İçeriğe geç

YALANCILAR

Bölüm 1 · 5 dk okuma

YALANCILAR

Bölüm 1

MUTLU AİLE TABLOSU

Masmavi gözlerine gelen güneşin

rahatsız etmesi ile:

Deniz karan

- hayır beş dakika daha

lütfen.

Diyerek başını -küçük bir çocuğun

huysuzluyla- yastığa gömdü. Ancak bu

aşaĝıda tüten, tatlı çilek kokusunu

almasına engel olmadı. Gözlerini tekrar

açtı. Siyah saçları öyle dağınıktı ki bir

aslanı andırıyordu. Burnuna gelen koku

annesinin taptaze, kendi yetiştirdiği

çileklerden geliyordu. Yataktan fırladı ve

aşağıya koştu. Babası "Yunus Karan" onu

görür görmez elinde ki pastayı arkasına

sakladı. Deniz sabırsızca babasının ne

sakladığına bakmaya çalıştı.

Yunus Karan

-küçük prens'imiz nihayet uyanabilmiş.

Dedi içten bir sıcaklıktaki gülümsemesi

eşliğinde. Karan ailesinin başıydı Yunus.

Gerçi Yunus, oğlu Deniz ve gözünden bile

sakınıp, delilercesine aşık olduğu karısı

Ecem dışında başka Karan yoktu. Yunus

ailesini trafik kazasında kaybetmiş, sonra

da yetimhane'ye düşmüştü. Her şeye

rağmen bir avukat olmayı başarmış. Hatta kendini geliştirerek patronu olduğu bir ofis bile açmıştı. Avukat olmak istemesinin nedeni: ailesinin kazasına neden olan araç sahibinin onlara yardım etmek yerine kaçıp gitmesi ve kim olduğu tespit edilemediği için ceza verilmemesi üzerine, adaleti sağlamak ve yaymak için avukat olmayı kendisine görev bilmiş. Sanki o kaza da ölmediği için ailesine ödediği bir bedel gibi benimsemiş adaleti, ancak yedi yaşına yeni giren oğlunun, doktor olmasını diliyordu. Oğlunun bu kadar büyümüş ve erdemli, iyi kalpli bir insan olmasından gurur duyuyordu. Deniz yedisine girer girmez sanki o bir çocuk değilmiş'te yetişkin bir kahramanmış gibi görüyordu oğlunu. Gözleri gibi masmavi ve hayat vereceği için adını Deniz koymuştu. Deniz babasına soran bakışlar atarken, Ecem Karan bülbülü andıran sesi ile baba oğulun yanına geldi.

Ecem Karan

-babası üzme benim Deniz Yıldızımı

Denize "Deniz Yıldızım" derdi Ecem.

Oğlunun bir Deniz yıldızı kadar masum

ve temiz olduğunu bilerek, Ecemin

kızılımsı saçları ve yeşille

süslenmiş olan gözleri, gerçek bir orman

resmiydi. Yunusla üniversite de tanışmış,

önce arkadaş, sonra aşık olmuşlar. Ailesi

yunusun hikayesini öğrenince ilişkilerine karşı çıkmış. Hatta Amerika'ya onlarla beraber götürmeye çalışmışlar. Ama Ecem 20 yaşında olmanın verdiği güç ile bunu durdurmuş, Yunusla okulu bitirdikten sonra küçük bir ev kiralayıp,evlenmişler. Ailesi Ecemi evlatlıktan red edi, mirastan men etmişler. Ama nafile Ecemin umrunda olmamış. Çok yetenekli bir aşçı olup, küçük, mütevazı bir pastacı dükkanı açmış. Ailesini bir daha hiçbir zaman görmemiş. Yunus ona baskı yapsa da onları görmek istemediğini söylemişti, içten içe onları ne kadar özlese de onlara kızgın ve kırgındı. Onlar hakkında bildiği tek şey Amerika'ya gittikleriydi. Ecemden çok uzaklara, Denizin hiçbir zaman

tanımayacağı bir dayısı ve Ecemden küçük olan bir teyzesi vardı. Yunus Ecemin sesiyle arkasında ki, taze çileklerle süslenmiş, minik bir doğum günü pastasını arkasından çıkardı. Ecem ve Yunus oğullarının yaş gününü büyük bir coşkuyla kutladılar. "İyi ki doğdun Deniz " yazıyordu pastanın üstünde. Ayrıca yedi şeklinde bir mum vardı.

Deniz heyecanla gözlerini yumdu ve

dilek dileyerek mumu üfledi.

Yunus

-benim büyük oğlum bu sefer ne diledi bakalım?

Deniz

-ama söylersem kabul olmaz ki.

Ecem

-hiç olur mu öyle şey, şimdiye dek ne dilersen almadık mı? Hadi çekinme de söyle.

Deniz

-yirmi yaşıma kadar her doğum günümü sizinle kutlamayı

diledim.

Yunus

-vay kerata, yirmi yaşından

sonra bizden kaçacak mısın yoksa?

Dedi alaycı bir ses tonuyla.

Deniz

-yok, hayır o zaman arkadaşlarımla Kutlayacağım. Koca adam olacağım sonuçta.

Yunus

-büyüdün de adam mı oldun bakayım sen?

Dedi kahkaha ile.

Ecem

-babası, Deniz Yıldızımızı rahat bırakalım da pastayı keselim.

Yunus ve Deniz bu fikre sevinmişti. Baba

oğul ecemin yaptığı pastalara

bayılırlar'dı. Pasta kesildi, yendi ve

hayvanat bahçesine gitmek için

hazırlanıldı. Yunus yetimhanedeyken farelerden çok korkardı, diğer çocuklar onunla alay eder ve hoş olmayan şakalar yaparlardı. Yunus, Deniz'in yılan veya timsahlar'dan bile korkmamasını istediğinden sık sık hayvanat bahçesine gelirlerdi. hatta Ecemin bayılıp kalacağını bilmese eve evcil yılan bile alırdı. Deniz annesinin tam tersine yılanlara çok ilgi göstermiş veyahut timsah ve aslanları beslemek

istemişti. - Yanlız yavru olanlara izni

vardı - Yunus oğluyla gurur duyuyordu bir kez daha. Ecem ise bunun bir çılgınlık olduğunu düşünüyor ve deniz için endişe ediyordu. Yunus arabasına binmeden önce, Deniz'in emniyet kemerini sıkıca takmış ve Deniz'e trafik kurallarını saymaya başlamtı. Deniz bundan bıkmış olsa da annesinin ricası üstüne itiraz etmeden, dinliyordu Yunusu. Trafik kazasından sonra Kalan travmaları kendini böyle belli ediyordu. En sonunda hayvanat bahçesine varıldı. Ve ilk iş olarak yılanları görmeye gidildi. Ecemin bakmaya bile korktuğu Kobra yılanlarına Deniz hayranlıkla bakıyordu. Hayvanat bahçesi turu bittikten sonra, Ecemin pastahane'sin de Deniz'in arkadaşları ile kutlayacağı asıl doğum gününe gidilecekti. Deniz kendini bu

sürüngenlere kaptırıp, büyülense de

gitme vakti gelmişti. Arabaya giderken

Deniz'in tüm konuşması yılanlar ve

onların yaşamı hakkındaydı. Deniz babası ile konuşurken, bir baloncu gördü. Deniz babasına alıp alamayacağını sordu, Deniz asla şımarık değildi -hele de aç gözlü- ailesinin iznini alırdı her zaman. Babası ona izin vermişti. Yalnız Ecem çoktan arabaya vardıkları için daha sonra alabileceklerini söyledi. Deniz ses

çıkarmasa da yüzü düşmüştü, buna

dayanamayan babası.

Yunus

-bırak gitsin, bizde arabaya binelim, uzak mesafede olsak'ta buradan onu görebiliriz. Kocaman çocuk oldu artık.

Ecem

-iyi maden ama çabuk ol, hızlı gel, dikkat et yola.

Yunus oğluna parayı verip, Ecemle

arabaya bindi. Deniz koşa koşa baloncuya gitti ve yılan şeklinde bir balon aldı. Annesi ve babasına el sallarken, Yunusun arabayı çalıştırması ile Ecem ve Yunusun içinde olduğu araba havaya uçtu. Deniz olduğu yerde dona kalmış ve etrafında ki çığlıkla kaçanların arasından gelen, kendini kaybetmişcesine sesleri, duyamıyordu. Gözleri kararıyordu derken bir adamın onu kollarının arasına alıp, koşmaya başlaması ve siyah bir arabaya

bildirmesine, karşı koyamadı bile. Deniz

arabadan çıkan alevlerle, yüreğinin

derinliklerinin yandığını hissetti. Kimdi

bu insanlar, annesi ve babasını neden

göremiyordu? Neydi o alevler, o

dumanlar, yüreğine işleyen o yangın?

Annesinin ona Deniz yıldızım dediği yankılandı kafasının içinde. Ve sonra

karanlık çöktü gözlerine...

Bölüm sonu

3 yorum