İçeriğe geç

YAKIN GELECEK

Bölüm 8 · 10 dk okuma

YAKIN GELECEK

Bölüm 8

8.BÖLÜM

Bölüm 8 : Sevdindğimizde kalbimizde uçuşan kelebeklerin de ömrü bir gündür. Onu sevmek, yaşatmak, uçurmak için sadece bir gününüz vardır, tek bir şans. O şans da değmeyen insanlar için heba olup gider zaten. Kanadı kırılan kelebekler heyecan duyamayınca, sevgi görmeyince saklanırlar en derinlere. Öldüklerini sanarız biz de. Ama onlar hep oradadırlar ölmemiş olsalar da yaşamak için onları bekleyen bir günü bekliyorlardır. Siz de sizi sevenlere bir gün verin o bir gün de sizin kelebeklerinizi yaşatan insan bir ömür de size ne güzellikler yaşatmaz ki?

Elime aldığım çantamı sırtıma asarak odadan çıktım ve aşağı kata indim. Sabah tekrar çalışanlar gelmişti ama babam hala ortalarda yoktu. Bundan sonra ne yapacaktım bir fikrim de yoktu. Daha reşit olmadığım için tek başıma da kalamazdım. Derin bir nefes vermemin ardından evin kapısından çıktım. Ali Bey arabanın kapısını açtığında gözlerimi devirerek arabaya ilerledim. Her yerde annem ile babamın ayrıldığı haberi çıkmıştı ve okula gitme isteğim hiç yoktu. Yine onların yaptığı hatalar yüzünden benim canım yanacaktı.

Arabanın durmasıyla gözlerimi arabanın camından dışarısında gezdirdim. Bazı öğrenciler okula giriş yaparken bazıları arkadaş grupları ile takılıyordu. Belki de haberleri yoktu bu olaylardan. Arabadan indiğimde üzerimi düzelterek okul kapısından içeri girdim. İnsanların yüzüne bakmak ve bana acımış gözler ile bakmalarını görmek istemiyorsum. İçimden ona kadar saymaya devam ederken nefes alış verilerim de hızlıca artıyordu.

Kafamı hafif kaldırdığımda merakım ağır basmaya başlamıştı bile. İnsanların bana nasıl bakıp neler düşündüğünü delicesine merak ediyordum. Zaten yarım kalkmış olan kafamı hızlıca kaldırarak etrafta göz gezdirdim. Tahmin ettiğim gibi fazla insan bakmıyordu. Ama bakanlar gerçekten yağmurun altında kalmış yavru bir köpeğe acır gibi bakıyorlardı. Ben acınmak istemiyordum. Tek başıma da ayakta kalabilecek bir güç olduğumu herkese göstermek istiyordum.

Sert bir bedene çarpmanın etkisiyle hafif sendelediğimde bedenim bu sarsıntıyı kaldıramayarak sağ tarafıma doğru hızlıca yere yığıldı. Düşerken elimi koymamın sebebiyle taşlar elime girmiş ve hafif kanatmıştı. Diğer elimle yerden destek alarak ayağa kalktığımda beni düşüren bedene baktım. Bıkmıyordu karşıma çıkmaktan. "Ah Yıldızcığım kusura bakma canım seni görmedim."

Karşımdaki ağız on metre açılırken yanında bulundurduğu kızlar da ona eşlik etmişti. "Bilerek yaptım demeye korkuyor musun? Ah sahi yüzündeki yaraları nasıl geçirdin? Hangi fondöten onları kapattı?" tek kaşım havaya kalkarken Asya'da histerik bir gülüşle gözlerini devirdi. "Hani nerede arkadaşların bu üzücü olayın ardından senin yanında neden değiller? Arkadaşlar Yıldız'ın anne ve babası boşanıyorlar." son cümlesinde sesi yükselirken benim de sinirim gittikçe yükseliyordu.

"Bu seni hiç alakadar etmez." yanımda duyduğum ses ve omzuma koyulan kol ile birlikte şaşkınlığım artmıştı. Bu gerçekten ne yaptığını sanıyordu? "Ben hallederim gidebilirsin."

Kolunu omzumdan ittiğimde yeniden attı ve tekrar konuşmaya başladı. "Duyduğuma göre senin sevgilin Yıldız'dan hoşlandığı için Yıldız'a düşman kesilmişsin. Bu küçücük sebepten dolayı kaç yıllık arkadaşlığınızı da sen bitirmişsin. Seni anlıyorum Yıldız'ı kıskandın."

"Hayır kıs-"

"Benim cümlemi bitirmemi bekle. Her şeyi yapabilirsin bu sizin aranızda bir mesele ama bu olaya ailesini katman hiç de etik bir şey değil. Bu arada senin yerine Yıldız'ı seçmesi gayet normalmiş sevgilinin." kolunu omzumdan çekerek hızlıca okulun kapısından içeri giriş yaptı. Gözlerim Asya'ya kaydığında sinirli gözler ile Oğuz'un arkasından bakıyordu. Ben de harekete geçerek okulun kapısından içeri girdim ve Oğuz'un peşinden koşmaya başladım. Adımlarım ona yetiştiğinde önüne geçerek onu durdurdum. "Sırrımızı nereden biliyorsun?"

"Artık bir sır olduğunu sanmıyorum." kaşları havaya kalkarken kolunu duvara yaslamıştı. "O sırrı kimse bilmiyordu. Sen nereden öğrendin?"

"Aslı'ya anlatırken o sır bozuldu sanmıştım, kusura bakma." tek dudağı havaya kalkarken nefes alışverişlerim daha da hızlanmıştı. Sadece Asya ve benim bildiğimiz sırrı şimdi herkes biliyordu. Bu benim için sorun değildi ama bunu sır olarak tutmamızı Asya istemişti ve bu duruma sinirlendiğini çok iyi anlıyordum." Sen benim bir sırrımı öğrendiğine göre ben de senin bir sırrını öğrenmek istiyorum."

"O niyeymiş?"

"Sözümü kesme. Neden çarşamba günleri öğlen de okuldan çıkıyorsun?" tek kaşı tekrar havalanırken ben de kolumu onun gibi duvara yasladım. "Sen de beni araştırdın yani."

"Sen de? Sen beni araştırdın yani."

"Beni boşver sen beni mi araştırdın?"

"Asıl beni boşver sen beni mi araştırdın?"

"İyice Recep İvedik'e bağladık. Neyse söylemak zorunda değilim hanımefendi. İzninizle." yanımdan geçtiğinde ben de hızlıca arkamı dönerek bağırmaya başladım.

"Benden bu kadar kolay kaçamazsın Oğuz Bey." elini havaya kaldırarak arkasından el salladığında gözlerimi devirdim. Bu sefer çok ciddiyim Oğuz.

***

"Yıldız! Bu yaptığımız doğru mu sence?" Aslı koluma dokunduğu an da irkilerek geriye döndüm. Parmaklarım dudaklarımı kapatır dereceye geldiğinde o eliyle çoktan ağzına fermuar çekmişti. "O sırrının ne olduğunu merak ediyorum Aslı." tekrar duvarın kenarından eğildiğimde Aslı'ya elimle gelmesi için işaret yaptım. "Çocuk nereye giderse gider, sana ne?" büyüttüğüm gözlerim ile Aslı' ya döndüm o da susmuştu zaten. "Merak Aslı. Sadece merak."

Oğuz sağ tarafında ki sokağa döndüğünde hızlıca bir kaç adım atarak duvarın kenarına dayandım. Aslı' da kafasını kafamın üzerine koymuştu bile. Sokağı bitirmesini beklerken o tekrar sağ sokağa saptı. Kaşlarım çatılsa da omzumu silkip yavaşça adımlarıma devam ettim. Ellerim duvara dayalı bir biçimde giderken gözlerim de kısılmıştı. Şu an kendimi FBI ajanları gibi hissediyordum. Belimde silahım, deri kot ceket ve taytım da olsaydı nokta atışı olurdu. Bir de yanımda Jason Stathom gibi bir adamı verdikten sonra gelsin suç çeteleri, gelsin hırsızlar. "Bu hafta sonunda ki geziye gitsek mi ne dersin?" düşüncelerimin bölünmesiyle havam kaçmış olsa da aklındakileri tok edip Aslı'ya döndüm, bir yandan da sokakta ilerlemeye çalışıyorduk. "Size uyarsa bana da uyar. Biliyorsun başımda bir veli yok şu anlık."

"Bu konuyu daha fazla açmanı istemiyorum. Seni üzen beni de üzer. Bu arada Furkan Bey kesinlikle gitmemiz gerektiğini söylüyor." dudaklarım söylediği sözler ile yukarı kıvrılırken yürümeyi bırakarak Aslı'nın yanına geldim ve kollarımı sıkıca boynuna sardım. O da kollarını omuzlarıma çıkardığında içimdeki kelebeklerin gerçekten hala var olduklarını anladım. Hayat belirtileri vardı ve elbet bir gün canlanacaklardı. "Bu kadar duygusallık yeter. Oğuz1 planına devam etmemiz gerekiyor."

"Siz nasıl isterseniz Madam." sözcüklerine gülümseyerek arkamı döndüm ve bir kaç adımın ardından duvarın dibine ulaşmıştım. Kafamı duvardan çıkardığımda beklediğim kişiyi göremeyince kaşlarım çatılmıştı. "Nerede şimdi bu?" Aslı sözlerime inanmayarak beni kenara itti ve o da kafasını uzatarak sokağa göz gezdirdi. "Gerçekten yok. Nerede ki?"

"Beni mi arıyordunuz?" sol kulağıma dolan ses ile ürperdiğimde hemen bir iki adım atarak Aslı'nın yanına geldim. Oğuz boylu boyunca tam karşımda duruyordu. İşte şimdi ayvayı yemiştik. "Seni mi? Hayır canım. Biz... Biz köpeğin peşine geldik."

"Evet köpek! İnanır mısın bir tatlı bir tatlı. Onun peşine geldik biz, evet." Oğuz' un tek kaşı havalanırken biz de Aslı ile sahteden bir gülüş yerleştirmiştik yüzümüze. İnanmış mıydı acaba? "Sen ne arıyorsun burada?" Aslı'nın sorduğu soruyla içimde sinsice bir gülüş belirtmişti. Cevapla bakalım Oğuz Bey. "Bu sizi hiç alakadar etmez."

"Memati' ye bağlama Oğuz." Aslı el hareketleriyle salakça hareketler yaparken ben de onu kolundan tutarak hızlıca çekiştirdim ve Oğuz'un yanından geçtim. "Bize müsaade köpek de yok zaten. Sana iyi günler." Aslı kendini geri çekerken ben de zorla onu sokağın başına kadar getirmiştim. "Yıldız, sen ne yapıyorsun? Hadi peşinden gidelim."

"Aslı'm benim sence bizi gördükten sonra gideceği yere gider mi?" Aslı elini çenesine yerleştirerek bir iki saniye düşündükten sonra kaşları havalandı. "Haklısın. Şimdi ne yapalım?" biraz düşündükten sonra aklıma gelen fikir ile Aslı'nın koluna girdim. "Okula gitmeye ne dersin hanımef-"

"Yıldız?"

Bedenim yavaşça arkama dönerken gözlerim yerinden çıkacakmışçasına açılmıştı. Kimdi şimdi bu? Arkamı döndüğümde gördüğüm yüz rahat bir nefes almamı sağlamıştı. Karşımda sarı, dalgalı saçları beline kadar uzanan ; mavi gözleriyle oğluna kendi genlerini geçirdiği belli olan Seray Hanım duruyordu. Seray Hanım Serkay'ın annesiydi. Kendi ismi Seray ve eşinin ismi Kaya Bey'in isimlerinin baş harfi ile koymuşlardı Serkay'ın adını. Ne ince davranış. " Merhaba Seray Hanım." Aslı çatık kaşlar ile kadına bakarken ben de onları tanıştırmayı unuttuğumu hatırlayarak tekrar konuşmaya başladım. "Aslı, arkadaşım. Seray Hanım, Serkay'ın annesi."

Aslı Seray Hanım'a elini uzattığında, tereddüt bile etmeden elini sıktı Seray Hanım. O da ne kadar kendini bu yaşama uydursa da bizlere her zaman "İstediğimiz gibi doğamayız ama istediğimiz gibi yaşayabiliriz. "derdi. Belki de bu yüzden onu herkesten ayrı görürdüm. Fikirlerime karşı gelmeyip onlara saygı duyduğu için.

"Zamanınız varsa sizler ile bir kahve içelim. Seninle konuşmak istediğim bir kaç şey var Yıldız " Seray Hanım'ın teklifi ile kolumdaki saate baktım. "Ne yazık ki çok az zamanımız var, belki başka zaman."

"O zaman seni ve Aslı'yı bu akşam yemeğe bekliyorum." Aslı' ya döndüğümde o da bana bakıyordu. Sanki gitmek istemiyorum der gibiydi tavrı. "Biz okuldan sonra size haber veririz."

"Peki kızlar, iyi günler." Seray Hanım yanımızdan gittikten sonra biz de okula doğru yürümeye başladık. "Ben anneme sorarım eve gittiğimde, sana haber veririm."

"Tamam." Aslı parmaklarını kütletmeye başladığında kaşlarım çatılmıştı. Sanki bir şey sormak istiyordu ama soracak cesareti toplayamıyordu kendinde. "Seni dinliyorum."

"Ne, anlamadım?" Aslı ellerini bırakıp saçlarını düzeltmeye başladığında düşüncemi kesinleştirmiştim. Okul kapısından girdiğimizde en yakınımızda bir bank bulup oturduk." Bir şey sormak istiyorsun, anlat. "

"Lafı uzatmayacağım Asya'yı anlattın ama Serkay ve Can ile neden küssünüz? Yani sana neden böyle davranıyorlar?" derin bir nefes dışarı üflediğimde gözlerimi kapatarak bankta geri yaslandım. "Biz eskiden çok iyi arkadaştık, gerçekten iyiydik. Asya'nın sevgilisi olayından sonra Asya bana karşı düşman kesildi. Ne kadar benim suçum olmasa da benden nefret ediyordu. Serkay ve Can'ı da kendi tarafına çekince ben tek başıma kaldım. Okulda kim yanıma gelse onu benden uzaklaştırıyorlardı. Lise'ye geçtiğimizde yeni bir hayat kurarım diye düşünmüştüm ama eskisinden daha kötü olmaya başladı hayatım. Benim de kaderim buymuş. "Aslı kollarını uzatarak kısaca boynuma sarıldı ve geriye çekilerek derin bir nefes aldı.

"Hepimizin hayatı güzel değil. İlla ki kötü günler geçirip üzüleceğiz." duruşunu dikleştirip gözlerimin içine bakmaya başladı. "Ama Yıldız kötü günler geçirmezsek iyinin kıymetini anlamayız. Hayat bize bir şey katmadan geçip gider. Daha 17 yaşındayız önümüzde çok sene var. Ve bu seneleri güzelleştirmek bizim elimizde. Artık yalnız değilsin ben varım ve her zaman arkanda olacağım. Söz veriyorum. "

" Ben de seninle evleneceğime söz veriyorum. " Furkan arkamızdan seslendiğinde hafifçe arkamı döndüm ve ona bakmaya başladım. Ağaca yaslanmış duruyordu. Konuşmalarımızı duymuş muydu acaba? Duysa da sorun olmaz ki, umarım." Evlilik iki taraflı olur Furkancığım."

"Tamam işte seni de en kısa zamanda ikna edeceğim. Az kaldı Aslıcığım." Aslı burnunu büzerken ben de onların bu durumuna gülüyordum ama aklımda bir soru vardı. Furkan gerçekten Aslı'yı seviyor muydu yoksa sadece eğlence amaçlı onunla mı uğraşıyordu. Koluma sokulan el ile irkilirken düşüncelerimi sonraya bırakarak Aslı' ya döndüm. "Efendim?"

"Ben lavaboya gidip hemen geliyorum." kafam ile onayladığımda hızlıca kalkarak okula doğru yürümeye başladı tabii Furkan da arkasından. Okula giriş yapana kadar onları izledikten sonra cebime uzanarak telefonumu aldım. Instagram hesabıma girerek eklediğim insanlara bakmaya başladım. Kendi ismim yoktu ve resim koymuyordum. Sadece insanların ne yaptığını görmek için açmıştım. Bir kaç fotoğraf beğendikten sonra aklıma gelen fikirle gözlerimi telefondan kaldırıp etrafta gelen giden olmadığını kontrol edip tekrar telefona döndüm ve arama butonuna girerek hızlıca ismini yazdım. Buldum işte, Oğuz Suna!

Açık hesap olduğunu görerek hızlıca hesabına girdim. Üç fotoğraf dışında başka resmi yoktu. İlk fotoğrafa girdiğimde adımın söylenmesyile telefonu kapatarak ters çevirdim ve duyduğum sese yöneldim. Aslı koşar adımlarla yanıma gelerek banka oturdu göğsü inip kalkarken elleriyle kendine yelpaze yapıyordu. "Ne oldu?" Eliyle bir dakika işareti yaparak arkasına yaslandı ve derin bir nefes aldı ve bana döndü. "Duyduklarıma inanamayacaksın. Tuvalete gittim ya ben ne duydum sence?"

"Aslı ben nereden bileyim? Söyle hadi, merak ettim."

"İki dakika heyecan yaptırmıyorsun. Neyse sence tuvalette kimi gördüm?" hızlıca zıplayarak lafını böldüm. "Asya!"

"Aferin bebeğim 10 puan. Sana 10 puan verdiğim için de kendime 15 puan. Neyse işte bu ve yanındakiler iki kızı sıkıştırıp Oğuz hakkında bilgi almaya çalışıyorlardı." Konu dikkatimi çektiğinde Aslı'ya yaklaşarak kaşlarımı çattım. Asya ile Oğuz ne alakaydı? "Bak şimdi çiçeğim. Bu Oğuz'un bir sene önce okula yeni gelen bir sevgilisi olmuş sonra bunlar iki hafta çıktıktan sonra kız onu terk ederek başka bir okula gitmiş. Bu da mal gibi kalmış ortada."

"Vay canına. Bu yüzden okula yeni gelenleri sevmiyor." Aslı kafasını aşağı yukarı salladıktan sonra önüne döndü. "Aman bize ne Oğuz'dan değil mi?"

"Evet canım bize ne de. Asya ile Oğuz ne alaka?" Aslı etrafına baktıktan sonra yavaşça kulağıma yanaştı. "Sanırım Oğuz ile çıkmak istiyor. Eh çocuk havalı belki intikam da almak istiyor olabilir."

"Aslı, Oğuz havalı mı?" dudağımdan ufak bir kahkaha çıktığında Aslı'da kahkaha attı. . Önceki sene okul takımında kaptandı. Bu biraz havalı olmasını sağlıyor ama bıraktı nedense."

"Bu çocuğu merak ediyorum gerçekten." Aslı bahçeyi süzdükten sonra bana dönerek arkasını gösterdi. Asya gözlerini dikmiş okul kapısından giren Oğuz'a bakıyordu. "Tek merak eden sen değilsin sanırım."

Favori karakteriniz kim?

-Yıldız

-Aslı

-Furkan

-Görkem

-Oğuz

-Serkay

-Asya

-Can

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.