Not: şarkı önerisi: Ege Can Sal " BAŞA SAR"
Sabahın ışıkları Deniz'e vururken Deniz nerede olduğunu unutmuş, annesinin onu uyandırmasını bekliyordu. Cihan'nın sesi onu gerçek dünyaya geri döndürdü.
-Cihan
Ulan horozlar çoktan öttü, siz hala rüyadasınız. Kalkın hadi, işe gidiyoruz.
Deniz, Cihan'nın sesini duyar duymaz gözlerini sımsıkı sıktı. Sanki gözlerinin
Kapalı oluşu kulaklarının duymasını
Engelleyecek gibi geldi, sesler artınca korkmaya başladı, bunun kötü bir kabus olmasını dilemeye devam ediyordu, ta ki Emir'in sesini işitene kadar.
-Emir
Kayra komaya filan mı girdin yoksa? Dedi şakıyarak. Deniz gözlerini açar açmaz tepesinde dikilen Emir'i gördü
-Deniz
Sabah mı oldu?
-Emir
Saat 4:30, Kayra çabuk ol, kahvaltı
Edelim önce.
Deniz hiç istemeden kalktı yataktan, Emir'in zoruyla mutfağa gitti.
-Cihan
Dün umarım iyi bir uyku çekmişsindir. Çünkü bugün baya bi yorulacaksın.
-Deniz
Tam olarak ne yapacağım?
-Cihan
Soru sormaya da başladığımıza göre bela olmaya yavaştan yaklaştın, her neyse sen yaşını söyle önce.
-Deniz
Yeni yedi yaşıma girdim, şey günün de-
Cihan ne diyeceğini anlamış olacak ki
Hemen sözünü kesti, ciddi bir şekilde Deniz'e baktı.
-Cihan
Bu kadar drama yapmaya gerek yok. Buradan gitmek mi istiyorsun? Bir polis görünce ne yapacaksın?
Deniz ne cevap vereceğini bilemiyordu, yaşı küçük olabilirdi ama patavatsız değildi. Bir polis görür görmez tüm gücüyle koşup, yardım isteyeceğini nasıl söylerdi? yaşatır mıydı bu adam onu?
-Cihan
Sesin çıkmıyor ama sessizliğin her şeye cevap veriyor. Kalkın hadi gidiyoruz.
-Emir
Ama daha kahvaltı edemedik, çok açım.
-Cihan
Gidiyoruz dedim, geç bile kaldık.
Alal acele evden çıkarken Deniz buradan nasıl kurtulacağını düşünüyordu. Cihan ona bu soruyu sorduğundan beri aklından çıkmıyordu, yedi yaşında bir çocuk ne kadar uzağa kaçabilirdi?
Cihan'nın arabasına binerken kalbi sıkıştı.
-Cihan
Neyin var? Arabalardan korkuyorum deme sakın bana, merak etme bu patlamaz.
Deniz o an Cihan'a o küçük elleriyle yumruk atmak istiyordu, ilk defa bu kadar öfkeli hissediyordu kendini, Tolga denen adama bile bu kadar sinirlenmemişti. Diğer yandan Deniz'i arabaya bindirip, direksiyona geçen Cihan ileri gidip gitmediğini düşünüyordu. Tek bi an kendi oğlunu düşündü, biri annesini böyle anmış olsa onu yaşatmazdı. Düşüncelerini bir kenara bıraktı, bu çocuğa karşı yumuşayamazdı. Depoya benzer bir yere vardıklarında Cihan elinde küçük bir çantayla arabadan indi ve çocukların İnmesi için araba camına tıklattı.
Emir heyecanla inerken, Deniz onun neşeli oluşu karşısında kendini kaybediyordu. Deniz tir tir titrerken, Emir merak doluydu.
-Cihan
Takip edin beni -Deniz'e bakarak ciddi bir şekilde- kimse bir yere kaybolmasın, burası tenha yer, kaybolursanız kimse bulamaz sizi, etrafta kimse yok, çokta tehlikeli yerdir.
Amacı besbelli Deniz'i kaçmaması için korkutmaktı. Umduğu gibi Deniz onun dediklerine inanmıştı, iki çocuk Cihan'nın peşinden gidip depoaya girdi. İçerisi gündüz olmasına rağmen karanlıktı. Hayatı son günlerde hep karanlıktı zaten, alışmıştı buna.
-Cihan
Emir şurada şalter var, ışığı aç.
Emir o karanlıkta bir şekilde şalteri bulup ışığı açtı, gene aydınlandı Deniz'in hayatı. Ne çok sevmişti bu çocuğu. Önünü görmeye başladığı an karanlık içinde kaybolmak için Emir'e yalvarabilirdi. Karşısında bir sandalyeye bağlanmış, yüzünde torba olan bir adam vardı. Adamın üstü başı kan doluydu, yüzü gözükmese bile acısı çok belliydi. Deniz'le birlikte Emir'de şaşkınlık içinde hayret ve korkuyla adama bakıyordu. Belli ki onunda haberi yoktu. Cihan küçük çantadan bir silah çıkardı ve...
-Cihan
Deniz Karan yaşamak istiyor musun ?
Deniz'e soru anlamsız gelmişti, yaşıyor muydu ki?
-Cihan
Peki şöyle sorayım: ailenin intikamını almak istiyor musun?
Deniz bu sefer ki soruda aklında "EVET" diyen çığlık seslerininn yankılandığını duyar oldu.
-Deniz
İstiyorum
-Cihan
Duyamadım, daha yüksek sesle söyle, vızıldamayı kes.
Deniz olağanca gücüyle bağırdı.
-Deniz
EVET, İSTİYORUM.
-Cihan
Güzel. Duymak istediğim cevap tamda buydu.
Cihan Deniz'e elinde ki silahı uzattı.
-Cihan
Öldür bu adamı, ilk işin bu, yapabilirsen intikamın için yaşamana izin veririm.
Deniz'in gözleri büyüdü. Cihan katil olmasını istiyordu, Ellerini kana bulaştırmasını ve daha fazla kabus görmesini istiyordu. Deniz olduğu yerde
Dona kaldı.
-Cihan
Anlaşıldı, başka seçeneğim kalmadı sanırım.
Cihan silahı öz oğluna Emir'e doğru tutu. Emir babasının yaptığı karşısında aklını kaybedecekti, babası ne yapmaya çalışıyordu?
-Emir
Baba... Yapma
-Cihan
Şşh Emir işimizi engellememen konusunda ne dediğimi hatırla ve sesiz dur. Ee Deniz, Emir mi ölsün istersin yoksa bu yabancı adamı öldürmek mi istersin? Birini seçmek zorundasın, oyun gibi düşün
Deniz ne yapacağını şaşırdı, aklına gelen
İlk sözleri yüksek bir sesle söyledi.
-Deniz
EMİR'İ VURMA.
Kısa sürede bağlanmıştı Emir'e, onun ışığıydı Emir. Şimdi tek sahip olduğu kişiyi de tekrar kaybedemezdi.
-Cihan
Silahı al Kayra -Cihan gayet sakince silahı Deniz'in eline tutuşturdu ve çantadan bir silah daha çıkardı- onun İçinde tek bir kurşun var ve benim silahımın tamamı dolu, aptalca bir şey yapma, ona kadar sayacam Emir'i ne kadar sevdiğini göster.
Deniz adamı vuramazsa bu manyak adam kendi oğlunu vuracaktı!! Cihan Saymaya başladığında
Deniz için zaman durdu. Bir Emir'in çaresiz ona güvenen gözlerine, bir de elinde ki çocukluğunun katili olacak silaha ve önünde ki kurbana bakıyordu.
-Cihan
1,2,3,4,5,6,7,8,9....10
DEPO DA SİLAH SESİ YANKILANDI.