İçeriğe geç

Yanlış kişiye aşık oldum

Bölüm 12 · 3 dk okuma

Yanlış kişiye aşık oldum

Bölüm 12

Üçüncü isim

“Aras'ın oğlu mu?”

Kuzey başını salladı.

Fotoğrafı elimden alıp arkasındaki yazıyı tekrar inceledi.

“Burada üç isim var.”

“Üç mü?”

“Evet. Sen, ben ve Aras'ın oğlu.”

“Adı ne?”

Kuzey parmağını fotoğrafın arkasındaki silik yazının üzerine götürdü.

“Eren.”

İsim içimde garip bir yankı bıraktı.

“Eren nerede?”

“Bilmiyorum.”

“Yine bilmiyorum.”

“Bu kez gerçekten bilmiyorum.”

Annem sessizce bizi izliyordu.

“Anne, Eren kim?”

Annem derin bir nefes aldı.

“Aras'ın oğluydu.”

“Bunu biliyorum.”

“Hayır. Anlamıyorsun. Eren sadece Aras'ın oğlu değildi.”

“Ne demek bu?”

Annem masanın üzerindeki deftere baktı.

“Babanın araştırdığı her şey onunla bağlantılıydı.”

Kuzey kaşlarını çattı.

“Babam neden Eren'i araştırıyordu?”

“Çünkü Eren'in ortadan kaybolması tesadüf değildi.”

Odanın içindeki hava ağırlaştı.

“Eren ne zaman kayboldu?”

“Fotoğrafın çekildiği gün.”

Kuzey şaşkınlıkla bana baktı.

“Benim babamın öldüğü gün.”

“Evet.”

“Yani aynı gün hem Eren kayboldu hem babam öldü.”

Annem başını salladı.

“Ve Nehir de birkaç saatliğine ortadan kayboldu.”

Kafam karışmıştı.

“Ben Eren'i hatırlıyor muyum?”

“Hatırlamaman gerekiyordu.”

“Kim unutmamı sağladı?”

Annem cevap vermedi.

Kuzey bir adım öne çıktı.

“Bunu kim yaptı?”

Annem gözlerini kapattı.

“Baban.”

“Ne?”

“Baban senin bazı şeyleri hatırlamanı istemedi.”

“Beni hipnoz mu etti?”

“Hayır.”

Annem başını salladı.

“Sen çok küçüktün. Yaşadıkların seni korkutmuştu. Baban bazı anılarını tekrar tekrar konuşarak bastırmanı sağlamaya çalıştı.”

Bu açıklama biraz olsun mantıklı gelmişti.

Ama hâlâ cevaplanmamış çok fazla soru vardı.

“Eren'e ne oldu?”

Annem başını iki yana salladı.

“Bilmiyoruz.”

Kuzey fotoğrafı cebine koydu.

“Bunu öğrenmemiz gerekiyor.”

“Nasıl?”

“Eski binadaki kayıt odası.”

Annem hemen araya girdi.

“Hayır.”

“Orada eski öğrenci kayıtları var.”

“Oraya gidemezsiniz.”

“Anne,” dedim, “başka çaremiz yok.”

Annem bana baktı.

“Var.”

“Ne?”

“Aras'la konuşmak.”

Kuzey sertçe başını kaldırdı.

“Kesinlikle hayır.”

“Onu dinlemeden Eren'i bulamayız.”

“Aras'a güvenemeyiz.”

“Ben de güvenmiyorum.”

Annem eski defteri kapattı.

“Ama onun bilmediğimiz bir şeyi bildiğinden eminim.”

Ertesi gün okulda Kuzey'i gördüğümde ilk söylediğim şey:

“Aras'la konuşacağız.”

Kuzey yüzüme baktı.

“Hayır.”

“Annem öyle düşünüyor.”

“Annenin neden bunu istediğini biliyorum.”

“Neden?”

“Çünkü Aras'la karşı karşıya gelmekten korkuyor.”

“Sen korkmuyor musun?”

“Ben korkuyorum.”

“Bunu ilk kez kabul ediyorsun.”

“Çünkü korkulacak biri.”

“Yine de konuşmalıyız.”

Kuzey bir süre düşündü.

“Tamam.”

“Gerçekten mi?”

“Evet. Ama yalnız gitmeyeceksin.”

“Sen geleceksin.”

“Evet.”

Derslerden sonra okulun arkasındaki küçük bahçede buluştuk.

Kuzey elinde eski bir kâğıt tutuyordu.

“Bunu buldum.”

“Ne?”

“Eren'in okul kaydı.”

Kâğıdı aldım.

İsim, doğum tarihi ve kayıt tarihi vardı.

Ama okuldan ayrılış tarihi boştu.

“Demek gerçekten buradaymış.”

“Evet.”

“Peki sonra?”

Kuzey kâğıdın arkasını çevirdi.

Arka tarafta kırmızı kalemle yazılmış bir not vardı:

“Öğrenci kaydı silinmiştir.”

“Bu normal mi?”

“Hayır.”

“Neden?”

“Bir öğrencinin kaydını silmek için resmi bir sebep gerekir.”

“Peki sebep ne?”

Kuzey başını iki yana salladı.

“Dosyada yok.”

Tam o sırada arkamızdan bir ses geldi.

“Çünkü Eren hiçbir zaman bu okulun öğrencisi değildi.”

İkimiz birden döndük.

Aras.

Okulun bahçe kapısının yanında duruyordu.

Kuzey hemen önümde durdu.

“Buraya nasıl girdin?”

Aras gülümsedi.

“Burası benim için yabancı bir yer değil.”

“Ne istiyorsun?”

Aras'ın gözleri bana çevrildi.

“Sadece gerçeği anlatmaya geldim.”

“Senin gerçeğine ihtiyacımız yok.”

“Yanılıyorsun, Kuzey.”

Aras cebinden eski bir fotoğraf çıkardı.

“Bunu görmeden hiçbir şeyi anlayamazsınız.”

Fotoğrafı bana uzattı.

Fotoğrafta üç çocuk vardı.

Ben.

Kuzey.

Ve daha önce hiç görmediğim bir çocuk.

Eren.

Ama fotoğrafın arkasında yazan tarih, önceki fotoğraftan bir gün öncesini gösteriyordu.

Kuzey fotoğrafa baktı.

“Bu imkânsız.”

“Hayır,” dedi Aras. “Asıl imkânsız olan, sizin hâlâ Eren'in kaybolduğunu sanmanız.”

“Ne demek istiyorsun?”

Aras'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.

“Çünkü Eren o gün kaybolmadı.”

Bir an sustu.

“Eren o gün bulundu.”

“Kim tarafından?”

Aras gözlerini doğrudan bana çevirdi.

“Senin baban tarafından.”

Kuzey'in yüzü değişti.

“Babam Eren'i bulduysa neden kimse bilmiyor?”

Aras cevap vermeden önce fotoğrafı işaret etti.

“Çünkü Eren'i bulduktan sonra...”

Durdu.

“Onu başka bir isimle sakladı.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.