Denizi bekleyen yepyeni bir hayat olduğu belliydi. Cihan Emir'in dileği ile Ona bir yaşam şansı vermişti, tek yapması gereken çalışmaktı. Daha önce hiç çalışmamasına rağmen güçlü ve sağlıklıydı, yalnız bir sorun vard: Cihan ona "çalışacaksın" demişti ama hangi İşten bahsettiğini söylememişti. Cihan Deniz'i yanına alarak hata ettiğini Biliyordu. Ya o Tolga Aydın denen iblis Cihan'nın bu aptallığını bilse? Ne yapardı diye düşünmek bile Cihan'ı rahatsız ediyordu. Ama gene de Deniz'den bir canavar yaratma fikri ona çok cazip geliyordu. Yeni yeni yeşeren bir tohuma gübre vererek yabani bir bitki yapmak İstiyordu. Cihan, Deniz ve Emir'i yanına alıp evine götürdü, Emir çok mutlu, Deniz İse hala yeni hayatına ayak uyduramamış, ailesinin patlayan arabasını düşünüyor, kabusları için zemin hazırlıyordu, Cihan'nın sesi İle irkildi. Cihan ve Emir bir apartman dairesinde kalıyordu, ev karanlık ve soğuktu
-Cihan
Burası da bizim fakirhane, Karan Beyler beğendi mi?
Cihan'nın sözünü ışıkları açan Emir böldü. Ev artık o kadar korkunç gözükmüyordu, Deniz'e göre Emir neye dokunsa aydınlatıyordu.
-Emir
Karan mı? Hiç böyle ad duymamıştım, adın cidden bu mu? Deniz'in gözlerinin içine bakarak, merakla sordu. Deniz bu soruyla affallamıştı, soy adını da nereden biliyordu bunlar? Sahi babasını tanıyordu Cihan, ondan biliyordu soyadını. Babasını düşündüğü anda tekrar gözüne o korkunç sahne geliyordu. Gözleri bu düşüncelerle yaşlarla doldu. Yüreğini parçalayan bir hissti bu, Emir sorduğu sorudan nedensizce pişman olmuştu.
-Emir
Ne oldu, yanlış bir şey mi dedim?
-Cihan
Sil o gözleri, bu evde ağlanmaz ve sorulan sorulara cevap verilir. Şimdi adını söyleyecek misin yoksa vahi inmesini mi beklememiz gerekiyor? Cihan iç geçirdi, "bu çocukla ne yapacağım ben? " diye kara kara düşünüyordu. Deniz zorla da olsa ağlamadan kendini tutu, gözlerini kolu ile sildi ve içindeki kavrulan acısını umursamamaya çalıştı.
-Deniz
"Adım" diye söze başladı ve yutkundu, söylediği kelimeyi tekrar etti. "Adım Deniz" soyadını söylemeye yeltenecek oldu ama söyler söylemez gözleri tekrardan yaşlarla dolacaktı, biliyordu buna dayanamazdı.
-Deniz
Sadece deniz...
-Emir
Ne güzel gözlerine çok uyuyor! Bundan sonra sen benim kardeşimsin ya da abim, ikisi de olur, hep birlikte olacağız söz. Cihan oğlunun Bu çocuğa neden hızla bağlandığını kavrayamıyordu, ne vardı sanki bu velette ?
-Cihan
Bundan sonra ona Deniz ya da Karan demek yok. Emir bu bücürün kimi kimsesi yok, sanırım sadece uzaktaki anne tarafından işe yaramaz birkaç akrabası var. Deniz'in ufku tutuldu, ne diyordu bu adam, ne uzağı? ne akrabası? Deniz ondan beklenmeyen bir heyecanla söze daldı.
-Deniz
Akraba mı, benim akrabam yok ki?
-Cihan
Birincisi sözümü bölme küçük bey, ikincisi varmış işte, her neyse ne
Diyordum? Hah kimsen yok sayılır ama Polisler senin cesedini bulamadıkları için senin peşine düşecektirler. Allah'ım hangi kafayla bu ana kuzusunu yanıma aldım ki? Hay kafama sıçayım, benim için büyük bir tehlikesin eğer seni tanıyan çıkarsa başım boktan çıkmaz. O yüzden bundan sonra Deniz Karan öldü, sen artık -bir anlık duraksadı- dur bi düşüneyim, heh! Kayra Solduransın Emir bir daha ona Deniz dediğini duymayayım.
-Emir
Tamam bundan sonra ona Kayra derim.
Emir masumca Deniz'e gülümsedi, Deniz kendi adının bile elinden alınmasına katlanamıyordu.
-Cihan
Çok sesizsin, az önce konuştuğuna göre dilini yutmamışsın. Yoksa paşamız yeni adını beğenmedi mi?
-Deniz
İyi...
Sesi çok tiz ve hüzünlü çıkmıştı
-Cihan
Emir onu odana götür ve çıt çıkmasın, kafam zonkluyor, kestircem.
-Emir
Gel Kayra odamı göstereyim, aman sesiz ol!
Cihan odasına çekildi ve derin bir uykuya dalmak için kafasını yastığa Gömdü. Emir Deniz'in elini tutup onu küçük odasına çekiştirdi.
-Emir
İşte benim odam! Biliyorum çokta güzel değil ama öyleymiş gibi hayal edebiliriz, babam hayal gücümün çok güçlü ve işe yaramaz olduğunu söylüyor. Ama ben işe yaramaz kısmından çok güçlü kısmını seviyorum.
Oda sanki bir haftadır temizlenmemiş gibiydi, gri eski ahşap bir yatak, bir dolap, yerde duran küçük bir halı ve Soluk duvarda asılı duran Cüneyt Arkın Posteri, hepsi bu kadardı. Deniz sanki büyülenmiş gibi bakıyordu odaya, kendi
Odasıyla kıyaslandığında burası mahalle Kendi odasıysa villa oluyordu, ama gene de Emir'e bu oda ve yaşamı için minnettardı
-Deniz
Güzelmiş.
Emir ona inanmayan gözlerle baktı. Deniz'in ağzından çıkan tek bir kelime onu tatmin etmemişti.
-Emir
Sen yatağımda yatabilirsin, beraber Uyurduk ama zengin çocuğusun, rahatsız
Olursun sen şimdi.
-Deniz
Sorun olmaz, teşekkürler.
-Emir
Ay amma da kibar, sevdim bak bunu.
-Deniz
sana bir şey sorabilir miyim?
Diye söze başladı, Emir ona güven vermişti.
-Emir
Bende bunu bekliyordum, sor hadi.
-Deniz
Neresi burası, neden getirdiniz beni buraya?
-Emir
Bu da soru mu canım, sen açsın galiba? Ondan kafan çalışmıyor, burası bizim evimiz. Seni yanımıza aldık ki kötü adamlar seni öldürmesinler.
-Deniz
Ailem-
-Emir
O kadarını bilemem -Deniz'e dolaptan çıkardığı mavi bir pijama uzattı- al giyin bunu.
Emir yatağına uzandı, Deniz de çekinerekte olsa Emir'in yanına uzandı.
-Emir
Tavana her baktığımda orda Yıldızları ve annemi görürüm, sende dene. Bak hatta biri kayıyor, dilek tut. Deniz de görüyordu bu Yıldızları, gerçi Yıldızlardan çok annesini hayal ediyordu, ikisi de uykuya daldı.
M.S.A
