Duru'nun tranvası olan gün;
Duru 10 yaşındayken yaşanmıştı. Duru' nun anlatımıyla;
Bu gün kardeşim Canerle birlikteydik. Akşam sekizdi, annemle babam birlikte bir baloya davetliydiler, ablamla abim ise bime gidip aburcubur alıyorlardı. Caner bana sıkılmış şekilde,
-Abla dışarı çıkalım mı hem çok sıkıldım.
-Olmaz annem öğrenirse bizi gebertir.
-Söz asla söylemem lütfen. İkna ederken çok tatlıydı kıyamadım
-Tamam sözümden çıkmayacaksın ama tamam mı?
-Tabiki canım ablam.
Gülümsedim elimi tuttu ve dışarı çıktık telefonumu yokladım yanımda olmadığımı fark edince Cenkle birlikte yolu tekrar yürürken olanlar oldu. Birkaç serseri ortaokul öğrencileri yanımızda durdu. Sarhoş oldukları çok belliydi ve yolumuzu kestiler.(Yolda gördüğü çocuk) ;
-Bu güzellik ne hanfendi bize arzu edermisiniz?
-Çekilin yolumuzdan! Cenk o zaman yedi yaşındaydı korktuğu belliydi ama çaktırmıyordu.
-Bizimle geliceğene söz verirsen...
-ÇEKİL YOLUMDAN SAPIK! Bıçağını gösterdi.
-Sus yoksa seni bulur. Senin baban otel plazmanın başkanıymış sizi kaçırsak bike iyi para edersiniz. Cenk;
-Bizi bırakın yoksa kötü olur.
-Neymiş o küçük bey?
Cenk cesaretle çocuğun elindeki bıçağı aldı ve ona doğrulttu onlar bunu beklermiş gibi bizimle dövüştüler. Cenkten bıçağı alan çocuk ona o bıçağı o kadar çok sapladı ki. Cenk orada ölmüştü. Çocuk Cenke yaptığını görünce yüzü değişti çok korkarak kalktı ve arkadaşlarıyla kaçtı. Ben ise Cenke bakarak;
-Cenk ablam? Beni duyuyormusun? Son nefesleriyle;
-Abla özü dilerim böyle olacağını bilseydim hiç dışarı çıkmak istemezdim. Ağlayarak;
-Merak etme sen iyi ol ben onlarafa katlanırım.
Bu ailede sadece bana destek olan, bana iyi gelen Cenk üstü başı kan yerde yatıyordu;
-Özür dilerim, öksürdü, seni yanlız baraktığım için.
-İyileşcen Cenk ve biz bu günleri özlemle anıcağız.
-Seni seviyorum dedi ve gözlerini kapattı. Ağladım ve haykırarak yardım istedim.
Hastanede;
Cenki hastaneye kaldırdılar ben herkese haber vermiştim. Şimdi ise Cenkin iyi olduğunu öğrenmek istiyordum. Aile fertlerin hepsi birlikte geldiler babam sinirle;
-Ne yaptın opluma Duru bu sefer?
-Ben yapmadım baba telefonda anlattığım gibi oldu.
-Yalan söyleme dedi annem, oğlum canım oğlum.
Ablamla abim annem gili desteklediler amelyathaneden çıkan doktora babam;
-Oğlum nasıl doktor bey?
-Geldiğinde çok kan kaybetmişti, ama o kadar çok yaralanmış ki geldiğinde kalbi neredeyse atmıyordu. Gereken müdahelere rağmen hayata göz yumdu başınız sağolsun.
Annemin acı çığlıkları yükseldi koridorda. Babam anneme teselli verirken gözünde kin bana yaklaştı saçımı tutup çekerek beni sürükledi bir yandan;
-Oğlumu öldürdün sen görüceksin! Şimdi sen bittin. Arabaya bindiğinizde babam arabayı eve sürdü eve geldiğimizde yine saşımdan sürükleyerek depoya indik, bana orada bir ay işkence ettiler. Ailecek bana.
Bir ay sonra;
Kemiklerim sayılıyordu. Çok açtım her yerimde yara izleri vardı babam geldi benim karşımdaki sadalyeye oturdu.
-Seni polise vericeğim cezanı orada çekmeye devam et.
Konuşmadım. Babam beni aldı ve karakol komutanına olayı anlattı beni soruşturma odasına aldılar iki polis vardı. İkisi de çok katı duruyordu;
-Olayı anlatırmısınız? Titrek sesimle
-Kardeşimle birlikte evde oturuyorduk canı sıkılan kardeşimi alıp dışarı çıktık önümüzü serseriler kesti ve onlardan biri kardeşimi baya bı-çaklayınca kaçtılar.
-Saat kaçta çıktınız?
-Akşam sekizde.
-Kardeşiniz kaç yaşındaydı?
-Yedi. Polis katı sesiyle
-Yedi yaşındaki kardeşinle saat sekizde çıkacak kadar aptalmısın?
-Hayır, istrmedim ama ik..
-O zaman çıkarmazdın onu dışarıya.
Yutkundum gözlerim çok hızla doldu boğazıma bir yumru oturmuştu. Polis;
-Bunu çocuk hapishanesine atsınlar. Yanındaki
-Tamam amirim. Ellerime kelepçe taktı.
Karakoldan çıkıp hapishaneye gittim. Orada kaldığım gün boyu polislerden ve oradaki çocuklardan eziyet çektim. Bir ay sonra beni ziyarete avukat geldi görüşme odasındaydık;
-Merhaba Duru ben Nida senin avukatınım.
-Nasıl?
-Devlette otomatik atama var canım dava oldukça devletteki avukatlar onlara atanır ben de senin davana atandım.
-Anladım.
-Duru vediğin ifadeyi karakoldan aldım ama birde senden dinlemek isterim nasıl oldu olay?
-(Karakoldaki ifadesinden daha detaylı bilgi verir)
-Bu durumda sen suçlu değilsin bunu kenara yaz +1, kamera kayıtları var yaz +5, kendi suçunu bir ay sonra iftira ettin yaz +1ben bunları kullanarak seni mahkemede kurtarırım.
-Mahkeme ne zaman?
-Bir hafta sonra merak etme ben inatçı biriyim seni çıkarırım.
Mahkeme zamanı
Mahkemede her iki tarafı dinlendikten sonra hakim mola verdi ve bizi on dakka sonra çağırdılar. Hakim;
-Karar: Duru Hancıoğlu delil yetersizliğinden ve kanıtlardan dolayı serbest bırakılmıştır
Salonda oluşan itiraz sesleri yükselirken ben Nida ablaya sarıldım. Hakim gidince polisler bileklerinde ki kelepçeyi çözdüler. Annemler bana kötü kötü bakarken babam bana sinsice bakıyordu. Eve gittiğimde babam geldi ve planını annemlere anlatırken ben banyo yaptım sonra babam beni yanına çağırdı;
-Kızım hastaneye gidip bir kan testi yapalım hastalanmışmısın diye?
Kafamı tamam manasında salladım arabaya bindik, hastanede ben kan verirken babam doktorla konuşuyordu iş bittiğinde babam;
-Nereye gidiyorsun organ bağışlıyacağız.
-Ne organı?
-Senin organlarını kızım sen yokken çok maddi zarar verdin bunu karşılaman lazım.
Bunu şok içerisinde karşıladım ağzım açık kaldı. Adımlarım geriledim bu sırada gözüm karardı bu hemşirenin verdiği (sözde) yarayı uyuşturan bayıltıcıydı. Bu bayıltıcıyla benim hem böbreğimi hem de karaciğerimin yarısını aldılar. Tedavideki her şeyi ben ayıkken yaptılar, ben sesimi çıkarmayım diye ağzıma başörtüyle sıkmam için bağlamışlardı. O yüzden doktorlardan korkuyordum.
Bundan sonra ailemi her duyduğum dakkaya sövdüğüm için duyamıyordum. Kardeşimin ölümünden sonra tek tük konuşan ben artık konuşamıyordum. O zaman yanıma almayı unuttuğum telefonu yanımdan asla ayırmıyordum
Herkesten korkmaya ve krizler geçiriyordum. Onlar yüzündendi…
