Bunu yazmamın bir şeyi değiştireceğini sanmıyorum. Zaten bazı şeyler değişmek için değil, sadece anlaşılmak için yazılır.
Seninle başlayan şeyin nasıl bu noktaya geldiğini hâlâ tam olarak çözemiyorum. Çünkü en başında her şey çok basit gibiydi. Bir mesaj, bir cevap, sonra devam eden konuşmalar… Ama insanlar bazen basit başlayan şeyleri karmaşık hale getirmekte ustadır, ben de buna dahilim.
Sana karşı en büyük hatam, açık olmam gereken yerde susmam oldu. Korktum demek kolay ama gerçek şu ki, bazen ne söyleyeceğimi bilemedim, bazen de geç kaldım. Ve geç kalınan her şey, zamanla yanlış anlaşılmaya dönüşüyor.
O gün parkta yaşanan şey… hâlâ aklımda. Senin yüzündeki o donukluğu unutamıyorum. Çünkü o an sadece bir gerçek ortaya çıkmadı, aynı zamanda aramızdaki her şey de başka bir şeye dönüştü.
Ben seni kandırmak istemedim. Ama dürüst de olamadım. İkisi de aynı yere çıkıyor aslında, biliyorum.
Senin gururunu da anlıyorum, sessizliğini de. Belki ben olsam ben de aynı şekilde davranırdım.
Sadece şunu bilmeni istiyorum: Seninle konuştuğum hiçbir an sahte değildi. Ama bazı gerçekler, geç söylendiğinde hisleri değiştirebiliyor.
Şimdi geriye baktığımda, keşke dediğim çok şey var. Ama keşke’ler hiçbir şeyi geri getirmiyor.
Bu mektup bir başlangıç değil, bir devam da değil. Sadece içimde kalmaması için.
Kendine iyi bak.
Umarım bir gün bu hikâyeyi düşündüğünde sadece kötü bir anı olarak kalmaz.
— F