İçeriğe geç

Yalnızca yalnızlar

Bölüm 6 · 2 dk okuma

Yalnızca yalnızlar

Bölüm 6

Bölüm-6

Yaklaşık yarım saattir müdürün odasındaydık ve ben biç konuşmamıştım. Ayaz bu süre boyunca kendince her şeyi anlatmıştı şimdi ise müdür buna imkan vermediğini söylüyordu.

"Bak evladım ikinizide tanıyorum Çağla'nın böyle birşey yapmadığına eminim. Sende onu biliyorsun zaten ne yapsın senin saatini çalıp?" diye sormuştu. Ayaz önce duraksadı oda ihtimal verememiş gibiydi fakat hızlıca toparlanıp konuşmaya başladı. "Saatim çantasındaydı başka nasıl bir açıklaması olabilir ki?" dedi hırsla.

Müdür derin bir iç çekip tekrar konuştu. "Belki sen o kadar öfkelenince asıl hırsız Çağla'nın çantasına koydu saati oda bulunca sana verdi?" dedi. Bu adamın ne zamandan beridir bu kadar mantıklı konuştuğunu sorguluyordum bense çünkü şuan Ayaz'ın öfkesinden eser kalmamıştı. Tekrar düşünebilmeye başlamış ve ihtimalleri sorguluyormuş gibiydi. Müdür 'Bey' tekrar konuştu. " istersen olayı birde Çağladan dinleyelim." Şuan olan bitenin gerçekte nasıl olduğunu anlatmanın tam sırasıydı ama işi daha fazla uzatmak istememiştim bu yüzden Tuğba'nın ismini vermeyerek anlatmayı tercih ettim.

" hiç bir teneffüste sıramdan kalkmadım bu teneffüste de sadece kantine gitmiştim. Geldiğimde Ayaz'ın saatini çantamda buldum." 'Sayın' müdürümüz rahatlamış görünüyordu. Bakışlarım Ayaz'a kaydığında ne düşündüğünü tam olarak çözemedim.

"Evet çocuklar sorun çözüldüyse artık sınıfa gidin ders başlayalı çok oldu." Bu kibar kovulmanın ardından odadan çıkmış merdivenlere doğru yürümeye başlamıştık. Basamakları çıkmaya başladığımızda Ayaz'ın sesini duydum. "Yalan söyledin." derin bir iç çektim. Bu çocuk hakkındaki tüm düşümcelerimden vazgeçmiştim, aptalın tekiydi. Bir kere ben 'çalmış' olsam neden geri vereyim? Değil mi? Yok olur mu öyle şey kötü herşeyi Çağla yapmıştır her haltı o yer. Aynı şeyleri tekrar ederek konuşmaya devam ediyordu. En son dayanamayıp sözünü kestim.

" Bak benim ne senin saatinle nede senle bi derdim yok ne anlattıysam o. İster inan ister inanma ama saatini ben almadım."

"Peki kim aldı?"

"Nereden bileyim bekçisi miyim ben ? Biri almış çantama koymuş işte."

"Neden senin çantan peki ? kim neden sana iftira atmak istesin."

"Sence ?" diye alayla sorup devam ettim. "Bende düşmandan bol ne var. Koymuştur biri."

"Nasıl bu kadar rahat olabilirsin aynı şey bana yapılsa deliye dönerdim."

"Şaşırmam. Sana yapılmasa da dönüyorsun."

"Dönmüyorum."

"Gerçekten mi? Deliye dönüceğin zaman haber ver o zaman beyelediyeyle konuşup şehri tahliye edelim." bence gayet güzel bir espiriydi ama o gülmedi çünkü manyağın teki.

"Çok mu komiksin sen."

"Senden komik olduğum kesin... Suratsız sincap."

"Sincap ne alaka be!"

"İyi en azından suratsızlığının farkındasın."

"Neden arkadaşın olmadığını anlayabiliyorum. Herkese karşı böyleysen ailen bile sevmez seni."

Bu çocuk nasıl dolaylı yoldan bu kadar şeref yoksunu olabilirdi ki ! Ailevi durumu ne olursa olsun kimseye böyle dememeliydi ve şuan bende yarattığı kalp ağrısının farkında bile değildi ve kendince bana karşılık veriyordu işte. APTAL!! Hangi amaçla yapmış olursa olsun bu konuda uzun bir süre -daima- ona kırgın olacaktım. Her neyse umursamazdı zaten.

"Evet...Sevmezler."

"Ne?"

Bölüm sonu

3 yorum