"Kusura bakmayın hocam müdürün yanındaydık."
"İzin kağıdınız var mı?"
"Yok."
"Tamam müdür Bey'den derse geç kaldığınız ile ilgili imzalı izin kağıdı alın gelin o zaman."
"Peki hocam."
Hızlıca sınıfın kapısını kapattım öfkeyle merdivenlerden inmeye başladım. Bir yandan da kendi kendime mırıldanıyordum.
"Bir daha aşağı inmesek ne olır sanki. Kadın bize işkence etmekten zevk alıyor resmen. Hayır okuldan kaçsam son iki dersin sana olduğunu bile bile neden geleyim ? Kaçmamış olsam okulun içinde en fazla nereye gidebilirim ?"
Arkamda koşarak bana yetişmeye çalışan çocuğu umursamadan hızlıca merdivenleri inmeye devam ettim.
"Biraz yavaş mı olsan ?"
"Ders başladı, konuyu kaçırıcaz." Azlında bütün konuları internetten dinlemiştim ve ders umrumda bile değildi ama onunla konuşmak istemiyordum ve aklıma başka yalan da gelmemişti.
"Bişey olmaz konu kolay zaten"
"Sen önceden biliyorsan banane!"
"Ne bu tavır yüzüme bile bakmıyosun ?"
"Tavır yapacağım kadar önemli değilsin. Kendini bu kadar önemseme."
"Biraz kibar ol lütfen. Kırıcısın.."
Bu çocuğun artık benimle dalga geçtiğini düşünüyordum. Bana söylediği onca şeyden sonra cidden kırılan taraf o muydu yani? Benim kalbim yok muydu yoksa kimse umursamıyor muydu gerçekten? Peki bu kadar değersiz isem neden dediklerimi önemsiyordu ki?
Aklımda böyle düşünceler daha deminkine kıyasla daha hızlı dönüp duruyordu. Kafamı hafifçe iki yana salladım, sanki düşüncelerimden arınabilecekmişim gibi ve daha sonra cevap verdim.
"Kusura bakma ailesinin bile sevmediği kızlar en fazla bu kadar kibar olabiliyor."

