İçeriğe geç

YAKARIŞ

Bölüm 8 · 11 dk okuma

YAKARIŞ

Bölüm 8

Sekiz

•

Bizimkilerle konuştuğum geri dönme kararım herkesin heveslerini kırmıştı. Hiç kimse bunu beklemiyordu.

Bir tek Başak ses etmedi. Biliyordu.

Kaya ile birlikte Almanya'ya dönmek bana çok zor geldi. Küçük bir ayrıntı vardı. Yaşamak yeniden yerleşmek için geri dönmemiştim. Annem kesin bir dilde reddetmiş artık benden ayrı kalmak istemediğini söylemişti.

Daha iyi hissettiğimde geri döneceğime dair söz verdirdi.

Sorgulamadım. İtirazda bulunmadım.

-"Başlıyorum bana odaklanın."

Alev'in uyarısıyla deri koltukta geri yaslanıp ayaklarımı masaya doğru attım.

Kaya telefonda bir şeylerle ilgilenirken o da kapatıp sevgilisine göz kırptı.

Kapıda elinde birayla gelen Rob tekli koltuğa oturdu ve benim gibi ayaklarını uzattı.

Kaya'nın evinde toplandığımız günlerden birisiydi. Ben dönmeden önce de burada toplanırdık. Kaya'nın evi fazlasıyla modern ve konforluydu. Evin içinde olan stüdyo bizim eğlenme alanımızdı.

Eve giren çıkan sesi güzel olan yada olmayan herkes şarkı söylerdi.

Bugün de Alev çalıştığı bardan izinli olduğu için bizimle birlikteydi. Sesi çok güzeldi. Çalışırken farklı dillerde hareketli parçalar söylese bile onun hayran olduğu tek şarkıcı Gülşen'di.

Şarkıya giriş yapmış sesiyle bizi yine büyülüyordu. Rob dinlediği Türkçe şarkıyı anlamıyordu ama dinliyordu.

Anlayan ben için ise sözleri dokunuyordu.

Havaya karışan dumanlara bir yenisini ekleyip söndürmeden tekrar çektim ve küllüğe attım.

Kalbim de biliyor ödünç alınmaz aşk

Neden hep zoru seviyor

Neden olanla yetinmez aşk

Kaya sevgilisinin muazzam sesini yüzünde tebessümle izliyordu. İç geçirerek ayaklarımı çektim sehpaya uzandım. Yeni bir dal alıp ucunu ateşledim.

İçimde harlı bir yangın vardı. Sönmüyordu.

Esved'in dile getirdiği itiraflar beni yakmıştı. Yanmaya devam ediyordum. Belki onu ne kadar kırdığımın farkında değildim ancak bunu benden başka herkes için yapmam gerekiyordu.

Benim hissettiklerim önemli değildi. Önemli olan yapılan yanlışın kaç kişiye etki edeceğiydi. Ve bende buna müsaade edemezdim.

Bir taraf seç o ben olayım

Ama neden bu kadar acı çekmek zorundayım ?!

Neden geçmiyor ?

Niye onu o gecede bırakamıyordum ?

Tenimi kokuna, dokuna

Günahına bulayıp yarım bıraktın

Ya kuşan zırhını ya soyun gel

İnadına yenilip, kalmasın aklım

Sıktığım bedenimde göğsüm çaresiz bir ateşle boğuldu. Baktığım yerler bulanıklaşınca elimden sigaramı bırakmayıp ayağa kalktım. Koltukların arkasında kalan demir kapıyı açtım aynı hızla üstüne kapatıp gözlerimi yumdum.

Güçsüz bacaklarımla yangın merdivenine çöktüğümde vücudumu saran soğuk rüzgar iyi gelmişti.

Biten sigaramın ardından başımı ellerimin arasına aldım.

Kendime gelmeliydim. Kesinlikle gelmeliydim. Aileme bunu yaşatmaya hakkım yoktu.

Bir aptallık yapmıştım ve bunun getirisiyle çökemezdim. Kimseyi üzemezdim. Eğer toparlanmazsam bu böyle devam edecekti.

Geleli bir ay olmuştu ne değişmişti ?

Hiçbir şey.

Ondan kaçarak neyi düzeltmiştim ? Ah evet belki karısıyla daha mutludur.

-"Bade ?"

Aralanan kapıda Kaya'nın sesi gelince başımı kaldırıp soluğumu verdim.

Hala onlara bir şey anlatmamıştım. Nasıl anlatılır ki ?

-"İyi misin güzelim ?"

Başımı salladıktan sonra ayağa kalktım.

-"İyiyim." dedim ve onunla birlikte içeri döndüm.

Akşam yemeği için dışarıda yemeyi teklif ettiklerinde ilk başta reddetmeyi düşünmüş sonra fikrimi değiştirmiştim. Aklımın dağılması lazımdı.

Hala dağınık olan bavulumdan bir kaç parça kıyafet seçip giyinmiş onlarla dışarı çıkmıştım.

Restorandan , cafe bar tarzı mekana geçiş yaptığımızda Başak'la mesajlaşıyordum. Annemlerin benim için mutsuz olduğunu söylemesi düşük enerjimi daha da düşürmüştü.

Onlara bunu yaşatmaya ne hakkım var ki ?

Kim bilir ne düşünüyorlardır ve benim için endişeleniyorlardır.

Başağa bir şeyler söyleyerek telefonumu çantama attım. İçki yerine alkolsüz içeceğimi yudumlarken kafamda ölçüp tartıyordum.

Dönmem gerekiyordu. Ve döndüğümde ben gibi olmalıydım. Ben kendim gibi kaldığım yerden devam etmeliydim.

Onu yanıma yaklaştırmayacaktım. Ki zaten artık yaklaşacağını sanmıyordum. Beni yeterince iyi anladığını düşünüyordum.

Geriye kalan tek şey geri dönecek güç.

'

Yaklaşık bir buçuk ay geçtiğinde ben elimde bavullarım havaalanında dikiliyordum.

Babamlara haber vermediğim gibi Başağa da söylememiştim. Aklıma esmiş eşyalarımı toplamış bilet almıştım.

Gelirken çok tereddüt yaşamış streslenmiştim. Fakat şuan güçlü hissediyordum. İyiydim.

Bekleyen taksileri görünce iki bavulu sürüklemeye başladım. Bavulların üstünde iki ayrı valiz ve kolumda da kendi çantam vardı. Her yerim kopmuştu.

Taksicinin yardımıyla oturup evin adresini verdim.

İçim bir tuhaftı. Mutlu muydum mutsuz mu hissetmiyordum. Biraz daha uzak kalmayı tercih edebilirdim fakat bunun yararı yoktu. Hiçbir şey unutulmuyor üstüne temiz sayfa çekilmiyordu.

İçime gömecektim. Her detayıyla.

Sonrası olup bitecekti işte.

Mahalleye girip taksi durduğunda ücreti ödeyip indim. Çocuklar soğuğa rağmen ordan oraya koşuşturup oynuyorlardı.

Bahçe kapısını açtım ve etrafa bakındım. Kısa bir süre dahi olsa evimi özlemiştim.

Fakat düşünmediğim ufak bir detay vardı.

Evde kimse yok. Benim anahtarım da yoktu.

Bavullarımla duvarın kenarından yürüyerek bahçeye geçtim. Hava soğuktu. Elbette bahçede durup bekleyemezdim.

Telefonumu çıkarttım ve Başağın ismine tıkladım.

-"Efendim bebeğim ?" diyerek açtı.

-"Ne yapıyorsun ? Nerdesin ?" diye sordum direkt.

-"Dün konuştuk ya söylemiştim Müge'lerle Bursa'ya geldik. Markanın daveti vardı. Otelde...unuttun mu ? Hem neden soruyorsun ?" diyince elimi alnıma getirdim.

Unutmuştum.

-"Doğru evet. Ben döndüm. Size sürpriz yapacaktım." diye mırıldandım.

Ardından çığlığı geldi. Hemen dönebileceğini söylese de tabiki itiraz etmiştim.

Konuşmamız sonlandıktan sonra restorana gitme kararı almıştım. O sırada tanıdık ses geldi.

-"Bade ?! İnanamıyorum ne zaman döndün ?!"

Sena yan evin bahçesine çıkıp şaşkınlıkla bana baktı.

Yanımda bavullarım olduğuna göre ?

-"Az önce." dedim zoraki tebessümle.

-"Hoşgeldin. Dönmene çok sevindim. Niye kapıda duruyorsun camdan gördüm ?" diyerek çitlere yaklaştı.

-"Şey...sürpriz yapacaktım ama anahtarım olmadığı aklıma gelmedi." dedim ve omuzlarımı düşürdüm.

Beyaz tahta kapıyı açtı.

-"Bize gelsene."

Başımı salladım.

-"Restorana geçerim." dedim.

Gözlerini devirdi.

-"Gel işte canım onlar da erken kapatacaklar. Akşama Melek annenin doğum günü var. Bende onun için hazırlık yapıyordum. "

Bir kez daha itiraz etmeme rağmen ısrarlarından vazgeçmedi. Bavullarımı cam kapının önüne bırakarak bahçeden yan bahçeye geçtim. Birlikte eve girdik.

Salon şık bir şekilde süslenmişti. Yapan iki kadın vardı.

-"Bilseydim hediye alırdım." dedim etrafı izlerken.

-"Burada olman onu mutlu eder." dedi tebessüm ederek.

Yardım edebileceğim bir şey var mı diye sormuştum ama olmadığı için ikimize kahve hazırlayıp mutfak masasına oturduk.

Yaşananları yaşanmamış sayarak hiçbir kötülüğü olmayan bu kadına hala üzülüyordum.

-"Biraz özel olacak ama hayatında birisi var mı ?" diye sordu çekindiğini belli ederek.

Isırdığım dudağımı serbest bırakıp soluklandım.

-"Hayır hala doğru kişiyle karşılaşmadım." dedim ve gülümsedim.

Elini çenesinin altına koyup kahve bardağını bıraktı.

-"Yurttayken hep çok aşık olup evlenmeyi hayal ederdim. Böyle filmlerdeki gibi bir aşk. " dedi sustu.

Hevesli gülümsemesini sürdürdü. Yanlış bir söz sarf etmemek için konuşmadım.

-"Umarım o şanslı erkekle bir an önce tanışırsın." dedi ve omzumu sıvazladı.

Afallamış yüzümle öylece durdum. Bir aşk evliliği yapmamış mıydı ?

Kahvelerimizi sessizlikle bitirdikten sonra hazır yiyecekleri tabaklara yerleştirmeye yardım ettik. Masa hazır olduğunda kadınlar evden gitmişlerdi.

-"Birazdan gelirler. Esved'i de arayayım." derken koltuğa oturmuştuk.

Gözlerimi halıya diktim. Başağa burada olduğumu mesaj atmıştım. O ancak yarın sabah geleceğini söylemişti.

-"Müsait misin ? " Sena'nın sesiyle yan gözle ona baktım.

-"Melek anneler yarım saate kapatacaklarmış. Ne zaman geleceksin ?"

Nefesimi üfleyip geri yaslandım. Sena'nın çaktırmadan bana bakıp konuştuğunu görebiliyordum. Pek rahat değil gibiydi.

-"Şey...erken gelmeye çalışsan ?" dedi karşı tarafı dinledi daha durgun olarak devam etti.

-"Pekâlâ kolay gelsin."

Kapattıktan sonra bana bakıp gülümsemişti.

-"İşi varmış." Bana neden söylüyorsa.

Bir şey söylemedim. Yalnızca başımı sallar gibi yaptım. Hiç gelmese de olurdu.

Telefonumun çalmasıyla uzanıp aldım. Başak arıyordu.

Geç de olsa söylediği bilgiyle beni kurtarmıştı. Meğer Melek teyzelerde bizim evin yedek anahtarı bulunuyormuş.

Sena ile vestiyere bakmıştık. Zaten tek bir anahtar asılıyor başka yoktu.

-"Deneyip bakayım." dedim ve bahçeden bizim eve geçtim. Arkamdan bakıyordu. Kapının açılmasıyla gülümsedim.

Geriye döndüm.

-"Oldu." diye seslendim.

-"Oyalanma ama onlardan önce gel."

-"Tamam üzerimi değiştirip geliyorum." diyerek bavullarımı içeri taşıdım. Odama çıkartmam imkânsız olduğu için bavulumu koridorda açtım.

Gelmeden önce Alev'in bana aldığı hediye elbiseyi çıkarttım. Topuklu ayakkabılarım buradaydı. O yüzden elbisemle birlikte yukarı çıktım.

Bir kaç ay kaldığım odamı özlemiştim.

Yatağın ucuna oturdum ellerimi örtüye bastırdım. Geldiğim günden beri zamanın nasıl geçtiğini anlayamadan geri gitmiştim. Onu gördüğümde ne yapacağımı bilmiyordum. Tek bildiğim yokmuş gibi davranacaktım.

Düşünmek bile içimi daraltıyordu.

Yataktan kalkıp bir sigara aldım ve balkona çıktım. Hızlı hızlı içtikten sonra kapıyı kapatarak soyunmaya başladım.

Mavi elbiseyi giyindiğimde rengini çok sevmiştim.

Kendime ne kadar zincir vursam daha içten içe bir ses Esved beni görünce ne yapacak diyordu. Bunu engelleyemiyor merak ediyordum.

Başımı sallayıp ofladım ve ayakkabı dolabımı açtım. Şeffaf ayakkabıları ayağıma geçirdikten sonra aynada göğüs dekoltemi kontrol ettim.

Kahverengi saçlarım düz ve iyi durumdaydı. Çantamdan makyaj çantamı çıkartıp hızlıca sade bir makyaj yaptım.

Son olarak parfüm sıkıp telefonumla evden çıktım. Karşı evin bahçe kapısından içeri girene kadar bacaklarım donmuştu.

Zamanı iyi ayarladığımı gelen araba sesiyle anlamıştım.

Salonda beni gören Sena ayaktaydı.

-"Geldiler !" dedi ve hemen ışıkları söndürdü.

Koridorun kenarına geçip yaslandım. Sena elime ilk önce çakmak tutuşturdu. Ardından yuvarlak pasta tabağını eline aldı. Üzerindeki mumlar ve maytapları yakmayı bitirdiğim zaman evin kapısına anahtar yerleştirilmişti.

Devamı Melek teyzenin yaşlarla dolu mutlu şaşırması. Ve annemlerin beni görünce yaşadıkları şok.

Hepsine ayrı ayrı sıkıca sarıldığımda en çok babam sarılmıştı.

-"Ben bile unutmuştum !" diye yakındı Melek teyze pastasını keserken.

Kıkırdayıp kollarımı göğsümde birleştirdim.

-"Tahmin ettik unutacağını." diyince annem onların da haberi olduğunu anlamış oldum.

Ortası tamamen süslerle donatılmış yemek masasına yerleştiğimizde herkesin yüzünde kocaman gülümsemeler vardı.

Herkes hayatını tam rayında yaşıyordu.

Kendimi eksik boşluklu hissediyordum. Kahkahaları uğultu yaratıyor hayatımın ifade içermeyen akışını düşünüyordum.

-"Çay getireyim." dedim babamın bardağını boş görünce.

Başıyla onayladı.

Ayaklanıp mutfağa yürürken kapının çalınmasıyla nefesimi üfledim.

-"Bakıyorum." diye seslendim içeriye.

Parmaklarım titreye titreye açtığım kapıda bilindik sima vardı. Gözlerimiz kesişti. Hafifçe kaşını kaldırır gibi oldu sonra ifadesizliğini korudu.

Beni beklemiyordu.

Özlemiştim.

Kalbimin ani hızlanmasıyla ona bakmayı kestim. Soyutlanmayı bırakıp yeni fark ettiğim yüze döndüm.

-"Buyrun." dedim mırıltıyla.

-"İyi akşamlar kızım." dedi tanımadığım yaşlı adam.

Kenara çekilirken Esved önümden nefes kesici kokusuyla geçti. Kabanını çıkartıp vestiyere astı.

-"İyi akşamlar. " dedim ve nezaketen gülümsedim.

Yaşlı adam bastonunu duvara yaslayınca gözüm kaydı. Üzerinde safir olduğu belli olan taşlarla doluydu. Baston kullanmasına rağmen gayet dinç görünüyordu.

-"Seni daha önce gördüğümü hatırlamıyorum." derken çıkarttığı kabanını Esved'e uzatmıştı.

Bende o sırada dış kapıyı kapatıp ellerimi birleştirdim.

-"Bade." Esved'in tok sesiyle karnıma bir şeyler saplandı.

-"Ya öyle mi ? Çocukluğunu hatırlıyorum. Bende Gürkan Servet. Esved'in dedesiyim."

Bu kudretli adam başka birisi olamazdı zaten.

-"Memnun oldum efendim." dediğimde gülümseyip omzumu sıvazladı ve bastonunu eline aldı.

-"Bende öyle bende."

İçeriden Melek teyze seslenip kimin geldiğini sorduğunda bizde salonun kapısında belirmiştik.

Tüm çatal bıçak sesleri kesildi.

Melek teyze ağzı açık şaşırıp kaldı. Beklenmedik misafir olduğu kesindi.

Tepkilerini izlerken farkında olmadan Esved'le yan yana oluşumu görmemiştim. Kolumun koluna değmesiyle fevri davranmadan sanki anlamamışım gibi çok az geri çekildim.

Etkilendiğimi hala bir şeylerin kıpırdandığını bilmemeliydi.

-"Baba ? Şey...hoşgeldin biz...seni beklemiyorduk." Melek teyze Kadir amcaya kaçamak bir bakışla bakıp masadan uzaklaştı ve babasının yanına geldi.

-"Rahatsızlık vermeyeceğim. Doğum gününü kutlamak istedim. Netice de...bir tek kızımsın." Gürkan bey gür kaşlarının altından Kadir amcaya ters bir bakış attıktan sonra tek koluyla Melek teyzeye sarıldı.

Annemin yüzünde bir yumuşama görmüştüm. Tebessüm ederek baktı. Herkes aynı soluğu vermiş gibiydi.

Melek teyze babasına sarıldığında dudağımın içini kemirerek silüeti görünen adama baktım. Gözleri anne ve dedesindeydi.

Sıkıca sarılmalarının bitiminde Melek teyzenin dolu bakışlarını gördüm. Mimikleri değişmiş daha farklı olmuştu.

Her kadın , kaç yaşında olursa olsun babasının karşısında hep çocuk kalıyordu.

-"Masamıza buyurun." Kadir amcanın söylerken gergin olduğu her halinden belliydi.

-"İstemez sağ ol." dedi Gürkan bey elini kaldırıp.

-"Olmaz öyle bize katılın lütfen. " diyen annem oldu.

-"Evet baba geçsene." dedi Melek teyze gözlerini silip.

Mutlu olmuştu.

Esved'in de söylemiyle tekrar itiraz etmedi. Sena bir servis açarak Gürkan beye gösterdi.

En son kaldığım kısıma yani mutfağa döndüm. Tezgaha yaslanıp bir kaç saniye durdum. Adım sesleriyle anında dikleştim ve çaydanlığa yöneldim.

Kokusundan anlıyordum. Nefes sesinden bile tanımam mümkün müydü ?

Yanından geçerken dolaptan bardak çıkarıyordu. Bana bakmamıştı. Bu iyi bir şey değil mi ?

Peki ben aptal gibi neden buna içerlenmiştim ?

Tanrım aklımı kaçırmak istiyorum.

-"Zahmet oldu yavrum. Yol yorgunusun."

Melek teyzeye tebessüm edip yeniden mutfağa döndüm. Konuşurlarken bazen kelimeleri anlamadığım için cevaplamaktan kaçınıyordum. Açıkçası her şeyi sormak yorucu geliyordu.

Masada yerime oturduğumda yanımda Gürkan bey vardı. Ağırlığını koruyarak hafifçe dudaklarını kıvırdı.

İyi bir adama benziyordu.

-"Alıştın mı buraya ?" diye sordu bana doğru azcık eğilerek.

Başımı belli belirsiz salladım.

-"Çok değil." dedim samimiyetle.

Cevabımın sıcaklığı karşısında memnun olmuştu.

-"Buraya alışınca orası zor gelir. Ne işle uğraşıyorsun ? Okuyor musun ?" Benimle sohbet etme çabası güzeldi.

Esved'in yakını olmasına rağmen hiç soğukluk çekmeden konuşabiliyordum.

Masadaki çoğu göz buna Sena da dahil olmak üzere konuşmamıza tuhaf bakıyorlardı. Galiba kimse Gürkan beyden böyle bir uyum beklemiyordu.

-"Gastronomi okudum. Çeşitli kurslar aldım. Babamlara yardımcı oluyorum. " diye yanıtladım.

Gözlerim tabağımdayken iştahım olmadığı için yeme gereği duymuyordum.

Melek teyze o sırada pasta dolu tabağı uzatınca Gürkan bey susmuş suyuna uzanmıştı.

-"Eğer istersen iş imkânı konusunda yardımcı olabilirim." dedi ve babamın bakışlarını üstüne çekti.

Derin bir soluk alınca göğsüm havalanıp inmişti.

-"Teşekkür ederim. " dedim hafif aksanla.

-"Ama restoranda çalışmaya devam etmek istiyorum. "

Babamdan farklı aksi bir tavır beklemedim. Beni şaşırtmadan konuştu.

-"Gürkan beyin ulaşamadığı yer olamaz. Gerçekten istersen iyi yerlere girebilirsin kızım." dedi.

-"Sizden yeterince uzak kaldım baba. Restoranımızı seviyorum." dedikten sonra konu kapanmıştı.

Yemek masasından ayrılıp salona yerleşildiği zaman yer kalmadığı için ben yemek masasından çektiğim sandalye ile kenarda oturuyordum.

Evde değişik bir hava vardı. Gerginlik ve tedirginlik somut şekilde havadaydı.

Bunun kaynağı elbette Gürkan beydi.

-"Ben artık gideyim. Çok bile kaldım." dedi ve ayağa kalktı.

-"Kahve içerdik.." dedi Melek teyze de kalkarken.

-"Yeterli bu kadar. Siz devam edin." dedi torununa bakıp.

Esved başını sallasa bile ayağa kalkmıştı. Gürkan beyi yolcu etmelerinin ardından bende izin isteyerek kalkmak istedim. Benimle birlikte annemler de kalktı. Yalnız kalmamı istememişlerdi.

Uzaktan vedalaştığım insanlar arasında Esved'e bakmadan oradan çıktım.

Sanırım başarılı bir gece geçirmiştim.

•••

Herkese merhaba 🌸

Hikaye nereye gidiyor derseniz inanın bende bilmiyorum 😑

Bunlar nasıl çözülür nasıl birleştirilir hiçbir fikrim yok 🙆

İlerledikçe göreceğiz ❤

Bölüm sonu

1 yorum