İçeriğe geç

Yalnızca yalnızlar

Bölüm 3 · 1 dk okuma

Yalnızca yalnızlar

Bölüm 3

Bölüm-3

Ortaokulun ilk günü öğretmenler sınıfa girer girmez beni sordu çünkü çoğu kişi adımı illaki bir kez duymuş yada bir yerlerde görmüştür. Öğretmenlerde aynı şekilde ve bu durum bazılarının -özellikle ilkokul da aynı sınıfta olduğum kişilerin- dikkatini çeksede genel olarak o kadarda umursan madığını düşündüm. Fakat yaklaşık iki hafta sonra olacaklardan habersizdim. Elifle aynı sınıfta olmam tesadüf müydü bilmiyorum ama lehime olmadığı kesindi. Kısa süre içerisinde ilkokuldaki olayları kendi penceresinden bütün sınıfa anlatmış ve sınıfın önyargısını kazanmamı sağlamıştı. Yavaş yavaş ortaokuldaki sınıfmdan da soyutlaşmanın ilk adımlarını atıyordum. En kötüsüde şu ki kendimi 'olması gerekeni' yapıyormuş gibi hissediyorudum fakat hala olması gerekeni bilmiyorum...

Kendimi sınıfımdan soyutlamam hayatımı olabilecekmiş gibi daha da kötü bir hele getirdi. Sınıf genelindeki ön yargı yavaş yavaş nefrete döşüyordu ve benim tek yaptığım sıramda oturp sadece kitap okumak ya da yazmaktı.

Yedinci sınıfın sonlarına doğru biri yanıma geldi. Kahverengi uzun kıvırcık saçları, elaya çalan gözleri, minyon bir suratı vardı ve gerçekten çok şirin görünüyordu. Sessizce yanıma oturdu ve konuşmak için kafamı kitaptan kaldırmamı bekledi. Adının Tuğba olduğunu biliyordum. Tuğba isimli tanıdığım kimse olmamıştı o ana dek fakat yinede sevmezdim o ismi, niye sevmedim o ana dek, hala bilmiyorum...

Bölüm sonu

3 yorum