İçeriğe geç

Yan Komşu

Bölüm 3 · 6 dk okuma

Yan Komşu

Bölüm 3

Katliam

Ne zamandır buradaydım, günler, haftalar, aylar,yıllar? Bu karanlılta zaman algım kayboldu. Belki de sadece birkaç saattir buradaydım. Aynadaki yansımamı artık tanıyamıyorum, her iğnede daha da insanlığımı kaybediyorum. Artık etrafımı eskisi gibi göremiyorum, renkler ve şekiller birbirine girmiş durumda. Ağzım durmadan sulanıyor, nefesim ise kesik kesik çıkıyor. Etraf çok karanlık, hiçbir şey görmüyor veya duyamıyorum. Hayır sonum böyle olmayacak değil mi?! Böyle ölemem, ölmek istemiyorum. Neden bu lanet kasabaya taşındım ki? Neden taşındım... Neden buradayım ben? Her insan gibi tüm ümitlerimi tükettim ve şimdi elimde sadece Tanrım kaldı. Çaresizce ona dua ettim, belki saatlerce... Gerçekten bir tanrı varsa lütfen böyle ölmek istemiyorum.

-Mehir, ne düşünüyorsun?

Yine o lanet ses;aşağılayıcı, meraklı ama hasta ses. Duyularım bu kadar karışmasına rağmen onun varlığı ve sesi ilk günkü gibi net. Bu koyu karanlıkta sadece onun çıkardığı sesleri duyabiliyorum.

-Mehir, kendine gel! Daha yeni başlıyoruz. Dördüncü iğnen için gelmiştim ama bu gün sadece kan tahlili yapacağım. Çabuk ölmeni istemiyorum.

Ahh.. Evet bu adam gerçekten pisliğin teki. Birkaç defa daha yanıma gelip beni bu laflarıyla ümitlendirmişti. Beni değiştirmekle kalmıyor her an ümitlendirip hayallerimi kırıp çaresizlik dolu yüzümle dalga geçiyor. Nefret ediyorum, bu adamdan, bu yerden, bu ağır kan ve pas kokusundan, karşımdaki aynadan, bileklerimdeki zincirlerden. Çaresizce ve öfkeyle hırladım"Nh-nefret ediyorum"

Sesim ile bu pislik birden yanıma gelip üstüme eğildi.

-Müthiş, halen konuşabiliyorsun, harika. Tekrar söyle. Ne dedin?

Bu sorularıyla istemsizce gülmeye başladım ama kısa sürede göz yaşlarım kararan yüzümden akmaya başladı. Gözyaşlarımın değdiği tenim yanmaya başladı ama bu daha çok ağlamama neden oldu. Uzun süre ağlamaya devam edince adam yanımdan uzaklaşmaya başladı.

-Hayal kırıklığı. Halen hazır değilsin.

Nefret ediyorum, kurtulmak gibi bir ümidim yok. Artık kurtulamam...

"Madem hayal kırıklığıyım, beni bırakmaya ne dersin?" Saçma sapan iğneleri yüzünden yaşadığım yorgunluk sesime yansıyordu. Sevgili komşumun gözlerinde belli belirsiz bir hüzün peydahlanmıştı.

"Mehir...Seni bırakmam imkansız, sen artık benim kobay faremsin." Her bir kelimesi içime işlerken yüzünü, yüzüme yaklaştırdı. Uzun ince parmaklarını çenemle buluşturdu ve sertçe yukarı kaldırdı. "Seninle yolumuz uzun, bunu aklından hiç çıkarma." İğrenç nefesi yüzüme nüfuz ettikçe midemin bulantısı artıyordu. Karamsarlığa düşsem de, ne yapacağımı bilemez bir halde olsam da kaçış biletimi kendi ellerimle bulacak, uzun olan yolumuzu kısaltacaktım.

Daha gencecik bir kız çocuğuydum, bekleyenlerim ve sevenlerim vardı. Bir delinin eline düşüp kendimi feda edecek kadar çıldırmamıştım. Henüz. Gülümseyerek hala çenemde tuttuğu elini ittirdim. "Bu kadar emin olma, komşu." Gözleri fal taşı gibi açılmıştı, duygularını anlamak, hissetmek çok zordu. Dediğim laftan ötürü bir anlık sinirle beni burada kesip biçebilirdi ve ben hiçbir şey yapmadan öylece durabilirdim. Ki ölümüm için en hayırlı seçenek bu olurdu, sanırım.

İlaçları bedenimi güçsüzleştirmişti, tekrar belli belirsiz bir kabusa dalarken beni izleyen o sinsi gözlerine tiksintiyle baktım. İçimdeki cesaret ölse de onun sayesinde öfkem ve kinim asla solmuyordu.

Sonunda gözlerimi açtığımda başım çok kötü ağrıyordu. Ne olduğunu anlamaya çalıştım. Kendimi çok fazla garip hissediyordum. Ellerim... Vücudum... Bu da neydi böyle. Çok korkunç gözüküyordum. Vücudum çok farklıydı, ellerim baya garipti. Vücudum yeşile dönmüştü... Bu nasıl olurdu? Etrafıma biraz bakıncaysa gördüğüm şeyler beni tamamiyle şoka uğratmıştı. Nasıl olurdu? Etrafımda bir sürü bana benzer yeşil insanlar daha doğrusu uzaylılar vardı. Bu da o yan komşum olan Poyrazın işiydi. Ben bunların şokunu geçirirken kapı açıldı ve içeriye Poyraz girdi .Bana baktıktan sonra kahkaha attı. Kötü ve korkutucu gülüşü odada yankılanıyordu. Bana yaklaştı ve: "Ah...demek kendine geldin. Sende artık onlar gibi benim dediklerimi yapacaksın." Dedi benim az önce baktığım uzaylıları kafasıyla işaret ederek ve konuşmaya devam etti. "Birkaç kişi daha ve sonra bu dünya benim olcak."

Ben onun dediklerinden bir anlam çıkartamıyordum. Anlamayan gözlerle ona bakıyordum. O ise sadece gülüyordu. Birden elinde bir kabın olduğunu gördüm. O kabun içinde ne olduğunu merak ediyordum. Ancak bunu sormayacaktım. Poyraz sakin ve yavaş bir şekilde konuşmaya başladı. Arkasını bana dönmüştü.

"Bunu saklamam gerek. Hiç kimse görmemeli ya da hiç kimsenin eline geçmemeli." Kendi kendine konuşuyordu fakat ben onun söylediklerini duyuyordum. Sonra o sakince bize doğru baktı... Düşünceli bir halde, "3 kişi daha ve artık bu dünya benim olacak."

Neyi kastettiğini yavaş yavaş anlamaya başlıyordum. Sakince durdum ve sanki hiç birşey anlamıyormuş gibi Poyraz'a. Aslında onun amacını anlamıştım. Poyraz bize son bir kez bakıp odadan çıktı.

Başım o kadar çok ağrıyordu ki kendimi baygın gibi hissediyordum, uyandığımdan beri tam ayılamamıştım. Gözlerimin önünde siyah noktalar beliriyor, oda tuhaf açılarla gözümün önünde bükülüyordu. Midem bulanıyor, başım dönüyordu ve zaman algımı kaybediyordum.

Ne kadar geçtiğini bilmediğim bir zamanın ardından bir erkeğin bağırma seslerini duydum. Sonra bağırma sesleri kesildi ve o adamı da bizim yanımıza getirip odanın kapısını kapattılar. İki gün her sabah böyle geçti. Burada bana benzer bir sürü insan vardı.

Neden bilmiyorum ama herkes sadece o Poyraz'ın dediklerini yapıyordu. Hepsi robot gibi sadece Poyraz'ın emirlerine itaat ediyorlardı.

Bir gün Poyraz odaya girip hepimizi bir yere topladı ve "Sizler artık bu dünyada ki size benzemeyen bütün insanları öldüreceksiniz. Kimse kimseye acımayacak!" Diye bağırmaya başladı.

Bir anda gözlerim doldu. Ne hissettiğimi artık çözemiyordum bile. Bu adam nasıl bir caniydi.

Bizi dışarı çıkarırken büyük bir kargaşa yaşandı ve biz artık dışardaydık. Tüm o garip görünümlü varlıklar insanlara saldırmaya başlamıştı ve ben onların arasındaydım.

Kalabalıkla ben de ilerliyordum ama ileriye gittikçe parçalanan ve ezilen insan cesetlerinin parçaları ayaklarıma dolanmaya başladığında yavaşladım.

Lanet olsun ne oluyor burada?! Etrafımda bana çarpa çarpa geçen bu yeşil insanlara aldırış etmeden olduğum yere mıhlandım. Neyin içine düşmüştüm böyle, insanlar ölüyor, yeşil yaratıklar kuduz köpekler gibi onları parçalıyor, çıplak ayaklarıma değen kan, havada oradan oraya atılan ceset parçaları...

Lanet olsun rüya mı görüyorum?!!

Kendimle savaşırken arkadan sesi yükselen komşumun(!) sesiyle kendime geldim. "Koşun, daha hızlı! Hepsini öldürün! "

Bu psikopat etrafa tükürükler saçarak bağırıp etrafındaki yeşil yaratıklara emir verip duruyordu. Hayır bu bir rüya olsaydı bu psikopatı çoktan o ameliyat masasına yatırıp canlı canlı derisini yüzmüştüm. Bana daha da yaklaşan sesiyle irkildim ve durumumun farkına vardım.

Benim dışımda hiçbir yeşil yaratık Poyrazın emirlerine karşı gelemiyor, gelmiyor. Lanet olsun tüm o yaratıklar deli gibi etrafta dolanıp insanları öldürüyor ve Poyrazın her dediğini yapıyor.

Poyraz! Eğer onun emirlerini yerine getirmediğimi öğrenirse beni tekrar o masaya zincirler! Hayır tekrar olmaz! O soğuk ve pas-kan kokusu dolu odayı düşündükçe vücudum acıyla titredi.

Hayır hayır hayır! Yine olmaz, kaç Mihir! Kaçmalıyım!

Son kez etrafımda artık dağılmış olan yeşil yaratıklara baktım, gözlerim hiçbir yeşil yaratığın olmadığı sokak arasına ilişti. Hızla oraya koştum, sessiz ve ceset parçalarından yoksun bir yerdi.

Hemen binalardan birinin arkasına saklandım, sessizce artık çok yakın olan Poyrazın sesine kulak kesildim. Halen hasta bir ruhla yeşil yaratıkların arkasından bağırıyordu. Korku ve endişeyle sesin iyice uzaklaşmasını bekledim.

Ses artık duyulmayacak bir hal aldığında derin bir nefes verdim. Sonunda özgürüm, sonunda

-Özgürüm?

Dünya bu haldeyken ne özgürlüğü Mihir? Şimdi ne yapmalıyım, ne yapacağım?

Yere çöküp bu iğrenç bedene baktım: yeşil, sıska... Ben artık insan değilim!

Kalbim intikam aleviyle doldu. Hayatımı elimden alan o adama gerçek acının ne olduğunu gösterecektim. Fakat şimdi beklemeliydim, bir zamanlar evim dediğim bu topraklarda saklanarak yaşamalı ve gücümü toplayınca intikamımı almak için geri dönmeliydim!

Emeği geçenler: @sempatik_kedi @elestiriyorum @hanna700 @irem_yzr23

Merhaba, biz Çizgi Yazarlarıyız! Çizgi'de "kitabını duyurmaya çalışan ve destek arayan yazarlara" yardımcı olmak amacıyla kurulan discord sunucumuzda yazarlarımız, hikayeyi devam ettir etkinliği ile bu kurgunun temellerini attılar. Kitabı beğendiyseniz yazarları kendi hesaplarını takip ederek de destekleyebilirsiniz...

Sunucumuz yazarlara kitaplarını tanıtma, oy, yorum, eleştiri gibi desteklerin yanı sıra diğer yazarlarla arkadaşça sohbetler edebilecekleri bir ortam sunuyor. Yazarlara, kitap yazarken yardım istedikleri konularda el uzatacak olan kişiler bulabilecekleri, oyunlar ve etkinliklerle zaman geçirebilecekleri, saygılı ve huzurlu bir ortam vadediyoruz!

Eğer siz de ismini duyurmak isteyen keşfedilmemiş bir yazarsanız, topluluğumuza katılarak destek alabilirsiniz.

Aramıza katılmak isterseniz lütfen bize dönüş yapın...

Bölüm sonu

2 yorum