İçeriğe geç

Yan Komşu

Bölüm 5 · 5 dk okuma

Yan Komşu

Bölüm 5

Güçlü ama Çaresiz

Yaşlı bir adam, eski püskü bir koltukta oturmuş, bir şeyler karalıyordu. Beni fark etmemişti. İçeri girip ona sormak istedim ama ya Poyraz'ın adamlarından biri ise? Bu riski almak zorundaydım. Kapıya yaklaşıp yavaşça vurdum. Adam kapıya yöneldi ve kapıyı açtığında şaşkınlıkla bana baktı.

"Sen kimsin?" dedi, sesi yaşlı ama güven verici bir tonla.

"Ben... ben yardım arıyorum," dedim. "Poyraz... Poyraz'dan kaçıyorum."

Adamın gözleri genişledi. "Poyraz mı dedin? Hemen içeri gel," dedi, beni hızla içeri çekerek kapıyı kapattı.

İçerisi eski ve dağınıktı ama sıcak ve güvenli görünüyordu. Adam beni oturmam için işaret etti ve kendisi de karşıma geçti.

"Benim adım Rüstem," dedi. "Poyraz'ın adını duyalı çok uzun zaman oldu. Hâlâ o şeytanlıklarına devam ediyor mu?"

Ellerim titriyordu, nefesimi düzene sokmaya çalıştım. "Evet," dedim. "O bir canavar. İnsanları, özellikle kadınları kaçırıp korkunç deneyler yapıyor. Beni de kaçırdı ve üzerimde deneyler yaptı ama bir şekilde kaçmayı başardım."

Rüstem derin bir iç çekti. "Poyraz'la eski hesaplarımız var," dedi. "O benim eski ortağımdı. Ama zamanla çok değişti. Onu durdurmak zorundayız."

"Tek başımıza bunu yapabilir miyiz?" diye sordum.

Rüstem başını salladı. "Hayır, yalnızca biz yetmeyiz. Ama burada saklanabiliriz ve plan yapabiliriz. Poyraz'ın zayıf noktalarını biliyorum. Onun ordusu da kendi yaratıkları ama hepsi onun kontrolünde değil. Birlikte hareket edersek, onu yenebiliriz."

Bir an için umut ışığı parladı içimde. "Ne yapmamız gerekiyor?"

Rüstem ayağa kalktı ve eski bir harita çıkardı. "Bu haritada Poyraz'ın gizli laboratuvarlarının yerleri var. Onları bulup yok etmemiz gerekiyor. Bu onu zayıflatacak ve ordusunu dağıtacaktır. Ayrıca, onunla yüzleşmemiz gerekecek. Ama önce hazırlanmalıyız."

Haritayı açtı ve yere uzunlamasına serdi. Bu harita beklediğimden çok daha uzun ve büyüktü. Bu koca laboratuvar küçücük bir evde nereye sığıyordu? Bu laboratuvarların hepsini yok edecek gücümüz ve vaktimiz yokmuş gibi hissediyordum. Bu intikam ateşi bana laboratuvar denen odaları yok etmemi değil, Poyraz’ın varlığını silmemi söylüyordu.

Tam o sırada haritadaki işaretleri gördüm. Rüstem denilene baktım ve sordum:

-Bu işaretler ne anlama geliyor?

Haritada her odayı belirten farklı bir işaret vardı, hiçbir şey anlamamıştım. Bunlar ne anlama geliyordu? Rüstem cevap verdi:

-Sabırlı ol... Bu haritada aradığımız malzemelerin yerini gösteren çok ipucu gizli. Malzemeler hem bu üssün gereksiz odalarını yok etmemize, hem de Poyraz’ın henüz ele geçiremediği insansıları kontrol altına almamıza yardım edecek.

Anlamıyorum. Ne tür malzemeler insanları kontrol altına almak için yardım edebilir?

-Her neyse, artık hazırlıklara başlamalıyız. Poyraz’dan hızlı davranmamız lazım. Bak, şu işareti gördün mü? Parlayan koyu gri bir yıldıza benziyor. Donanım için orada malzeme bulabiliriz.

-Hadi öyleyse, oyalanmayı sevmiyorum.

Haritaya baktıktan sonra bir sürü gri yıldız gördüm.

-Ama burada çok fazla gri yıldız var. Hangisine gideceğiz?

-Her yıldızdaki eşya farklıdır. Birindeki zırhsa birindeki silahtır. Bu harita o kadar detaylı değil, haritadan hangisinin ne olduğunu ayırt edemiyoruz. Mecbur hepsine tek tek bakacağız.

İşte bu bizi oyalayacak... Sabırlı davranamıyorum.

Rüstem yanına boş bir çanta aldı ve bir tane de bana verdi. Büyük ihtimalle bu çantalara gittiğimiz yerlerden eşyalar alacaktık. Rüstem haritayı dürüp çantanın suluk kısmına koydu. "Hadi evlat yürü çıkalım artık önümüzde uzun bir yol var." Kafamı salladım ve Rüstem kapıdan çıkarken dağınık eve son bir kez bakıp bende Rüstem'in arkasından dışarı çıktım. Dışarı da kasvetli ve karanlık bir hava vardı. Etrafta bir tane bile canlı yok onun yerine vahşet dolu görüntüler vardı. Yerlerde yatan bu insanların cansız bedenleri çoktan kötü kokularını yaymaya başlamışlardı. Rüstem'in arkasından yürüyor nereye gittiğine anlam vermeye çalışıyordum. Bu sokaklarda daha önce hiç gezmemiştim. İlk defa bu sokaklardan geçiyordum. Kim bilir belki de benim de sonum bu sokaklardan birinde olacaktı.

Rüstem arkasına dönüp gelip gelmediğimi kontrol etti ve tekrar önüne döndü. Hızlı adımlarla yürümek beni git gide yoruyordu. Sağ tarafta ki dar sokağa girmek için ikimizde dönmüştük ki karşımda sinsi gülüşüyle duran adamı gördüm. Alaycı bir sesle "Oo Rüstem, bakıyorum da deneğimin firar etmesine yardımcı oluyorsun. Hadi ama eski dostlar böyle yapar mı?" İğrenç ses tonuyla kahkaha atmaya başladı. Onun sesini her duyduğumda midem daha çok ağrıyor vücudum kasılıyordu. İçimde ki intikam ateşi ise daha çok körükleniyor Poyraz'ı öldürmem için her bir hücremi harekete geçiriyordu...

Elimi yumruk yaparak sıktım. Bedenim de ki kaslar geriliyor ve ona saldırma iç güdümü yenemiyordum. Dişlerimi birbirine sürtüp gıcırdattım. "Mehir... Beni nasıl sensiz bırakırsın. Sensiz ne kadar sıkıldığımı biliyor musun?" Dudaklarını aşağıya sarkıttı üzgün olduğunu gösterir gibi. Sakın kalmak için derin bir nefes aldım ve gözlerimi kapattım. Damarlarımda akan kan öylesine sıcaktı ki, öylece durmamı engelliyordu.

Saldır, parçala, yok et! Kanın tadını hisset...

Zihnime fısıldayan bu sözleri durdurmaya çalıştım. Dizim titrerken sonunda beni engelleyen Rüstem'in ses tonu olmuştu. "İnsanları daha ne kadar kendi oyuncağın hale getireceksin?" Kapattığım gözlerimi açtım. Serin bir esinti esti ve Rüstem'in giydiği gömleğin havalanmasını sağladı. Rüzgar ile birlikte burnuma dolan tanıdık koku ile yüzümü buruşturdum. Bu aylarca duyduğum Poyraz'ın kokusuydu. Öylesine güçlü geliyordu ki ona ulaşmam ve bana verdiği bu yeni beden ile onu parçalamak istedim yeniden.

"İnsanlar zaten birer oyuncak değil midir?" Bize doğru yaklaştı konuşurken. Olduğum yerde kıpırdadım. "Güçsüz ve çaresizdir. Her zaman yönlendirilmeye ihtiyacı vardır." Adımları sonunda onu yanımıza taşıdı. Elini bana uzatmak istediği zaman geriye çekildim. Benimle birlikte harekete geçen Rüstem ise onun bileğine sarılmıştı.

"İnsanlar senin pis düşüncelerin için dünyaya gelmedi Poyraz! Söyle bana ne seni değiştirdi bu şekilde?"

Onu tutan ele baktı Poyraz. Ardından başını kaldırdı ve kalkık kaşı ile Rüstem'e baktı. Bakışların ki soğukluk esen bu rüzgar kadar soğuktu. "Bana engel olabileceğini mi düşünüyorsun ihtiyar?" Bakışlarının ardından ses tonu ile tamamen soğuk kanlı oluşunu hissettirdi tekrar. O deli tavırları arasında bu gerçek yüzü ile tekrar tekrar kendime gelmemi sağlıyordu.

"O gelmese bile ben sana engel olacağım."

Emeği geçenler: @gandalf @cizmelikaktusss @irem_yzr23 @seyma_sengul

Merhaba, biz Çizgi Yazarlarıyız! Çizgi'de "kitabını duyurmaya çalışan ve destek arayan yazarlara" yardımcı olmak amacıyla kurulan discord sunucumuzda yazarlarımız, hikayeyi devam ettir etkinliği ile bu kurgunun temellerini attılar. Kitabı beğendiyseniz yazarları kendi hesaplarını takip ederek de destekleyebilirsiniz...

Sunucumuz yazarlara kitaplarını tanıtma, oy, yorum, eleştiri gibi desteklerin yanı sıra diğer yazarlarla arkadaşça sohbetler edebilecekleri bir ortam sunuyor. Yazarlara, kitap yazarken yardım istedikleri konularda el uzatacak olan kişiler bulabilecekleri, oyunlar ve etkinliklerle zaman geçirebilecekleri, saygılı ve huzurlu bir ortam vadediyoruz!

Eğer siz de ismini duyurmak isteyen keşfedilmemiş bir yazarsanız, topluluğumuza katılarak destek alabilirsiniz.

Aramıza katılmak isterseniz lütfen bize dönüş yapın...

Bölüm sonu

2 yorum