“Eren.”
Tek bir isimdi.
Ama o an sanki bütün okul sessizleşmişti.
Kuzey önümde durdu.
“Bunu kanıtla.”
Çocuk hafifçe gülümsedi.
“Çocukken sana söylediğim şeyi söylemem yeterli mi?”
Kuzey'in yüzündeki ifade değişti.
“Ne söylemiştin?”
Eren gözlerini bana çevirdi.
“‘Korkma. Seni bulacaklar.’”
Nefesim kesildi.
Bu cümleyi hatırlıyordum.
Çocukluğumdan kalan en eski anılardan biriydi.
“Sen miydin?”
Eren başını salladı.
“Evet.”
Kuzey bir adım yaklaştı.
“Yıllardır neredeydin?”
“Güvende.”
“Kimden?”
“Babamdan.”
Aras'ın adı aklıma geldi.
“Aras seni neden arıyordu?”
Eren'in yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Çünkü benim bildiğim bir şey var.”
“Ne?”
“Babanızın sakladığı şey.”
Kuzey hemen sordu:
“Ne sakladı?”
Eren cevap vermedi.
Bunun yerine boynundaki kolyeyi çıkardı.
Benim kolyemin diğer parçasıyla aynıydı.
“Bunu sana baban vermedi.”
Kolyeme dokundum.
“Annem vermişti.”
“Annen sadece saklaman için verdi.”
“İçinde ne var?”
Eren kolyeyi çevirdi.
“Bir anahtar.”
“Bir anahtar mı?”
“Evet.”
Kuzey kaşlarını çattı.
“Peki bu neyi açıyor?”
Eren bana baktı.
“Bunu sadece Nehir biliyor.”
“Ben mi?”
“Evet.”
“Ben hiçbir şey bilmiyorum.”
“Şimdilik.”
Eren cebinden küçük bir zarf çıkardı.
“Bunu sana vermemi baban istedi.”
“Benim babam mı?”
“Evet.”
Zarfı aldım.
Üzerinde babamın el yazısı vardı.
Ellerim titremeye başladı.
Zarfı açtım.
İçinden kısa bir not çıktı.
“Nehir, eğer Eren'i tekrar görürsen ona güven. Çünkü bir gün ikinizin de hatırlayamadığı o günü sana anlatacak.”
Notun altında bir tarih vardı.
Fotoğrafların çekildiği gün.
Kuzey notu okudu.
“Demek babamın sakladığı şey Eren'de.”
Eren başını salladı.
“Hayır.”
“Ne?”
“Babanın sakladığı şey bende değil.”
“Öyleyse nerede?”
Eren bana baktı.
“Sende.”
O an elimdeki kolye ağırlaşmış gibi hissettim.
“Benim üzerimde ne olabilir?”
“Bunu bulmak için seni yıllardır arıyorlar.”
“Kimler?”
“Aras değil sadece.”
Kuzey sessizce:
“Başka kim var?”
Eren cevap vermeden arşivin kapısına baktı.
“Burada fazla kalamayız.”
“Neden?”
“Çünkü biri bizi izliyor.”
Kuzey kapıya yöneldi.
Koridora çıktığımızda kimse görünmüyordu.
Ama birkaç metre ileride bir gölge hareket etti.
Kuzey hemen peşinden gitti.
Ben ve Eren arkasından koştuk.
Gölge merdivenlerden aşağı indi.
Kuzey onu takip etti.
Fakat alt kata vardığımızda kimse yoktu.
Sadece yerde küçük bir kâğıt vardı.
Kuzey eğilip aldı.
Üzerinde:
“Üçünüzün bir araya gelmemesi gerekiyordu.”
Eren kâğıdı görünce yüzünü buruşturdu.
“Geç kaldık.”
“Ne demek bu?”
“Artık herkes nerede olduğumuzu biliyor.”
Kuzey bana baktı.
“Eve gitmen gerekiyor.”
“Hayır.”
“Nehir...”
“Bu kez beni dışarıda bırakmayacaksınız.”
Kuzey bir süre sustu.
Sonra başını salladı.
“Tamam.”
Eren bize baktı.
“Önce eski depoya gitmeliyiz.”
“Okuldaki mi?”
“Evet.”
“Orada ne var?”
“Babanın sakladığı kutu.”
“İçinde ne var?”
Eren cevap vermedi.
Kuzey:
“Bunu öğrenmenin tek yolu var.”
Okulun arkasındaki eski depoya gittik.
Kapının üzerinde paslanmış bir kilit vardı.
Cebimdeki anahtarı çıkardım.
Kuzey bana baktı.
“Bu anahtar mı?”
“Sanırım.”
Anahtarı kilide taktım.
Bir kez çevirdim.
Kilit açıldı.
Kapıyı yavaşça ittik.
İçerisi karanlıktı.
Telefonlarımızın ışığını açtık.
Tozlu rafların arasında eski kutular duruyordu.
Eren doğrudan en arkadaki rafa gitti.
“Burada.”
Küçük bir kutu çıkardı.
Kutunun üzerinde babamın adı vardı.
Kapağı açtığımda içinden eski bir kaset, birkaç fotoğraf ve bir mektup çıktı.
Kaseti elime aldım.
“Bunu nasıl dinleyeceğiz?”
Eren cevap vermedi.
Kuzey kutunun altındaki küçük bölmeyi fark etti.
“Burada başka bir şey var.”
Bölmeyi açtı.
İçinden bir telefon çıktı.
Telefon yıllardır kullanılmamış gibi görünüyordu.
Ama ekranı bir anda yandı.
Tek bir dosya vardı.
NEHİR — 1
Kuzey bana baktı.
“Bunu açmak istediğinden emin misin?”
Telefonu elime aldım.
“Evet.”
Dosyayı açtım.
Ekranda bir video belirdi.
Videoda küçücük hâlim vardı.
Yanımda ise babam duruyordu.
Babam kameraya bakıp konuştu:
“Nehir, eğer bunu izliyorsan artık büyüdün.”
Sonra kameraya biraz daha yaklaştı.
“Ve sana söylemem gereken bir şey var.”
Video birkaç saniye dondu.
Ardından babamın sesi duyuldu:
“Kuzey'in babası ölmedi.”
Kuzey'in yüzü bembeyaz oldu.
Eren gözlerini kapattı.
Ben ise ekrana bakakaldım.
Çünkü videonun devamında babam bir isim söyledi.
“Onu öldü gösteren kişi... annen.”