İçeriğe geç

YANKI KODU

Bölüm 1 · 4 dk okuma

YANKI KODU

Bölüm 1

Eski Telefon

İstanbul... Kasım ayının son günleriydi. Gökyüzü gün boyunca gri kalmış, akşam olduğunda ince ince yağmur başlamıştı. Islak kaldırımlar sokak lambalarının ışığını yansıtıyor, insanlar montlarının yakalarını kaldırıp evlerine yetişmeye çalışıyordu.

Atlas, sırtındaki çantasını düzelterek ara sokaklardan yürüyordu. Üniversiteden çıkalı neredeyse bir saat olmuştu ama eve gitmek istemiyordu. Zaten onu evde bekleyen kimse yoktu. Annesini altı yıl önce kaybetmişti. Babası ise yurt dışında çalışan bir mühendisti. Ayda bir görüntülü konuşurlar, o kadar. Küçüklüğünden beri yalnız yaşamaya alışmıştı.

Kulaklığını taktı. Telefonunun şarjı yüzde ikiye düşmüştü. "Eve gidene kadar dayanırsın umarım." Tam bunu söylediği sırada telefon kapandı. "...Harika." Derin bir nefes aldı. Yağmur biraz daha hızlandı.

Tam karşısında yıllardır gördüğü ama hiç girmediği eski bir dükkân vardı. Paslanmış tabelasında sadece şu yazıyordu: KARACA ELEKTRONİK Altında da silinmeye yüz tutmuş küçük harflerle: "Tamir - İkinci El - Eski Teknoloji."

Atlas içeri girdi. Kapıdaki zil ince bir ses çıkardı. Dükkânın içi eski elektronik eşyalarla doluydu. Kasetçalarlar... CRT televizyonlar... Tozlanmış bilgisayar kasaları... Radyolar... Duvar saatleri... Sanki zaman burada durmuştu.

Tezgâhın arkasında beyaz sakallı yaşlı bir adam oturuyordu. Başını kaldırmadan konuştu. "Telefon mu bozuldu?" Atlas şaşırdı. "Nereden bildiniz?" Yaşlı adam hafifçe gülümsedi. "Buraya gelen herkesin telefonu bozuk olur."

Atlas istemsizce güldü. "Şarjım bitti sadece." "Şarj cihazın yanında değil." "Maalesef." Adam tezgâhın altını karıştırdı. "Uygun kablo kalmamış."

Atlas tam çıkacakken gözünün ucuyla rafta duran siyah bir telefon gördü. Diğer telefonlardan farklıydı. Ne markası yazıyordu... Ne modeli... Arkasında sadece küçük, metal bir sembol vardı. Yuvarlağın içinde dalga şeklinde bir çizgi.

Atlas telefonu eline aldı. "Ekranı sağlammış." Adam ilk kez başını kaldırdı. Yüzündeki ifade bir anda değişti. "Geri bırak." Atlas kaşlarını kaldırdı. "Neden?" "O satılık değil." "Ama fiyat etiketi var."

Adam sustu. Sonra ağır ağır ayağa kalktı. Telefonu Atlas'ın elinden aldı. Birkaç saniye baktı. Sanki yıllardır görmediği birini görmüş gibiydi. "Garip..." "Nesi?" "Yıllardır açılmıyordu."

Atlas anlamadı. Adam telefonu tekrar uzattı. "Demek seni seçti." "Ne?" "Al." "Az önce satılık değil demediniz mi?" "Fikrimi değiştirdim."

Atlas telefonu çevirdi. Oldukça eski görünüyordu ama tek bir çizik bile yoktu. "Ne kadar?" "İstediğini ver." Atlas cüzdanından iki yüz lira çıkardı. Adam paraya bile bakmadı. Telefonu poşete koydu. Çıkarken arkasından sadece tek cümle söyledi. "Saat gece yarısını geçince açma."

Atlas durdu. "Neden?" Adam cevap vermedi. Sadece dükkânın ışıklarını kapattı.

...

Yağmur durmuştu. Atlas yürürken yaşlı adamın söylediklerini düşündü. "Gece yarısını geçince açma." "Film mi çekiyoruz acaba?"

Eve vardığında saat 22.40 olmuştu. Üzerini değiştirdi. Hazır noodle yaptı. Televizyonu açtı. Hiçbir şey ilgisini çekmeyince bilgisayar başına geçti. Ders çalışmaya çalıştı. Başaramadı. Masanın köşesindeki siyah telefon sürekli dikkatini çekiyordu.

En sonunda dayanamadı. Eline aldı. Güç tuşuna bastı. Ekran açıldı. Şarjı yüzde yüzdü. "Nasıl yani?" Telefonun içinde hiçbir uygulama yoktu. Ne kamera... Ne mesaj... Ne galeri... Sadece siyah arka plan üzerinde tek bir simge. YANKI

Simgenin altında başka hiçbir yazı yoktu. Atlas birkaç saniye baktı. "Bu kadar mı?" Uygulamaya dokundu. Açılmadı. Tekrar bastı. Yine olmadı. "Bozuk galiba." Telefonu masaya bıraktı.

Saat ilerledi. 23.58... 23.59... Tam gece yarısı olduğunda odadaki lambalar bir anlığına titredi. Bilgisayar ekranı kapandı. Elektrik gitmedi. Ama odanın içindeki hava değişmişti. Telefon kendi kendine titreşmeye başladı.

Atlas yavaşça döndü. Ekran ilk kez açılmıştı. Siyah ekranın ortasında tek bir cümle yazıyordu. "İlk kayıt hazırlanıyor..." Atlas'ın boğazı düğümlendi. Telefonu eline aldı. Yazı kayboldu. Yerine yüzlerce isim geldi. Hepsinin yanında tarih vardı. Bazılarının yanında saat. Bazılarının yanında kırmızı bir nokta.

En üstteki isim dikkatini çekti. Elif Yılmaz 29 Kasım 2048 Bugünün tarihi. "Bu da ne?" Merakına yenildi. İsme dokundu. Telefonun hoparlöründen önce cızırtılar geldi. Sonra bir kadının nefesi duyuldu. Hızlı... Korkmuş... Titreyen bir ses konuşmaya başladı. "Lütfen... biri beni duysun..."

Atlas'ın yüzündeki gülümseme kayboldu. Ses devam etti. "Merdivenlerden geliyor..." Bir kapı sesi... Ayak sesleri... Kadın ağlamaya başladı. "Hayır... lütfen..." Bir çığlık... Ve aniden sessizlik. Kayıt sona erdi.

Atlas birkaç saniye hareket edemedi. "Bir korku oyununun reklamı herhalde." Telefonu masaya bıraktı. Tam o anda salonundaki televizyon kendi kendine açıldı. Son dakika haberleri... Spiker telaşlıydı. "Bu gece Kadıköy'de genç bir kadın evinde ölü bulundu. Kimliğinin Elif Yılmaz olduğu açıklandı..."

Atlas'ın kalbi duracak gibi oldu. Yavaşça başını masadaki telefona çevirdi. Ekranda artık tek bir bildirim vardı. "İlk yankıyı dinledin." Ve hemen altında yeni bir satır belirdi. "Sıradaki kayıt 24 saat içinde oluşacak."

Atlas'ın eli titredi. Telefonu kapatmaya çalıştı. Kapanmadı. Ekran son kez karardı. Simsiyah ekranın ortasında sadece şu cümle kaldı: "Bir sonraki ses... sana ait olabilir.

Bölüm sonu

5 yorum