Babamın sesi yeraltındaki odada yankılanırken üçümüz de ekrana kilitlenmiştik.
Görüntü birkaç saniye sonra açıldı.
Babam bir sandalyede oturuyordu.
Arkasında eski okulun duvarları vardı.
Ama yüzündeki ifade, daha önce izlediğim videolardakinden farklıydı.
Yorgun görünüyordu.
“Eğer bu kaydı izliyorsanız,” dedi, “üçünüz sonunda bir araya geldiniz.”
Kuzey hemen ekrana yaklaştı.
“Bizi neden bir araya getirdin?”
Videodaki babam sanki onu duyuyormuş gibi devam etti.
“Kuzey, bunu izlediğinde bana kızgın olabilirsin. Ama seni korumak için yaptıklarımın bazılarını bir gün anlayacağını umuyorum.”
Kuzey'in gözleri doldu.
“Ben sadece gerçeği istiyorum.”
Babamın sesi devam etti:
“Gerçek şu ki, yıllar önce büyük bir hata yaptık.”
Eren sessizce:
“Ne hatası?”
“Çocukları bu işin içine dahil etmek.”
Ben kaşlarımı çattım.
“Bizi mi?”
Babam başını eğdi.
“Evet.”
Ekrandaki görüntü değişti.
Eski bir fotoğraf ortaya çıktı.
Fotoğrafta dört yetişkin vardı.
Babam.
Annem.
Kuzey'in babası.
Ve Aras.
Aralarında ise üç çocuk bulunuyordu.
Ben.
Kuzey.
Eren.
“Bu fotoğraf, her şey başlamadan önce çekildi.”
Kuzey fotoğrafa dikkatlice baktı.
“Bizi neden yan yana koymuşlar?”
“Çünkü ailelerimiz yıllar önce bir sırrın koruyucularıydı.”
Ekranda eski bir bina görüntüsü belirdi.
“Bu okulun altında bulunan kasa, yalnızca para veya değerli eşya saklamak için yapılmadı.”
“Peki ne var içinde?” diye fısıldadım.
Babamın görüntüsü yeniden geldi.
“Belgeler.”
“Ne belgeleri?”
“Yıllar boyunca yapılan anlaşmalar, sahte kimlikler, kayıp kayıtlar ve bazı insanların gerçek kimlikleri.”
Kuzey şaşkınlıkla bana baktı.
“Gerçek kimlikler...”
Babam başını salladı.
“Bazı insanların kim olduğunu değiştirmek zorunda kaldık.”
Eren hemen sordu:
“Benim gibi mi?”
“Evet.”
Eren gözlerini kapattı.
“Demek Deniz Arman...”
“Senin güvenliğin için oluşturulmuş bir kimlikti.”
Bir süre kimse konuşmadı.
Babamın görüntüsü devam etti:
“Aras bu kasayı yıllardır arıyor. Çünkü içindeki belgeler ortaya çıkarsa geçmişte yaptığı her şey açığa çıkacak.”
Kuzey:
“Peki babam?”
“Baban Aras'ın karşısında durdu.”
“Bu yüzden mi öldü gösterildi?”
“Evet.”
Kuzey gözlerini yere indirdi.
Babamın sesi yumuşadı.
“Onu öldü göstermemizin sebebi onu saklamaktı.”
“Annem de biliyordu.”
“Evet.”
“Peki neden bana söylemedi?”
“Çünkü seni korumak zorundaydı.”
Kuzey başını kaldırdı.
“Ben çocuk değildim artık.”
“Bazen birini korumak için onun senden nefret etmesini göze alırsın.”
Bu cümleden sonra video birkaç saniye durdu.
Sonra babam bana baktı.
“Nehir.”
İçim ürperdi.
“Seninle ilgili en önemli kısmı sona bıraktım.”
Kuzey bana döndü.
Eren de sessizce bekledi.
“Sen bu hikâyenin anahtarı değilsin.”
Bir an durdu.
“Sen bu hikâyenin tanığısın.”
“Tanık mı?”
“Çocukken kasanın açıldığını gördün.”
Nefesim kesildi.
“Ben mi?”
“Evet.”
“Hatırlamıyorum.”
“Çünkü gördüğün şeyi unutman sağlandı.”
Kuzey:
“Kim yaptı?”
Babam cevap verdi:
“Ben.”
Odadaki sessizlik ağırlaştı.
“Bunu neden yaptın?”
“Çünkü o gece bir şey gördün.”
“Ne?”
Babamın yüzü ciddileşti.
“Aras'ın tek başına olmadığını.”
Eren başını kaldırdı.
“Kim vardı?”
Babam cevap vermeden önce görüntü karardı.
Sonra tek bir isim ekranda belirdi:
MİRA.
Kuzey kaşlarını çattı.
“Bu kim?”
Ekran tekrar açıldı.
Babam konuştu:
“Aras'ın kız kardeşi.”
Ben şaşkınlıkla:
“Aras'ın kız kardeşi mi?”
“Evet. Ve kasanın yerini bilen tek kişi oydu.”
Eren:
“Peki şimdi nerede?”
Babamın görüntüsü birkaç saniye dondu.
Sonra ekranda başka bir yazı belirdi:
“MİRA YAŞIYOR.”
Kuzey bir adım geri çekildi.
“Bu kayıt ne zaman hazırlanmış?”
Ekranın köşesindeki tarihe baktık.
Birkaç ay önce.
Kuzey'in yüzü değişti.
“Demek baban bunu yakın zamanda hazırlamış.”
“Evet.”
“Peki neden bize şimdi gösteriyor?”
Eren metal kapının yanında bir düğme fark etti.
“Belki de kasa açıldığı için.”
Düğmeye bastı.
Metal kapıdan mekanik bir ses geldi.
Kapı ağır ağır açıldı.
İçeride raflarla dolu küçük bir oda vardı.
Belgeler, fotoğraflar ve kutular...
Ama odanın tam ortasında tek bir dosya duruyordu.
Üzerinde benim adım yazıyordu:
NEHİR — GERÇEK KAYIT
Dosyayı elime aldım.
İlk sayfayı çevirdiğimde doğum bilgilerim vardı.
İkinci sayfada annemin adı.
Üçüncü sayfada babamın adı.
Dördüncü sayfada ise başka bir isim vardı.
Bir süre o isme baktım.
“Bu...”
Kuzey yanıma geldi.
“Ne oldu?”
Parmağımı sayfadaki ismin üzerine koydum.
“Bu benim gerçek soyadım.”
Eren dosyaya baktı.
“Ne yazıyor?”
Kuzey'in yüzü değişti.
Çünkü dosyanın en altında şu cümle vardı:
“Nehir'in gerçek babası bilinmiyor.”
Tam o anda arkamızdan bir ses geldi.
“Artık biliyorsunuz.”
Üçümüz birden döndük.
Kapının önünde Aras duruyordu.
Ama bu kez yalnız değildi.
Yanında bir kadın vardı.
Kadın bana baktı.
Sonra gülümsedi.
“Merhaba, Nehir.”
Aras'ın yanında duran kadın bir adım öne çıktı.
“Ben Mira.”