İçeriğe geç

Yan Komşu

Bölüm 4 · 6 dk okuma

Yan Komşu

Bölüm 4

Umut Işığı

Çöpün içerisine atılan bir kaç parça eşya buldum. Tüm bedenim yeşiller içindeydi. Eğer saklanmam gerekiyorsa ilk önce tenimi kapatarak ilerlemem gerekiyordu.

Poyraz denilen bu herifin tek derdi kendisine kan dolu bir dünya yapmak ve dünyanın ortasında tahtında oturmaktı.

Başımda ki kapşonu iyice yüzüme indirdim. Ellerimi çeplerime soktum ve durdurmak bilmediğim adımlarımı ara sokaklardan atmaya devam ettim. Artık çığlık atan ve yardım isteyen insan sesleri yoktu. Onları parçalarken keyiflenen ve gülen uzaylı sesleri de. Ve en önemlisi beni bu hale sokan Poyraz denen lanet yaratığın sesi artık bir nefes kadar yakınımda değildi.

Gece çoktan çökmüştü. Ay ışığı yağmur sonrası ıslanmış sokak arasını aydınlatıyordu. Saatlerce yürüsem bile bedenimde bir ağrı veya yorgunluk hissetmiyordum. Ve saatlerdir bir şey yemesem bile midem aç değildi.

Bu ilçe fazla büyük değildi. İzimi bir an önce kaybettirip Poyraz'dan iyice uzaklaşmam gerekiyordu. Benim yokluğumu çoktan fark etmiş olmalıydı. Ben onun o yerde en çok eğlendiği kişiydim belki de. Beni kaybetmek istemezdi de.

Öyle ya... O garajdan... O deneylerin sonrasında onlarca yaratık onun emri altında iken ben neden hala kendimdeydim? DNA'm üzerinde defalarca oynama yapsa bile tek değişiklik bedenimde ki bu tuhaf renk ve eskisine göre daha dayanıklı bedenimdi. Peki ama neden?

Tüm bunların ardından şimdi de zihnime dolan şey ise bu kadar fazla insan kaybolmasına rağmen neden kimse bununla alakalı bir şey yapmıyordu?

Sokak lambasının aydınlattığı yolda attığım adımların ıslak sesi yankılanırken sönmüş lamba bir anda aydınlandı. Korku ile adımlarımı durdurdum. Başımı kaldırıp ışığa baktım. Elektriğin sesini duyabiliyordum. Bakışlarımı indirdim ve karşıma çıkan kayıp ilanı ile kaşlarım çatıldı.

Henüz 20'li yaşların da bir adamın kayıp olduğuna dair bir ilandı bu. Ve bu ilanda gösterilen yüz benim bir kaç gün önce gördüğüm yeni deney ürünü olan o genç çocuktan başkası değildi.

Neredeyse 1,5aydır kayıp... O zaman ben ne zamandır kayıbım?! Neden kimse beni aramadı, neden hiçbir polis yeni evime gelmedi, neden beni aramadılar? Ailem beni aradı mı? Merak ettiler mı beni? Neden o iğrenç sandalyede aylarımı geçirmiş gibi hissediyorum! Ben ne zamandır o iğrenç adamın elindeyim?

Beynim de yankılanan sorularımın hiçbirine cevap bulamıyorum... Bu kasabada, bu dünyada neler oluyor? Sorularımın ardı arkası kesilmiyor. İstemsizce ölüm sessizliğine kaplanan kasabaya baktım. Sokaklarda parçalanmış cesetler ve kanla boyanmış ayak izlerinden başka bir şey yok. Hayır şimdi bunları düşünmenin zamanı değil, o Poyraz denilen pisliği yakaladıktan sonra tüm sorularımın cevabını alacağım, evet her şeyin başladı o iğrenç deliğe geri dönmeliyim. Poyraz orada çok şey saklıyor. Eminim tüm sorularıma orada cevap bulabileceğim.

Etrafımdaki onca cesede rağmen midem bile bulanmıyor, o Poyraz benden sadece görünüşümü değil insanlığımıda çaldı. İçimde yükselen öfkeyle eski evime doğru koşmaya başladım. Poyrazın bana verdiği bu güç onun sonu olacak.

Birkaç saniye sonra evime(!) vardım. Eski evimin kapısına kısa bir bakış atıp hızla o çukura girdim. O iğrenç kan ve pas kokusu burnuma bir bıçak gibi saplanırken eski iğrenç anılarımda yükselmeye başladı.

Kendine gel Mehir, şimdi kendini bırakamazsın. Kendi kendimi telkin ederken sonunda belki aylarca bağlandığım masanın bulunduğu odaya geldim. Gözlerim masa ile buluşunca öfkeyle ona doğru yürüyüp masayı tek yumruğumla kırdım. Bu hareketim içimdeki öfkeyi azaltmamıştı aksine daha da alevlendirmişti. Burnumdan soluyarak odada gözlerimi gezdirdim. Hiçbir şey yok, etrafta sadece boş tüpler ve iğneler vardı. Lanet olsun, neden?

-Neden?

Öfkeyle etrafa saldırıp her şeyi yere indirdim. Odayı savaş alanına çevirdim, yok hiçbir şey yok. Her şeyi yok mu etti?Hayır, eminim yanına almıştır... Hayır hayır küçükte olsa bir ipucu olmalı, eminim diğer odalarda bir şeyler vardır. Küçücükte olsa tüm bu saçmalığa bir cevap olmalı.

Uzun gecenin ardından loş ışıkla aydınlanan bu garajın bir köşesinde titreyerek bekliyordum. Gözlerimden akan yaşlar artık kurumuştu. Dizlerime sardığım ellerimi serbest bırakırken tüm gece boyunca kendi kendime verdiğim intikam yeminleri ile doluydum.

Güneş ışığı ufak havalandırma penceresinden içeriye zorlukla giriyordu. Gün ışığının düştü yerlerde etrafa uçuşan toz tanelerini izledim. Gözlerime bir an olsun uyku girmişti. Tüm gece boyunca aramama rağmen bu lanet yerde en ufak bir yazı veya işime yarayacak bir alet bulamamıştım.

Bakışlarım gün ışığından dizlerimin üzerinde ki ellerime kaydı. Bu renk yeşil rengin en açık haliydi. Sanki hastalık bir bedende ve kurtuluşu olmayan bir hastalık vardı bedenimde. Bu düşünce ile güldüm. Ben lanet deneylere maruz kalan lanet bir yaratığa dönmüştüm. Her zaman kısa kestiğim tırnaklarım uzamış ve her an birisi parçalamak için uzamıştı.

Ellerimi yumruk yaptım.

Bu tırnakların keseceği tek bir şey vardı. Bu tırnakların parçalayacağı tek bir şey vardı. Poyraz denilen o herife ait hiçbir yeri belli olmayana kadar onu parçalara ayıracaktım. Bana ve benim gibi bu deney sonucunda özlerini kaybeden herkesin intikamını en acılı şekilde alacaktım.

Oturduğum yerden kalktım ve garajdan çıkmak için kendime güç verdim. Dün bu sokaktan başlayıp tüm kasabayı kan gölüne çeviren bir katliam yaşanmıştı. Ve şimdi ise kendisi ile birlikte canavar ordusu kayıplara karışmıştı. Adımlarımı demir kapıya çevirdim ve kendimi dışarıya attım. Arka bahçe benim hayatımı tamamen değiştiren yerdi. Ve bu lanet yere girerek kendi başıma sıkmıştım. Fakat doğru ya yan komşumun bir deli psikopat olduğunu nereden bilebilirdim ki?

Adımlarımı sokağa çevirdim. Gözlerimin önüne serilecek vahşete hazırladım. Bedenim gibi düşüncelerim de hareket etmeye zorlanıyordu. Evin köşesini zorla döndüm. Ve sonunda karşıma bir kırmızı kan gölü çıktı. Üzerinde öylece duran kollar ve bacaklar. Kimisinin başı veya yarılmış gövdesi... Gözlerime yaşlar yeniden hücum yaptı.

Güneş ışığının düştüğü her yerde katliamın izleri vardı. Gece boyunca yağan yağmurun aksine kan hala asfalttaydı. Hatta öyle ki sanki onun asıl yeri orası gibi gururla bakıyordu. Kanalizasyona sakince akan kanlı yağmur suları midemin yerinden çıkmasına izin veriyordu.

"Hayır..." dedim ilk önce. Yaşlar yeniden yerini alırken devam ettim haykırışıma "Hayır!"

Gördüğüm bütün bu vahşet sinirlerimi daha da zorlarken adımlarımı hızlandırıp evden uzaklaştım. eğer Poyraz'dan intikam almak istiyorsam nasıl yapacağımı düşünmeliydim ve bunu tek yapabilir miyim bilmiyordum.

Çünkü duygusuz, yırtıcı bir ordusu vardı ve tek düşündükleri şey Poyraz'dı, yani Poyraz'ı alt etmek istesem bile ordusu bana karşı cephe tutabilir ve beni tekrar o kuyuya götürüp deneyler yapabilirdi.

O zaman gerçekten onlar gibi biri mi olurdum?

Aynı deneyleri gördüğüm halde neden farklı olduğumu bile bilmiyorken öyle bir durumda başıma gelecekleri kestiremiyordum.

Burada kimse kalmamıştı ve yardım için birini aramalıydım ama telefonumda ailemin beni aradığına dair de hiçbir şeyim yoktu, olsa da beni böyle gördükten sonra destek çıkarlar mıydı bilmiyorum.

Görünüşümü kıyafetlerle saklasam bile bir tuhaflık olduğunu yemek yemememden ve uyumamamdan anlarlardı. Poyraz her şeyi önceden planlamıştı sanki.

Karşıdaki evden gelen ses düşüncelerimi dağıtmıştı. belki birileri kalmıştır, insan olan birileri diye düşünmeden kendimi alamıyordum ama poyraz veya deneylerinden biriyse ne yapacağım konusuna çokta fikrim yoktu.

Bütün bu katletme sırasında göz önünde değildim ve bir anda gözükürsem şüphelerini arttırabilirdim. yine de kendime engel olamadım ve camdan yavaşça bakmaya karar verdim. Bu bana evin bahçesindeki çukura ilk baktığım zamanı hatırlattı.

Mide bulantımı bastırdım ve içeriyi daha iyi görebilmek için biraz daha yaklaştım. Bu bir insandı, en azından öyle görünüyordu...

Emeği geçenler: @seyma_sengul @bbosvergitsinn @sempatik_kedi

Merhaba, biz Çizgi Yazarlarıyız! Çizgi'de "kitabını duyurmaya çalışan ve destek arayan yazarlara" yardımcı olmak amacıyla kurulan discord sunucumuzda yazarlarımız, hikayeyi devam ettir etkinliği ile bu kurgunun temellerini attılar. Kitabı beğendiyseniz yazarları kendi hesaplarını takip ederek de destekleyebilirsiniz...

Sunucumuz yazarlara kitaplarını tanıtma, oy, yorum, eleştiri gibi desteklerin yanı sıra diğer yazarlarla arkadaşça sohbetler edebilecekleri bir ortam sunuyor. Yazarlara, kitap yazarken yardım istedikleri konularda el uzatacak olan kişiler bulabilecekleri, oyunlar ve etkinliklerle zaman geçirebilecekleri, saygılı ve huzurlu bir ortam vadediyoruz!

Eğer siz de ismini duyurmak isteyen keşfedilmemiş bir yazarsanız, topluluğumuza katılarak destek alabilirsiniz.

Aramıza katılmak isterseniz lütfen bize dönüş yapın...

Bölüm sonu

5 yorum