Sandalye de ki adam nefes almayı bıraktı ve huzura erdi. Deniz onu vurmuştu. Artık elleri bir günahkara aitti.
-Cihan
Aramıza hoş geldin Kayra Solduran.
-Elini Deniz'in omzuna attı- görüyor musun? Günahkar ellerin eseri bu. Biz katil değiliz, bizler sanatçıyız ve biz kendimizi gizlemeliyiz. Yani bundan sonra bizden başka kimsen yok, polis sana yardım edemez anlıyorsun değil mi?
Deniz silahı hala sıkıca elinde tutuyordu. Eğer boş olmasaydı bir tane de kendine sıkardı. Emir yanına usulca geldi, Deniz'in elini yavaşça tutup silahı ondan aldı, Deniz'e sıkıca sarıldı. O gün kelimeler olmadan birbirlerine söz verdiler.
-Cihan
Sana da güzel ders oldu Emir, seninde buna ihtiyacın vardı.
Emir babasına iğrenerek baktı ilk defa.
-Emir
Bu kadar ileri gitmek zorunda mıydın?
Sarışın çocuğun kahve gözleri yaş seline kapılmaya hazır, kocaman bir dünyaydı.
-Cihan
Kayra cesetten kurtul...
-Emir
Kalbin yok değil mi?
-Cihan
KAYRA ORADA DİKİLİP DURMA VE TUT ŞU SİKTİĞİMİN CESEDİNİ.
Emir babasıyla kavgaya tutuşmak üzereyken, Deniz Emir'e sarılmayı bıraktı. Cesedi tutup çekmeye çalıştı, küçük bedeni o kadar ağırdı ki, ölü olan sandalyede ki adam değil, kendisiydi.
-Emir
Kayra dur, yapmak zorunda değilsin.
-Cihan
Bal gibi de zorunda.
Cihan cesedi tutu ve Deniz'le sürüklemeye başladı. Emir o kadar iğreniyordu ki etrafında ki herşeyden, babasından gelen leş kokusu cesette bile yoktu. Ölü ruhların kokusu sardı etrafı.
Cesedi deponun arkasındaki çimenlik alana getirdiler.
-Cihan
Çimenlerin arasında kürekler var, getirin birazdan yağmur yağmaya başlar, acele edin.
Deniz eline küreği aldı, diğer küreği Emir'e uzattı, mezar kazmaya başladıkların da yağmur Deniz'in göz yaşları yerine yağıyordu, Emir'in durmayan selini gizlemek için yağıyordu.
Cihan küreklerden birini alıp daha hızlı kazmaya başladı, her yerleri çamura bulaştı ama en kirli olan çamur değil, Deniz'in elleriydi. Ceset tek başına gömülmedi, beraberinde Çocuklukta canice, canlı canlı gömüldü.
-Cihan
Arabaya hemen!
Üç ölü ruh arabaya bindi, kimse konuşmuyordu, yaşamaya aşık olan Emir bile suskundu. Cihan arabayı durdurdu, inip fırına girdi, elinde poşetlerle döndü,
Kimse ne aldığına aldırış etmedi. Eve varıp koltuğa oturduklarında Cihan önlerine sıcak pide poşeti koydu.
-Cihan
Alın, yiyin açtınız sabah.
Emir'in sert bakışı Deniz yerine konuşuyordu.
-Cihan
Benden nefret etme Emir, seni asla vurmazdım. Bu inatçı keçiyi ikna etmenin tek yolu buydu, bana öyle bakmayı kes derhal! Eğer onu kendimize bağlamasaydık seninde yanında olan bir baban olmazdı. Ya da İstersen onu Tolga denen herife geri götüreyim, onlar sıkar kafasına ne dersin?
-Emir
Ona güvenebilirdin.
-Cihan
Güldürme beni, el kadar çocuğun dediklerine bak.
-Deniz
Uyursam geçer mi?
-Emir
Ne?
-Deniz
Uyursam geçer mi?
-Cihan
Uyumak fayda etseydi ölüler hayata dönerdi.
-Emir
Kayra dinleme onu, gel uyuyalım, geçer merak etme.
Emir geçmeyeceğini biliyordu ama kendisi de unutmak istiyordu. Ancak ne Deniz uyuyabildi, ne de Emir unutabildi.
Deniz kalkıp Cihan'nın yanına gitti.
-Cihan
Ne var, ne istiyorsun?
-Deniz
Bana öğretmeni.
-Cihan
Neyi?
-Deniz
Acımama
sını nasıl başardığını.
Cihan zafere ulaşmıştı, Deniz'i ortadan tamamen kaldırmıştı. İlk cinayetin üstünden tam 11 yıl geçse de Deniz tek günde olgunlaştı.
M.S.A