İçeriğe geç

Yalan Hayatlar

Bölüm 8 · 5 dk okuma

Yalan Hayatlar

Bölüm 8

8

*

*

*

*

*

Taksi durunca parasını ödeyip Barkın'a konum attığım kafeye girdim. Sipariş vermek için Barkın'ı bekledim. Dediği gibi 20 dakika sonra gelmişti. Garsonu çağırıp iki espresso siparişi verdi. Ben de kahveler gelmeden konuşmaya başladım.

"Eski okulumda bir kızın kafasını klozete soktuğum için babam bana ceza verdi. Devlet okuluna gidecektim başta. Sonra abimler Kutay abimin okulu için ikna etti. Ama Aleda olarak değil kendi yarattığı burslu bir kız olarak. Kutay abim en azından ismini seçebilirsin dedi. Okulda da burslu olduğum öğrenilmediği sürece normal davranacaktım. Sonra zaten Alparslan abim geldi sen de yanımdaydın. 7 sene önce gitmişti ve ilk defa o gün görüp konuşacaktım. Akşam eğlenmeye çıktık. Her şey o zaman başladı. Gayet normal bir yemek yedik. Sonra Görkem abimin barına eğlenmeye gittik içeride doğum günü partisi vardı. Hani yaklaşık 2 ya da 3 sene önce haberlere çıkmıştık DEMİROĞLU ailesinin kayıp ferdi bulundu diye. İşte O kızın doğum günü partisi. Bana iftira attıktan sonra onun tarafını tuttular ona inandılar. Sonra beni evden kovdular. Benim dinlettiğim ses kaydı sonrası özür dilediler. O süreçte çok zorlandım." Derin bir nefes alıp masadaki sudan bir yudum aldım. O sıra da kahvelerimiz geldi. Sözümü kesmeden beni dinliyordu. Derin bir nefes daha alıp devam ettim.

"Dediğim gibi çok zorlu bir süreç oldu. Sonra onları affettim. Hayatımın en büyük hatası. Affederken 'o kızla görüşecekseniz giderim ve beni değil siz Alparslan abim bile bulamaz' demiştim. Görüşmeyeceğiz dediler. Onlar bana inanmasa da ben onlara inandım, güvendim. O gece barda herkesin o kızla görüşüp benden sakladığını öğrendim. Alparslan abim olanları bilmiyordu ve öğrendikten sonra şokla bir süre hiç bir şey yapmadı. Sonra onları görmek istemediğimi söyleyip evden çıkıp Kutay abime yerleştim."

Sözüm bittiğinde bir süre sessizlik oldu. İkimizde tek kelime etmedik. Bir süre sonra kahvelerimiz bitti ve sessizliği bozdum.

"Sence Aleda olarak mı gelmeliyim? Popüler olmak istemiyorum ama birinin fikrine ihtiyacım var."

"Gece olarak o hayattan kaçamazsın. Sorunların seninle gelir. Ama Aleda olarak o sorunlarla yüzleşirsen yüzleştiğin yerde kalırlar."

Sizleri beni gülümsetmişti. Kafamı salladım.

"O zaman KARAL Koleji Aleda DEMİROĞLU'na hazır olsun."

Çantamı ve ceketimi alıp kalktım. Barkın da benimle birlikte kalkmıştı. Hesabı ödeyip çıktık.

"Gel bırakayım seni." Kafamı sallayıp arabasına bindim. 40 dakikalık sessiz yolculuğun sonunda Kutay abimin evine gelmiştik.

"Anlattıklarımla ilgili bir şey söylemek zorunda değilsin. Bil diye anlattım. Eğer aklıma bir soru gelirse yarın sorarsın." Sadece kafasını salladı.

"İyi geceler Juliet."

"İyi geceler Çakma Romeo"

Arkamı dönüp korumaların açtığı kapıdan girdim. Evin önünde fazladan bir araba vardı. Plakasına baktığım zaman Barlas abim olduğunu anladım. Arabaların yanından geçip evin kapısını çaldım.

Kapıyı Kutay abim açmıştı. Açtığı gibi bana sarıldı. "Nerdesin sen? Çok korkuttun beni." Kollarımı beline dolayıp sarılmasına karşılık verdim.

"İyiyim merak etme." Kollarını çözdü ve kafamın üstüne bir öpücük kondurdu.

Kolunun altına aldı beni ve içeriye ilerletti. Barlas abim ve Alparslan abim koltukta oturuyorlardı. Barlas abim kafasını ellerinin arasına almış, kollarını dizlerine yaslayıp öne çökmüştü. Alparslan abim sinirle dizlerini sallıyordu. Ne oldu burada böyle. Yüzlerine bakmamla çığlık attım. Kavga mı etmişlerdi? Çığlığımla bana döndüler. Hızla Alparslan abimin yanına gittim. Yüzünü ellerimin arasına alıp inceledim. Dudağı ve kaşı patlamış, elmacık kemiği kızarmıştı.

"Kavga mı ettin?" Endişeli sesim ve Barlas abimi görmezden gelmem herkesin dikkatindeydi. Her şeyi anlattığı için dayak yedi büyük ihtimal. Kafasını ellerimden kurtardı.

"Önemli bir şey değil. Sen bir de karşı tarafı gör." Muzip surat ifadesi ile arkama baktı. Ben bakmadım. Barlas abimi şu an görmek istemiyordum. Sözüm sözdü tabi dinleyecektim onu. Ama ben istediğim zaman. Ayağa kalktım ve belimden silahımı çıkartıp Kutay abime uzattım.

"O kızı öldürmedim ama başka zaman inşallah. Teşekkür ederim çok işime yaradı." Kutay abim kafasını sallamakla yetindi. Alparslan abimin silahtan haberi yoktu sanırım. Belimden çıkardığım silahı görünce gözünde şimşekler çaktı.

"Kutay, Aleda'ya nasıl silah verirsin?" Bağırması ile sıçradım.

"Alparslan, beni yine intihar etmekle tehdit etti. Kusura bakma ama onu tekrar kaybetmeyi göze alamam." Buyrun cenaze namazına. O bilmiyordu ki. Kutay abi sen Demir abim ve dedemlerden başka kime söyledik bunu. Korkuyla kutay abime baktım. Barlas ve Alparslan abim hızla bana döndüler. İkisinin gözünde de pişmanlık vardı.

"Aleda sen... Sen intihar mı ettin?" Barlas abim sinirden ya da şaşkınlıktan cümle kuramıyordu. Gözünden bir damla yaş aktı. "Ne... Ne zaman?" Kelimeleri toplayamıyordu. Ya da ne diyeceğini bilmiyordu. İnceldiği yerden kopsun dedim ve bu sefer ben bağırmaya başladım.

"İntihar mı? Ölmeyi bir kez istemedim. Ailem olmadığı her an istedim. Sizin benden bekaret testi istediğiniz zaman istedim. Beni evden koydugunuz zaman istedim. Eğer merak ettiğin buysa..." Sağ bileğimi uzattım. "Ben bu bileği 3 kez kestim. Her seferinde kurtardılar. Doynuma ilmek geçirdim. İpi kestiler. Onlarca hap içtim. Midemi yıkadılar. Ölmeye bile izin vermediler. Kimsem yoktu benim. Sadece Demir abim ve Kutay abim. Dedemler bile biliyordu. Neden biliyor musun? Çünkü beni seviyorlar, önemsiyorlar. Sizin gibi bana güvenmeyip, onlara güvenmemi beklemiyorlar." Bunlar sadece Barlas abime itafendi. Gözümden akan yaşla ağladığımı fark ettim.

"Benim ailem 7 sene önce Alparslan abimle gitmiş. Bunu sağ bileğimi ikinci kez keserken fark ettim. Siz benim ailem değilsiniz. Siz bana güvenmediniz. Siz beni kandırdınız. Bana atılan iftiralara inandınız sırf yeni kardeşiniz üzülmesin diye. Siz sadece onun ailesisiniz benin ailem 5 kişi. Ve o 5 kişi arasinda size yer yok." Ağzıma geleni söylüyordum artık. Ve devam edecektim.

"O kadar körsünüz ki siz o kızın bana ilaç verdiğini bile fark etmediniz. Gözünüzü nasıl boyamışsa bana silah çektiğini bile söyleyemedim. İnanmazdınız. Size kanıt gösterdim ya. Ses kaydı dinlettim. İncelettiniz bi de onu. Ama yine bana inanmak yerine ona koştunuz. Bana biz senin abiniz dediniz. Yalanmış. Benim ne annem, ne babam, ne de abim varmış. Benim sadece Alparslan'ım varmış. Benim ailem yalanmış. Hiç içiniz acımadı mı ya? Beni seviyormuş gibi yaparken." Gözleri kızarmıştı ağlamaktan büyük ihtimal benim de.

"Aleda, bildiğin gibi değil. Dinleyecektin beni söz verdin." Soğuk bakışlarımı ona çevirdim.

"Evet dinleyeceğim. Ama ben istediğim zaman. Bu süre zarfında hayatımdan çıkın. Okuluma gelmeyin Kutay abimin evine gelmeyin. Bana görünmeyin." Son sözlerimi söyleyip odama çıktım.

Alparslan abim büyük ihtimalle hala şoktaydı. Benden bunu beklemiyordu. Bana hep hayatta kalmayı öğrettiler. Şimdi kendi isteğim ile ölmeye çalışmam onda kapanması zor büyük bir yara açtı. Ama söz verdim Demir abime. O bileğime son kesiği attığımda söz verdim. Bir daha asla olmayacaktı. Beni ölüme en çok yaklaştıran oydu. Demir abimin korkusu hala içimde. O kadar korkmuştu ki ben uyandığım zaman bana sarılıp ağlamıştı. Kim demiş erkekler ağlamaz diye. Hele bi canlarına bir şey olsun. Demir abimin canı da bendim. Sözümü tutuyorum. Ölmeye çalışmıyorum.

Şimdilik.

Bölüm sonu

6 yorum