmüştü.

Ama neden?

Ders arasında çantamdan defterimi çıkarırken içinden küçük bir kâğıt düştü.

Yerdeki kâğıdı aldım.

Üzerinde tek bir cümle vardı.

“Onu ilk gördüğün gün sandığın kadar masum değildi.”

Kâğıdı elimde buruşturup etrafa baktım.

Kimse bana bakmıyordu.

Ama arka sıradaki Kuzey'in gözleri üzerimdeydi.

Kâğıdı ona gösterdim.

Yüzündeki ifade bir anda değişti.

Ayağa kalkıp yanıma geldi.

“Bunu nereden buldun?”

“Defterimin içinden.”

Kâğıdı elimden aldı.

Yazıyı dikkatle inceledi.

“Bunu kim yazdı?”

“Bilmiyorum.”

“Başka bir şey var mı?”

“Hayır.”

Kuzey kâğıdı ikiye katladı.

“Bunu kimseye gösterme.”

“Niye?”

“Çünkü bunu yazan kişi benimle ilgili bir şey biliyor.”

“Ne biliyor?”

“Benim bilmediğim bir şeyi.”

“Bu hiç mantıklı değil.”

“Biliyorum.”

“Bana yardım edecek misin?”

Kuzey gözlerimin içine baktı.

“Evet.”

“Gerçekten mi?”

“Evet.”

Sonra kâğıdı cebine koydu.

“Bundan sonra sana gelen hiçbir şeyi tek başına çözmeye çalışma.”

“Bana emir verme.”

“Emir vermiyorum.”

“Ne yapıyorsun?”

“Endişeleniyorum.”

Bu kelimeyle birlikte ikimiz de sustuk.

Kuzey ilk kez bu kadar açık konuşmuştu.

Sonra sınıfın kapısından bir çocuk içeri girdi.

“Öğretmen seni çağırıyor.”

Kuzey başını salladı.

Gitmeden önce bana döndü.

“Okul çıkışında bekle.”

“Neden?”

“Çünkü sana bir şey göstereceğim.”

“Ne?”

“Beni neden tanımadığını anlayacağın bir şey.”

Öğleden sonra dersler bitti.

Herkes okuldan ayrılırken ben bahçede bekledim.

Kuzey birkaç dakika sonra geldi.

“Hazır mısın?”

“Nereye gidiyoruz?”

“Okulun eski binasına.”

“Oraya öğrencilerin girmesi yasak.”

“Biliyorum.”

“Bunu söyleyişinden hiç iyi bir fikir olmadığını anlıyorum.”

Kuzey gülümsedi.

“Beş dakika.”

Eski binaya girdik.

Koridorlar sessizdi.

Duvarlarda yıllardır asılı duran fotoğraflar vardı.

Kuzey bir odanın önünde durdu.

Kapıyı açtı.

İçeride eski okul yıllıklarından başka bir şey yoktu.

Bir rafa gidip kalın bir albüm çıkardı.

Albümü masanın üzerine koydu.

“Bak.”

Sayfaları çevirmeye başladı.

Sonra bir sayfada durdu.

Fotoğrafa baktığım anda nefesim kesildi.

Fotoğrafta yıllar önceki okul gezisinden bir grup öğrenci vardı.

Ama benim dikkatimi çeken grup değildi.

Fotoğrafın arka tarafında, diğerlerinden biraz uzakta duran bir çocuk vardı.

Kuzey.

“Bu...”

“Evet.”

Fotoğraftaki tarih birkaç yıl öncesini gösteriyordu.

Kuzey fotoğrafın yanındaki başka bir kişiyi işaret etti.

“Buraya bak.”

Gözlerim fotoğraftaki kıza kaydı.

Kızı tanımıyordum.

Ama boynundaki kolye dikkatimi çekti.

Aynı kolyeden bende de vardı.

Elimi boynuma götürdüm.

Kuzey bunu fark etti.

“Senin kolyen.”

“Bu kolyeyi annem vermişti.”

“Biliyorum.”

Başımı hızla ona çevirdim.

“Ne?”

Kuzey sustu.

“Bunu nereden biliyorsun?”

Cevap vermedi.

“KUZEY, BUNU NEREDEN BİLİYORSUN?”

Bakışlarını yere indirdi.

“Çünkü o kolyeyi sana veren kişiyi tanıyordum.”

Dünya bir anda sessizleşmiş gibiydi.

“Annemi mi?”

Kuzey başını kaldırdı.

“Evet.”

Ve o an, Kuzey'in benden sakladığı şeyin sandığımdan çok daha büyük olduğunu anladım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.