İçeriğe geç

YALANCILAR

Bölüm 2 · 4 dk okuma

YALANCILAR

Bölüm 2

YALNIZ KALINCA KAYBOLUR İNSAN

Asırlar geçmiş gibi gelen onca zamandan sonra İlk kez bir ses işitti Deniz, sesin sahibi çenesi yapılı, iri yarı , kahve gözlü, pis bakışlı, ayyaşa benzeyen bir adamdı.

Cihan solduran

-hey uyan çocuk, kendine gel artık!!

Deniz güçlükle açtı gözlerini, korku hissetmiyordu, içinde sadece boşluk vardı. Anlamsız ve yalnız geçen bir hayatın bahçettiği cesaret korkuyu öldüren o his tüm bedenini ele geçirmişti. Adam Deniz'in gözlerinin içine bakıyordu, Deniz adamın tek bir dediğini bile anlamıyordu, balık gibi bakmak taviri buydu belki.

Cinan

-ulan sağır mısın be çocuk?

Cihanın sözlerini anlamayan Deniz derin bir ölüm sesizliğine girmişti. Depoya benzeyen yerin kapısı gıcırdayarak açıldı, uzun boylu, orta yaşlarda, saçları kahve, gözleri kahve olan , etrafına sanki mutsuzluk yayıyormuş gibi görünen bir adam girdi depoya, Cihan adamı görür görmez saygıyla selam verdi, adam Deniz'in yanına çömeldi önce fısıldayarak sonra da bağırarak konuştu.

Tolga Aydın

-neden buradasın biliyor musun ha !? Sana bir soru sorduğum da cevaplaman gerektiği anlamına gelir.

Deniz'den ses gelmeyince Tolga o büyük sert eli ile Deniz'e okkalı bir tokat attı. Deniz hayatında ilk kez tokat yemişti o gün, daha önce okul da bile kimse ile kavga etmeyip dayak yememiş ve hatta ne Ecem ne de Yunus deniz'e tek bir fiske atmaya kıyamazken bu adam ona nedensizce vurmuştu. Deniz tüm damarlarının acıdan patlamak üzere olduğunu hissetti, sonunda tiz bir çığlık attı ve ne olduğunu anladı. Annesi ve babasını öldürmüşlerdi ama peki bu adamlar kimdi, yoksa onlar mı yapmıştı bu kirli tuzağı, onu neden esgeçmişlerdi, buraya öldürmeye mi getirmişlerdi ?

Tolga

-kes sesini, yoksa ben keserim seni, küçük kötü tohum ailen yok artık anladın mı? Tek başınasın, baban kumarcının tekiydi, bize borcu vardı, ödemedi, bizde işini bitirdik. Sen neden orada gebermedin ki ?

Tolga öfkeyle derin bir iç geçirirken Denize dikkat etmiyordu, deniz dehşet ve şaşkınlıkla dinliyordu adamı, adamın her sözü aklına kazınıyor ve o küçük kalbine hançer gibi vuruyordu, Deniz duyduklarına inanmak istemedi. Nasıl olurdu babası nasıl bir çöplüğe bulaşmıştı ? Kumar nedir, nasıl oynanır onu bile bilemezken babasının kumar borcu olması neydi şimdi? Babası kumarın lanet bir hastalık olduğunu söyleyerek Denizi uyarmamış mıydı, yoksa kendisi gibi oğlunun bu belaya bulaşmasını mı istememişti? Deniz daha fazla dayanamayıp bunların gerçek olmadığını söylemek istiyordu, başka bir tokat yemek uğruna bile

Deniz

-HAYIR! babam öyle biri değil, yalan söylüyorsun.

Tolga Deniz'in saçını çekerek, bağırarak konuştu.

Tolga

-baban tam bir köpekti, sende öylesin, seninde babanla aynı kaderi

yaşaman gerekiyor.

Tolga acı ile inleyen Deniz'in küçük bedenini rahat bıraktı ve cihana dönüp konuşmaya başladı.

Tolga

-benimle dışarı gel, konuşacaklarımız var " Denize bakarak" sende uslu uslu burada bekle.

Cihan verilen emri isteksizce uygulayıp Tolgay'la dışarı çıktı.

Tolga

-bu ne biçim iştir? Çocuk neden hayatta kaldı?

Cihan

-efendim çocuk araba da değildi, benim yerleştirdiğim bomba da sorun yok yani.

Tolga

-bana ukalalık taslama, babası zaten beni az daha hapse atıyordu, şimdi de oğlu sinirimi bozuyor. Bu avukattan kurtuluş yok mu ?

Cihan

-efendim yeri değil biliyorum ama ailesi çocuğu merak etmeyecek mi?

Tolga

-beni kendin gibi aptal sandın sen herhalde, bizim avukat kimsesiz, karısının ailesi de kayıplar da kimsenin umrunda olacağını sanmıyorum, o avukat bunları hak etti. Sahi beğendin mi şu uydurduğum kumar hikayemi ? Ölmeden önce babasından nefret etsin.

Cihan

-acımasızca ama siz bilirsiniz efendim.

Tolga aşağılar bir bakış atarak depoya geri girdi, Cihan da arkasından girdi.

Tolga

-bu küçük veledi elektrik vererek öldür.

Yere tükürüp gitti ve usulca uzaklaştı, Deniz kurbanlık koyun gibi beklerken gözlerinde gerçek bir denizi andıran mavilikte göz yaşları vardı. Cihan Deniz'e yaklaştı, Deniz sonunun geldiğini anladı. Cihan her ne kadar aşalık bir adam olsa da öldüreceği kişi masum ise asla ona içkence etmezdi, onu acısız nasıl öldürürüm diye düşünmeye başladı. Depo kapısı tekrar gıcırdayarak açıldı, gelen Deniz'in yaşlarında küçük bir oğlan çocuğuydu, Cihan öfke dolu gözlerle baktı çocuğa, çocuk hiç oralı olmadı, gözlerini Deniz'e kitlemiş, ona ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

Cihan

-Emir buraya gelmek yok demedim mi ben sana? İş üstündeyim, git hadi.

Sarı saçlı, kıvırcık bukleleri olan küçük çocuk Deniz'e odaklanmış Cihana bakmıyordu.

Emir

-baba kim bu, her yeri yara bere içinde yoksa yaramazlık mı yaptı?

Cihan

-ne inatçı şeysin sen git diyorum!

Deniz ölüm tehlikesi içinde olduğunu biliyordu, tanımadığı, adının Emir olduğunu düşündüğü bu çocuktan yardım istemeye karar verdi. Emir babasının öfkeli bakışlarına maruz kalmaktan korkmuş olacak ki kapıya yöneldi. Deniz kurtarıcısının çekip gitmesine izin veremezdi. Emir'e yalvaran gözlerle baktı, Emir bunu fark etmeyince düşüncelere dalan Cihanı umursamadan bağırmaya ve yardım dilenmeye başladı. Emir hayrete düşmüş, o gittikten sonra babasının Deniz'e yapacaklarını dinliyordu Deniz'in ağzından.

Emir

-baba onu öldürme yalvarırım, lütfen yapma, bırak bizle kalsın.

Emir Deniz'in abisi havasıyla ona sımsıkı sarıldı. Oğlu İlk defa karısı Cerenin -yani Emirin annesinin- ölümünden sonra ondan bir şey istemişti. Cihan oğlunun eğer bu isteğini red ederse kendisine güvenini kaybettiği için ondan bişi istemeyeceğini ve hatta babasından nefret edeceğini bile düşündü, Cihan irkilmişti, yüzü solmuş, aklı ne yapması gerektiğini bildiği hâlde kalbinin ona seslenişini duyuyordu, sonunda ağzını araladı ve...

Cihan

-Allah'ın belası iyi tamam çocuk kalıyor. Ancak beleşe ekmek yok, o da çalışacak. İstese de istemese de.

M.S.A

Bölüm sonu

2 yorum