İçeriğe geç

Yalan Hayatlar

Bölüm 13 · 9 dk okuma

Yalan Hayatlar

Bölüm 13

13

*
*
*
*

Çabalarımın boşuna gitmesinin ardından Liya'yı bırakmamışlardı. Ben de Liya olduğu için hiçbir şey yapamadım. Şu an lacivert lüks arabada kucağımda Liya, karşımda şu hala beni neden kaçırdığını ve kim olduğunu bilmediğim adam. Camdan etrafı izliyordum.

"Ya bir şey soracağım, sen kimsin ve beni neden kaçırdın?"

"İki şey oldu yalnız." Ne tarafa nefret ediliyordu.

"Ha ha, çok güldük, bir daha olmasın!"

"Seni ben kaçırmadım. Ben sadece emir aldım."

"Ay ne kadar yazık. Kendi düşüncen yokmuş gibi başka biri ne derse yapıyorsun. Şey gibi... Köle!" Taktik bir, kışkırtma. Ona üstü kapalı hakaret et.

"Sen çok konuşuyorsun ama, ne yapsak ağzını falan mı bantlasak?" Yemedi. Takip iki, vicdan yaptır.

"Ya beni geçtim şu küçücük bebekten ne istediniz? Kalsaydı işte, ben isteyerek gelecektim. Yazık şuna bir bakar mısınız?" Liya biraz olsun halinden rahatsız görünemez misin?

"Küçük hanım halinden memnun görünüyor." Evet maalesef öyle. Karnı tok, altı temiz, gazı yok bir bebek daha ne ister ki?

Liya bana doğru dönünce ona yardımcı oldum. Kafasını göğsüme koyup gözlerini kapattı. Aynen Liya biz kaçırılalım sen uyu. Elimi sırtına götürüp sıvazlamaya başladım.

Bari uyusun da annesini istemesin. Ben burada nerden bulacağım ona anne?

Liya sonunda uyuduğunda yanıma kapıdan çıkarken aldığım hırkayla üzerini örttüm. Resmen abimin kızıyla kaçırıldım.

Oha! Şu an ilk kez kaçırılma deneyimi yaşıyorum. Kaçırılan insanlar nasıl davranır bilmiyorum ama ben.

Araba bir yerde durduğunda dışarıya baktım. E hani nerde ağaçlık alan içindeki depo, ev ne bileyim insanlar her nereye kaçırılıyorsa?

Gayet işlek bir caddedeki kozmetik salonunun önünde durmuştuk. Birini alacaktık sanırım yoksa beni kaçırdıktan sonra buraya getirmiş olamazlar.

Evet beni buraya getirmişler. Kozmetik salonunun altındaki bodrumda bir odada tutuluyorduk. Buradan kendim de çıkabilirdim. Yani çıkardım herhalde. Ama Liya'yı tehlikeye atamam. O yüzden abimlerin beni bulmasını bekleyeceğim.

Bizi tuttukları oda da tek kişilik yatak ve küçük komodinden başka bir şey yoktu. Bodrum katta olduğumuz için pencere de yoktu. Ama havalandırma vardı. Eğer işime yarayacak bir şey bulabilirsem ondan kaçabilirim.

Ya da bir telefon bulsam yer bildirimi falan yapsam da olur. Zaten abimler beni aramaya başlamıştır herhalde.

Liya bir terslik olduğunu hissetmesin diye geldiğimizde beri onu güldürmeye çalışıyordum. Zaten ne gelen vardı, ne de giden.

Kapı açılınca başımı kaldırdım. Hani nerde yakışıklı patron, cool korumalar? Hanzo gibi bir adam duruyordu karşımda. Arkasından gelen var mı diye kontrol ederken konuştu.

"Birine mi baktın?" Sesi de hanzo gibi bunun.

"Yakışıklı patronuna baktım. Hani nerde? Böyle kemikli yüzü olan, kaslı, dalyan gibi olur ya hani kitaplarda, filmlerde falan. Ona baktım." Kapıdaki korumalar seslendi.

"Siz ne verdiniz lan kıza?" Ne bağırıyorsun be!

"Abi vallahi biz bir şey vermedik. Kendi almıştır bir şey aldıysa." Ellerini önünde birleştirip kafasını eğdi. Ben ne dedim ki şimdi?

"Ee sadede gelin. Beni neden kaçırdınız? Canınıza falan mı susadınız? Aksi mümkün değil çünkü." Yalan mı? Tamam belki kavraması güç ama benim 6 tane abim var. Demir ve Kutay abimi saymıyorum bile. Yürek ister yani.

"Keyfim istedi, sanane!" Bu devirde kaçıranlarda atar yapıyor. Kaçırmışsın zaten! Neyin atarı bu!

"Ay çok meraklıyım sanki! Neyse açım ben, bu çocuğun da yemek yemesi gerekiyor. Bilmem anlatabildim mi?"

"Tabi hanımefendi, başka bir arzunuz?" Alay ediyordu benimle.

"Bana mümkünse duble iskender bir de orta boy sucuklu pizza. Meyve püresini de unutmayın." Gamsız bir insanım. Kaçırıldım diye ağlayıp sızlamamı falan mı beklediniz? Fıtratıma ters.

"Çattık ya! Kızım sen şu an kaçırıldın. Farkında mısın? Ben seni kaçırdım."

"Niye kaçırdığını söylemedin. Yani ben şu an kendimi burada misafir gibi görüyorum. Hiç misafirperver değilsiniz." Adam karşımda kıpkırmızı oldu. Rahat olmam onu sinir ediyordu ve ben bunu anladığımdan beri rahat olmak için ekstra çaba sarfediyordum.

"Yalnız, ben gerçekten açım ve açken gerçekten sinirli olurum." Uzaylı görmüş masum köylü bakışlarını üzerimden çekerek dışarıya çıktılar.

Yapmam gereken tek şey abimler gelene kadar beklemek. Ya da kendim kaçmak. Kapıyı kilitlememişlerdi. Ama kapıda korumalar vardı.

Canım sıkılmaya başladı ama, insan bir gelir bakar. Yemeğimi de getirmediler daha. Tabi tok açın halinden ne anlar. Liya yaklaşık 1 saat önce uyumuştu. Abimlerden ses seda yoktu.

İş başa düştü tabi. Liya'nın yanına yataktan düşmemesi için iki yastık koyup ayağa kalktım. Üzerime çeki düzen verip saçlarımı düzelttim.

Kapıyı açıp kafamı çıkarttım. Korumalar hala bekliyordu. Tek yapmam gereken telefonunu almaktı.

"Pardon da ben açım. Kaç saattir buradayım. Ölü ya da baygın bir Aleda işinize yaramaz. Biriniz gidip hemen bana ve bebeğe yiyecek bir şeyler getirsin." Kararsızca birbirlerine baktılar.

"Hemen dedim!" Bağırınca kirli sakallı esmer koruma diğerine kafasıyla git işareti yaptı.

Şimdi tek yapmam gereken telefonunu almak. Ve bunu gizlice yapmak. Ne kadar zor olabilir ki?

Kapıyı kapatıp odaya döndüm. Hızlı düşünemem ve seri hareket etmem gerekiyor. Oda da sağa sola gidip duruken fikrim geldi.

Kapıyı açıp tam çıkacakken kendimi yere bıraktım. Hani sözde bayıldım yani. Gözlerim yarı açık yarı kapalı korumanın hareketlerini izliyorum.

Yanıma gelip yere eğildi ve nabzımı kontrol etti. Sonra cebinden telefonu çıkartıp birini aradı.

"Abi bayıldı bu." Karşı tarafı dinledi.

"Ne bileyim abi. Açlıktan falan herhalde. Tamam abi." Telefonu kapattı. Tam cebine koyacaksın ayılmış gibi yaptım. Telefonu yere bırakıp tekrar bana odaklandı.

Sağ elimi telefona uzatıp kendime çektim. Başımı tutarak dogrulmaya çalıştım.

"Noldu bana ya?"

"Bayıldın." Sen çok biliyorsun.

"Ama ben dedim. Açken bayılırım diye." Bu çok salak hemen kanıyor.

Ben tamamen toparlanınca ayağa kalkıp dışarıya çıktı. Harbi salak!

Telefonu alıp Alparslan abime mesaj attım. Ararsam dışarıdan duyabilir manda.

"Abi, Aleda ben. Konum attığım kozmetik merkezinin bodrumunda tutuyorlar beni. Mesaj atma korumanın telefonu. Çabuk gelin!"

*Konum*

En son inanması için fotoğrafımı çekip attım ve konuşmayı sildim. Koruma farketmeden telefonu yerine koymam gerek. Ya da saklasam da olur.

Sessize alıp bazanın altına koyacakken durdum. Orası ilk bakacakları yer. Gözüme havalandırma takılınca oraya yöneldim. Kapağının açık olduğunu görünce çığlık atmamak için zor tuttum kendimi. Telefonu hemen havalandırma boşluğu boyunca kayacak şekilde ittim.

Bu işte hallolmuştu. Tek yapmam gereken yemeğimi yemek ve abimlerin gelmesini beklemek.

Az önce adamın gönderdiği koruma elinde yemek poşetleriyle gelince ne kadar acıktığımı daha çok hissettim.

Elinden poşetlerini alıp odadan kovdum. Odayı benimsedim evet.

*4 saat sonra*

Konum atmama rağmen abimler hâlâ gelmemişti beni almaya. Yemeğimi yemiş ardından Liya için alınan mamalarla onun da karnını doyurmuştum.

Canım sıkıldıkça korumalarla dalga geçmiştim. Ama hâlâ buradayım. Keşke Görkem abime atsaydım mesajı.

Şimdi de kucağımda Liya ile somurtup oturuyordum. Yazık Liya da hiçbir şeyden habersiz etrafa bakıyordu. Sanırım artık olaya el atmam gerekiyordu.

Liya'yı yatağa oturtup yanlarına yastık koydum. Temkinli adımlarla kapıya yaklaştım. Yemek getirdiği poşetteki cam su şişesini elime alıp dışarıya seslendim.

"Pardon bir bakar mısınız?" Benden bıktıklarına yemin edebilirim ama ispatlayamam.

"Yine ne var Allah'ın cezası?" Kapıdan girer girmez şişeyi kafasında parçaladım. Yere düşünce hemen yanına gidip belindeki silahı aldım.

Emniyetini açıp kapının arkasına saklandım. Kullanacağımdan değil ama, kullanmak zorunda kalırsam tereddüt etmem.

Kapıdaki diğer koruma da sese gelince silahın kabzasını ensesine geçirdim. 2/2 kaç koruma olduğunu bilmiyorum ama kadın olduğum için çok fazla olmadığını düşünüyorum.

Asla kendimi küçük gördüğüm için değil, aksine onlar beni küçük gördüğü için.

Evden çıkarken aldığım hırkayla Liya'yı daha rahat taşıyabilmek için sırtımda kanguru yaptım.

Bu çocuk aynı halası, yani ben. Oğlan dayıya, kız halaya diye boşuna dememişler. Dünya yansa dönüp bakmıyor.

Düşündüğüm gibi beni küçümsedikleri için çok fazla koruma yoktu. Merdivenlere kadar rahat gelmiştim.

Silahla 13 kurşun vardı. Yukarıda 13 adam olmayacağını düşünüyorum. Çünkü neden olsun?

Tamam yine formumdayım saçmalıyorum. Gözlerimi etrafta gezdirip hırkanın bağını sıktım.

Yavaşça merdivenlerden çıkarken hâlâ tetikte bekliyordum. Güzellik salonunun girişine gelince durdum.

Benim merdivenden çıkmamla Kutay abimin içeriye girmesi bir oldu. Önce etrafa baktı sonra merdivenlerin başında elinde silah sırtında bebekle beni gördü.

Ben böyle bir tablo görsem ben de şaşırdım haklı adam.

Hızlı adımlarla yanına gittim. Sırtımda Liya olduğu için sarılamadım. Neyse bulmuşlardı beni gerisi önemsizdi. Evde sarılırdım.

"Biz de seni kurtarmaya gelmiştik ama, gelmesek te olurmuş."

"Ha ha çok komik. Alparslan abime mesaj atalı 4 saati geçti. Baktım gelmediniz bari ben çıkayım dedim." Alayla bana bakıyorlardı.

"Hem adamları mumdansa ben ne yapayım. Birinin kafasında şişe patlattım. Diğerinin kafasına silahla vurdum ikisi de perte çıktı."

"Bana mesaj attığın telefon nerde peki?"

"Havalandırma borusunda çürümeye bıraktım. Bulsalardı yerimi değiştirirlerdi herhalde."

"Şarjım bitmeseydi daha erken görecektik mesajı. Bu çocuğu da evde konuşacağız."

"Annesi evde merak etmiştir zaten."

"Evde derken?"

"İşte senin evde Kutay abi."

Demir abim bu olmamış der gibi baktı ve kafasını iki yana salladı.

"Neyse ya bir şarkı açın da eğlenelim. Canım sıkıldı zaten orada. Kaç saattir yalnızım."

)*****(

Eve gelince gözleri ağlamaktan kızarmış Maya ve deli gibi herkese bağırıp çağıran Görkem abimi gördük.

Maya bizi görünce hemen yanımıza geldi ve Liya'yı kucağımdan aldı. Görkem abim onları es geçerek bana sarıldı.

"Ne kadar endişelendim biliyor musun?" Sesi hala endişeliydi.

"Ya tamam bir şey yok. Gezdik geldik gibi düşünün." Ben gerçekten uslanmaz biriyim.

"Neden kaçırmışlar?"

"Vallahi abilerin gülü bana söylemedi hanzo kılıklı. Zaten başıma diktileri adamlarda da iş yoktu. Kafaya bir darbe ve ikisi de yerde."

"Tamam boşver buradasın ya gerisi bizde."

"Bu arada Demir abicim, bizim korumalarda da iş yok. O kadar korumayı geçip kapıya kadar nasıl geldiler anlamadım." Harbiden lan, nasıl geçtiler o kadar korumayı?

Abimler birbirlerine baktılar. Evet gayet güzel bir noktaya parmak bastım.

"Neyse Görkem abi sen Maya ve Liya'yı anlat ben duş almaya gidiyorum. Bayss" kaçarcasına odama çıktım ve kendimi banyoya attım.

Cildim sıcak sudan buruşana kadar çıkmadım banyodan. Çıktıktan sonra kurulanıp hemen üzerimi giyindim.

Makyaj masamın başına geçip bileklerime ve boynuma kapatıcı sürdüm. Biraz da göz altlarıma sürüp saçlarımı taradım.

Saç havlusuyla fazla saçı aldırıp salık bıraktım. Abimlerin konuşması bitmiş olmalıydı artık. Sırf bu konuşmaya şahit olmamak için bu kadar oyalandım.

Merdivenlerden salona inip biraz kapının dışında bekledim. Bittiğinden emin olmak istiyordum.

"Abi zorunda olmasak yapar mıyız? Bize ne o kızdan!"

"Lan gerizekalı, ne zorunluluğu lan! Hangi zorunluluk. Kaçmışsınız hepiniz!"

"Demir sakin ol! Aleda duyacak."

"Zaten asıl kıyamet o zaman kopacak. Siz o kızın yaptıklarını bilmenize rağmen onunla görüştünüz. Neden? Aleda güvende olsun diye! Lan kız intihar etti kaç kez! Ne güvenliği? Bırak Allahını seversen."

Ne anlamam gerekiyor burdan? Ya da bir şey anlamak istiyor muyum? Biraz daha durup dinlemeye karar verdim.

"Abi tehdit ettiler diyorum!"

"Kes sesini Görkem! 6 kişi lan, 6 kişi! Koruyamayacak mıydınız bir kızı! Sırf o iyi olsun diye söylemişler o sözleri! Aptal!"

"Alparslan, tamam sen de sakin ol."

"Ne sakin olayım Kutay! Ben o kızı giderken kime emanet ettim. O kadar adam bir Aleda'yı, kardeşlerini koruyamamaktan korktukça yuh olsun onlara. Kalbini kırıp ta uzaklaştırmak yetmiyor işte!"

"Tamam yaptık bir hata. Yeter bu kadar gelme üstüme. Ortak karardı bu!"

"Annem, Görkem annem buna nasıl göz yumar. Allah kahretsin sizi. Babam lan babam. Nasıl kıyar? Siz nasıl kıydınız? Hiç mi düşünmediniz lan ya kendine bir şey yaparsa diye? Hayvan herifler!"

Kapıdan kafamı uzatıp içeriye baktım. Donup kalmıştım. Ne düşüneceğimi bile bilmiyordum.

Görkem abim koltukta oturmuş kafasını ellerinin arasına almıştı. Alparslan abim ve Demir abimin siniri buradan bile belli oluyordu.

Ve Kutay abim doğrudan korku ile bana bakıyordu. İşte kıyamet şimdi kopacak!

*
*
*
*

Sizce Aleda'yı kim kaçırdı ve neden kaçırdı?

Aleda şimdi ne yapacak?

Aleda'nın en çok hangi abisini seviyorsunuz?

Alparslan

Barlas

Görkem

Reha

İlgi

Ladin

Kutay

Demir

Bölüm sonu

6 yorum