Annemin eli elimdeydi.
Karanlığın içinde ikimiz de hareket edemiyorduk.
Az önce duyduğum ses hâlâ kulaklarımdaydı.
“Nehir.”
Bu kez ses daha yakından geldi.
Annem dudaklarını kulağıma yaklaştırdı.
“Ses çıkarma.”
Başımı salladım.
Telefonumun ışığını açmak için cebime uzandım ama annem bileğimi tuttu.
“Hayır.”
“Neden?”
“Bizi görür.”
“Kim?”
Annem cevap vermedi.
Koridordan yavaş adım sesleri geliyordu.
Bir.
İki.
Üç.
Sonra durdu.
“Bizi bulduğunu biliyorum,” dedi aynı ses.
Annem beni arkasına aldı.
“Sen burada ne arıyorsun?”
Adam güldü.
“Biliyorsun.”
“Defter sende değil.”
“Defteri istemiyorum.”
Annem bir an sustu.
“Öyleyse ne istiyorsun?”
“Annenin sakladığı şeyi.”
Kalbim hızlandı.
“Benden mi bahsediyor?”
Annem cevap vermedi.
Adamın ayak sesleri yeniden duyuldu.
Bu kez mutfağa doğru gidiyordu.
Annem beni sessizce yatak odasına götürdü.
Kapıyı kapattı ve kilitledi.
“Pencereden çıkabilir misin?”
“Üçüncü kattayız.”
“Biliyorum.”
“Anne, bu mümkün değil.”
“Biliyorum.”
Telefonumu çıkardım.
Ekran hâlâ çekiyordu.
Kuzey'i aradım.
İlk çalışta açtı.
“Nehir?”
“Kuzey, evde biri var.”
“Ne?”
“Biri içeri girmiş.”
“Annen yanında mı?”
“Evet.”
“Kapıyı kilitleyin.”
“Zaten kilitli.”
“Pencereden çıkmayın.”
“Ne yapacağız?”
“Ben geliyorum.”
“Tek başına gelme.”
“Yalnız değilim.”
Telefon kapandı.
Annem bana baktı.
“Kuzey'i aradın.”
“Evet.”
“Gelmesini istemiyorum.”
“Bize yardım edecek.”
“Bunu nereden biliyorsun?”
“Babamın defterinde onun beni koruması gerektiği yazıyor.”
Annem başını eğdi.
“Baban bazı şeyleri Kuzey'in ailesine emanet etti.”
“Ne gibi?”
“Senin güvenliğini.”
Kapının dışından bir ses geldi.
“Annen sana yine eksik anlatıyor.”
İkimiz de sustuk.
Adam kapının önündeydi.
“Nehir, kapıyı aç.”
Annem başını iki yana salladı.
“Onu dinleme.”
“Ben sadece konuşmak istiyorum.”
“Git buradan!”
Adam bir süre sessiz kaldı.
Sonra:
“Aras sana gerçeği anlatmadı.”
Annemin yüzü değişti.
“Aras mı?”
“Onun adını duyunca neden korkuyorsun?”
Annem cevap vermedi.
Adam devam etti:
“Çünkü gerçek ortaya çıkarsa sen de kaybedersin.”
“Sen kimsin?”
“Bunu kızına sor.”
Annem bana baktı.
“Beni dinle.”
“Ne?”
“Ne olursa olsun, ona inanma.”
“Sen kimsin?” diye tekrar sordum.
Adam cevap vermeden önce kapının kolunu çevirdi.
Kilit açılmadı.
Sonra koridordan başka bir ses geldi.
“Kimsin sen?”
Kuzey.
Adam sustu.
Bir saniye sonra dışarıdan sert bir hareket sesi geldi.
Kuzey kapının önündeydi.
“Nehir, içeride misin?”
“Evet!”
“Kapıyı açma.”
“Tamam.”
Sonra dışarıdan birkaç ses duyuldu.
Ne konuştuklarını anlayamıyordum.
Birkaç saniye sonra ayak sesleri uzaklaştı.
Annem kapıyı açtı.
Kuzey koridorda duruyordu.
“Nehir, iyi misin?”
“İyiyim.”
Kuzey anneme baktı.
“Aras burada mıydı?”
“Hayır.”
“Peki kimdi?”
Annem cevap vermedi.
Kuzey bana döndü.
“Defter nerede?”
“Bende.”
“İyi.”
“Son sayfayı okudum.”
Kuzey'in yüzü değişti.
“Ne yazıyordu?”
“Babam sana güvenmemi söylemiş.”
Kuzey gözlerini kapattı.
“Başka?”
“Gerçek kimliğimi bilmediğini yazmış.”
Kuzey bir süre sustu.
“Bunu daha önce bilmiyordum.”
“Bana neden yardım ediyorsun?”
“Çünkü baban benden bunu istedi.”
“Başka?”
“Başka bir şey yok.”
O sırada annem araya girdi.
“Var.”
Kuzey ona baktı.
Annem yıllardır taşıdığı bir yükü bırakmak ister gibi konuştu.
“Babanız ikinizi birbirinden uzak tutmaya çalıştı çünkü...”
Durdu.
“Çünkü ne?”
“Çünkü siz çocukken bir olay yaşandı.”
“Ne olayı?”
Annemin gözleri doldu.
“Sen kaybolmuştun, Nehir.”
Kuzey bir anda bana baktı.
“Ne?”
“Birkaç saatliğine,” dedi annem. “Ama seni bulan kişi Kuzey'in babasıydı.”
Kuzey'in yüzü bembeyaz oldu.
“Babam mı?”
“Evet.”
“Ben de orada mıydım?”
Annem başını salladı.
“Evet.”
Kuzey gözlerini bana çevirdi.
“Demek fotoğrafın olduğu gün...”
“Evet,” dedi annem. “O gün Nehir kaybolmuştu.”
Ben hiçbir şey söyleyemiyordum.
Bir çocukluk anısı aradım.
Karanlık bir koridor.
Bir adamın sesi.
Elimde bir kolye.
Ve bir çocuğun bana söylediği tek bir cümle.
“Korkma. Seni bulacaklar.”
Kuzey'e baktım.
“Bu sen miydin?”
Kuzey cevap vermedi.
Gözleri dolmuştu.
Sonunda çok alçak bir sesle:
“Evet.”
Tam o anda telefonuma bir mesaj geldi.
Bilinmeyen numara.
“Hatırlamaya başladın.”
Altında bir fotoğraf vardı.
Fotoğrafta küçük hâlimle Kuzey yan yana duruyorduk.
Ama fotoğrafın arkasında daha önce görmediğim bir tarih vardı.
Ve altında şu cümle yazıyordu:
“İkinci çocuk o gün ortadan kayboldu.”
Kuzey fotoğrafı gördü.
“İkinci çocuk...”
Annem gözlerini kapattı.
“Evet.”
“Kim?” diye sordum.
Annem cevap vermedi.
Kuzey fotoğrafı eline aldı.
Sonra fotoğrafın arkasındaki küçük ayrıntıyı fark etti.
“Bu isim...”
“Ne ismi?”
Kuzey yüzüme baktı.
“Aras'ın oğlunun adı.”