Mira'nın adını duyduğum anda içimde garip bir ürperti oluştu.
Babamın kaydında gördüğümüz isim artık karşımızdaydı.
Aras'ın yanında duruyor ama ondan farklı bir şekilde bakıyordu.
Sanki buraya kavga etmeye değil, yıllardır saklanan bir şeyi anlatmaya gelmişti.
Kuzey hemen önümde durdu.
“Yaklaşma.”
Mira durdu.
“Ben size zarar vermeye gelmedim.”
Aras'a baktım.
“Seninle aynı tarafta değil mi?”
Mira başını iki yana salladı.
“Hayır.”
Aras sessizce ona baktı.
“Bunu şimdi mi söyleyeceksin?”
Mira ona dönmedi.
“Yıllardır sustum.”
Sonra bana baktı.
“Artık yeter.”
Kuzey kaşlarını çattı.
“Bize neden güvenelim?”
“Güvenmeyin.”
Mira'nın cevabı bizi şaşırttı.
“Sadece dinleyin.”
Metal odadaki raflardan bir dosya çıkardı.
Dosyanın üzerinde babamın adı vardı.
“Bunu baban bana verdi.”
Dosyayı bana uzattı.
“Yıllar önce.”
Dosyayı açtım.
İçinde çocukluğuma ait fotoğraflar vardı.
Ama bir fotoğrafta diğerlerinden farklı bir şey gördüm.
Fotoğrafın arkasında:
“Nehir, Kuzey ve Eren — son buluşma.”
yazıyordu.
“Bu fotoğrafı kim çekti?”
“Ben.”
“Ne zaman?”
“Babanın ortadan kaybolmasından birkaç gün önce.”
Kalbim hızlandı.
“Babam ortadan kaybolmadı.”
Mira gözlerime baktı.
“Babanın öldüğünü sanıyorsun.”
“Çünkü öyle söylendi.”
“Yanlış.”
Kuzey hemen sordu:
“Babanın nerede olduğunu biliyor musun?”
Mira başını salladı.
“Hayır.”
“Öyleyse neden yaşıyor diyorsun?”
“Çünkü son mesajını ben aldım.”
Aras ilk kez konuştu.
“Yeter.”
Mira ona döndü.
“Sen yıllardır susturdun.”
“Bunu açarsan hepimiz kaybederiz.”
“Ben zaten kaybettim.”
Aras'ın yüzü değişti.
Mira çantasından eski bir telefon çıkardı.
“Babanın son mesajı burada.”
Telefonu bana uzattı.
Ekranda tek bir mesaj vardı:
“Mira, eğer Nehir ve Kuzey kasayı bulursa onları eski eve götür. Orada gerçeği anlayacaklar.”
“Eski ev nerede?”
Mira cevap vermeden önce Aras konuştu.
“Gitmeyin.”
Kuzey ona baktı.
“Neden?”
“Çünkü orası güvenli değil.”
“Sen neden istemiyorsun?”
Aras'ın yüzünde ilk kez gerçek bir korku gördüm.
“Çünkü orada babanızın bıraktığı son kayıt var.”
“Demek kayıt gerçekten var.”
Aras sustu.
Kuzey bana baktı.
“Gidiyoruz.”
Mira başını salladı.
“Ben de geleceğim.”
Aras:
“Hayır.”
Mira ona döndü.
“Bu kez beni durduramazsın.”
Dördümüz eski evin yolunu tuttuk.
Yol boyunca kimse konuşmadı.
Sonunda şehrin dışında, yıllardır kullanılmayan bir eve geldik.
Kapının üzerinde paslanmış bir tabela vardı.
Kuzey:
“Burası mı?”
Mira başını salladı.
“Evet.”
Kapıyı açtığımızda içeride eski eşyalar ve kutular vardı.
Duvarlarda çocukluk fotoğraflarımız asılıydı.
Ben.
Kuzey.
Eren.
Ama fotoğrafların yanında başka bir fotoğraf daha vardı.
Genç annem.
Babam.
Ve bir bebek.
Fotoğrafı elime aldım.
“Bu kim?”
Mira cevap vermedi.
Aras gözlerini kapattı.
Kuzey fotoğrafa yaklaştı.
“Bu bebek...”
Mira sonunda konuştu.
“Sen.”
“Ben?”
“Evet.”
“Peki neden burada?”
Mira masanın üzerindeki eski kutuyu açtı.
İçinden bir doğum belgesi çıkardı.
Belgeyi bana verdi.
Adımı gördüm.
Sonra annemin adını.
Sonra babamın adını.
Ama belgede bir ayrıntı vardı.
Kuzey sessizce okudu.
“Bu tarih...”
“Ne olmuş?”
“Bu belge sen doğduktan yıllar sonra hazırlanmış.”
Mira başını salladı.
“Çünkü ilk doğum kaydın değiştirilmiş.”
“Niye?”
“Çünkü gerçek kaydında başka bir isim vardı.”
“Kim?”
Mira cevap vermeden önce Aras'a baktı.
Aras başını eğdi.
“Bunu senin söylemen gerekiyor.”
Mira gözlerini bana çevirdi.
“Gerçek baban...”
Tam o anda dışarıdan bir araba sesi geldi.
Herkes sustu.
Mira pencereye koştu.
“Bizi takip etmişler.”
Kuzey kapıya yöneldi.
“Kim?”
Mira perdeden dışarı baktı.
“Bilmiyorum.”
Aras yüzünü buruşturdu.
“Ben biliyorum.”
“Kim?”
Aras cevap vermedi.
Dışarıdaki araba durdu.
Kapı açıldı.
Bir adam arabadan indi.
Aras'ın yüzü tamamen değişti.
“Bu olamaz.”
Kuzey:
“Kim o?”
Aras ilk kez korkuyla fısıldadı.
“Babanız.”
Ben donup kaldım.
“Hangimizinki?”
Aras gözlerini bana çevirdi.
“Seninki.”