İçeriğe geç

YANKI KODU

Bölüm 2 · 3 dk okuma

YANKI KODU

Bölüm 2

İlk Yankı

Atlas, elindeki telefonu yatağın üzerine fırlattı. Kalbi göğsünü parçalayacakmış gibi atıyordu. Az önce izlediği haber görüntüsü gözlerinin önünden gitmiyordu. Elif Yılmaz... Aynı isim. Aynı tarih. Aynı ses.

"Hayır... Bu mümkün değil."

Kendi kendine konuştuğunu fark ettiğinde odanın içi hâlâ sessizdi. Sadece duvardaki saatin tik tak sesleri duyuluyordu. Telefon ise tamamen sessizdi.

Yavaşça yatağın kenarına oturdu.

"Nefes al... Sadece nefes al..."

Mantıklı düşünmeye çalışıyordu. Belki haber eskiydi. Belki telefon internete bağlıydı. Belki biri çok iyi hazırlanmış bir şaka yapıyordu.

Ayağa kalkıp modemin ışıklarına baktı. İnternet yoktu. Elektrik vardı ama modem kırmızı ışık yanıyordu. Telefonun içinde SIM kart da yoktu. Wi-Fi ayarı da bulunmuyordu. Hiçbir açıklama mantıklı değildi.

Telefonu tekrar eline aldı. Bu kez ekran kendiliğinden açıldı. Liste hâlâ oradaydı. Yüzlerce isim... Binlerce tarih... Hepsi sanki bir mezarlık listesiydi.

Atlas parmağını aşağı doğru kaydırdı. Liste bitmiyordu. Dakikalarca kaydırdı. İsimler devam ediyordu. Bazılarının yanında yeşil bir nokta vardı. Bazılarında kırmızı. Bazılarında ise gri.

"Bu renkler ne anlama geliyor?"

Tam o anda ekran karardı. Sonra tek satırlık yeni bir yazı belirdi.

"Yetkiniz bulunmuyor."

Atlas irkildi.

"Ne yetkisi?"

Yazı silindi. Yerine farklı bir ekran geldi. Sadece siyah bir arka plan. Ortada tek bir cümle.

"Yankılar dinlenir. Değiştirilemez."

Atlas'ın sırtından soğuk bir ürperti geçti. Telefonu masaya bıraktı. Tam odadan çıkacakken... Telefon çalmaya başladı. Normal zil sesi değildi. Sanki eski bir kasetin bozuk sesi gibiydi.

Ekranda numara görünmüyordu. Sadece tek kelime yazıyordu.

BİLİNMİYOR

Atlas birkaç saniye düşündü. Sonra cevapladı. Hoparlörden hiçbir ses gelmedi. Yaklaşık on saniye boyunca sadece derin nefes alışları duyuldu. Ardından boğuk bir erkek sesi konuştu.

"Dinledin."

Atlas dondu.

"Sen... kimsin?"

Karşı taraf cevap vermedi. Sadece aynı cümleyi tekrarladı.

"Artık seni de dinleyecek."

Telefon aniden kapandı. Atlas tekrar aramaya çalıştı. Arama geçmişi bomboştu. Sanki hiç aranmamıştı.

Sabah olduğunda neredeyse hiç uyuyamamıştı. Üniversiteye giderken sürekli arkasına bakıyordu. Sanki biri onu takip ediyordu. Otobüse bindi. Cam kenarına oturdu. Kulaklığını taktı.

Tam müzik açacakken cebindeki siyah telefon titredi. Korkuyla çıkardı. Bildirim gelmişti.

Yeni Kayıt Hazırlandı.

Altında tek isim vardı.

Deniz Arslan

Saat: 16.42

Bugünün tarihi.

Atlas'ın gözleri büyüdü. Deniz... En yakın arkadaşıydı. Üniversiteye birlikte gidiyorlardı.

"Hayır..."

Titreyen parmağıyla kayda dokundu. Cızırtılar duyuldu. Ardından Deniz'in sesi geldi. Oldukça korkmuştu.

"Atlas... Eğer bunu dinliyorsan çok geç kaldın..."

Bir anda büyük bir patlama sesi duyuldu. İnsanların çığlıkları... Metal gürültüsü... Ve kayıt sona erdi.

Atlas yerinden fırladı. Otobüs tam üniversitenin önünde durmuştu. Koşarak kampüse girdi. Telefonunu çıkardı. Deniz'i aradı. Cevap vermedi. Bir kez daha aradı. Yine açmadı.

Tam umudunu kaybetmek üzereyken telefonu çaldı. Arayan... Deniz'di.

Atlas hemen açtı.

"Neredesin?"

Deniz şaşkındı.

"Ne oldu oğlum?"

"Neredesin söyle!"

"Kafeteryadayım."

"Sakın oradan ayrılma!"

"Atlas manyak mısın?"

Telefon kapandı. Atlas bütün gücüyle kampüsün kafeteryasına doğru koşmaya başladı. Kalbi hızla atıyordu. Saatine baktı.

16.38

Kayıtta gördüğü saate... Sadece dört dakika kalmıştı.

Atlas nefes nefese kampüsün giriş kapısından içeri daldı. Etrafındaki öğrenciler onun telaşına anlam veremeden dönüp bakıyordu. Merdivenleri ikişer üçer çıktı, gözleri sürekli kalabalığın arasında Deniz'i arıyordu.

Telefonunu çıkardı. Bir kez daha aradı. Bu kez telefon çaldı.

"Atlas, ne oldu? Niye üst üste arıyorsun?" diye cevap verdi Deniz.

"Neredesin?"

"Kafeteryadayım."

"Sakın dışarı çıkma! Olduğun yerde kal!"

Deniz şaşkın bir ses tonuyla güldü.

"Oğlum iyi misin sen?"

Atlas cevap vermeden telefonu kapattı ve koşmaya devam etti. Saatine baktı.

16.39

Üç dakika...

Kafeteryanın kapısı artık birkaç metre önündeydi. Tam içeri girecekken cebindeki siyah telefon sertçe titredi. Ekran kendi kendine açıldı. Bu kez sadece tek bir cümle vardı.

"Müdahale etme."

Atlas'ın yüzü bembeyaz kesildi.

"Ne demek müdahale etme?"

Telefon bir kez daha titredi. Yeni bir satır belirdi.

"Yankılar değiştirilemez."

Atlas telefonu cebine sıkıştırdı.

"Saçmalık..."

Kapının kolunu tuttu. Derin bir nefes aldı. Ve kafeteryanın kapısını yavaşça açtı.

İçeride her şey normal görünüyordu. Deniz en arka masada oturmuş, telefonuyla ilgileniyordu. Atlas rahat bir nefes alacak gibi oldu.

Tam o anda... Deniz başını kaldırıp Atlas'a gülümsedi. Ama Atlas'ın dikkati Deniz'e değil, onun arkasındaki cama takılmıştı.

Camın yansımasında... Simsiyah kapüşonlu biri hareketsiz şekilde Deniz'in arkasında duruyordu.

Atlas gözlerini kırptı. Yansıma bir anda kayboldu.

Telefon son kez titredi.

"Geç kaldın.

Bölüm sonu

1 yorum

  • Hehhe mükemmel beyfendi ee isterseniz tanışabiliriss😋😋

    1Yanıt