15. BÖLÜM — MERT
Ertesi sabah Aras'ın hayatı tamamen değişmişti.
Yıllardır öldüğünü sandığı ağabeyi yaşıyor olabilirdi.
Ve daha korkutucu olan şey şuydu:
Mert, Defne'nin babasının yaşadığı olayların tam ortasındaydı.
Aras, eski aile albümlerini çıkardı.
Defne fotoğraflara bakarken bir tanesinde durdu.
“Bu adam…”
Aras ona baktı.
“Ne oldu?”
“Ben bu adamı gördüm.”
Aras'ın yüzü değişti.
“Nerede?”
“Üç ay önce. Babamın davasından sonra adliyeden çıkarken.”
“Emin misin?”
“Evet.”
Defne fotoğrafı eline aldı.
“Bana bakmıştı.”
Aras'ın telefonu çaldı.
Bilinmeyen numara.
Açtı.
Karşıdan birkaç saniye sessizlik geldi.
Sonra bir erkek sesi:
“Aras.”
Aras'ın yüzü dondu.
Çünkü o sesi tanıyordu.
Yıllardır sadece eski kayıtlardan duyduğu bir ses.
“Mert?”
Karşıdaki adam güldü.
“Sonunda beni hatırladın.”
Aras ayağa kalktı.
“Neredesin?”
“Yanlış soruyu soruyorsun kardeşim.”
“Ne istiyorsun?”
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Mert:
“Gerçeği.”
Telefon kapandı.
Aras olduğu yerde kaldı.
Defne ona baktı.
“Ne dedi?”
Aras yavaşça başını kaldırdı.
“Bize gerçeği anlatacağını söyledi.”
Defne:
“Ne zaman?”
Aras'ın yüzünde ilk kez korkuya benzeyen bir ifade vardı.
“Bilmiyorum.”
Çünkü telefon kapanmadan önce Mert'in son söylediği cümleyi Defne'ye söylememişti:
“Ama önce Defne'ye söylemediğin şeyi bana anlatacaksın.”
Ve Aras'ın Defne'den sakladığı bir şey vardı.
Üstelik bu sır, 17 Haziran gecesinden bile daha eskiydi.
