Yine dayanamadım yine erkenden yayınlıyoruum 🙌
•
-"Ben götüreyim."
Başak su dolu tepsiyi alınca bana bir şey kalmadığı için Melek teyzeyle arkalarından gittik.
Sena kahveleri dağıtırken Kadir amca elini uzatıp koluma dokundu ve yanına oturttu. Kolunu omzuma dolayınca içim sızladı.
Oğlunun evliliğine üzülen bir kadındım.
İğrenç birisiyim.
Her konuda kendimi suçluyordum.
-"Ee nasılsınız bakalım ? Bayadır başınızı şişirmiyorum." Başak gülümseyerek masadaki yerini aldı.
O kendini hiç yabancı tutmazken ben bu masada yerim olmadığını hissediyordum.
-"Yüzünüzü göremiyoruz ki Başak hanım. Evde durduğunuz yok." dedi Kadir amca sahte bir kızgınlıkla.
Başak kaşlarını hava kaldırdı.
-"Yani çağırsanız gelirim biliyorsunuz. " diyince onun bu haline istemeden tebessüm ettim.
-"Aaa aşk olsun laflara bak !" Melek teyze omzuna hafifçe vurdu.
-"Şaka yapıyorum ya." diyip kahve fincanını aldı.
Yavaş yavaş oturanların yüzüne baktım. Herkesin yüzü keyifliydi kahvelerini içiyorlardı.
Bakmaya korktuğum adamın yüzü ifadesizdi. Birisi fark eder diye hemen gözlerimi çektim.
O sırada masada duran telefonum çalmaya başladı. Arkadaşımın aradığını görünce sessize aldım.
Çok geçmeden tekrar aramaya başladı.
-"Açsana kızım belki önemlidir." dedi Kadir amca.
Mahcup bir yüz ifadesiyle telefonumu aldım ve bizim bahçeye doğru geçtim. Arayan Almanya'da yaşayan arkadaşımdı. Rap yapıyordu ve ünlü denecek kadar tanınıyordu. Staj yaptığım restoranda tanışmıştık.
-"Sen beni başından mı atıyorsun ?" Tuhaf tuhaf kurduğu türkçe cümleyle güldüm.
Türkiye de doğmuştu ama Almanya'ya yaşamını sürdürüyordu. Yaklaşık 25 yıl kadar.
-"Müsait değildim." dedim.
-"Olmalısın güzelim. Ben kalkmış Türkiye'ye gelmişim sen müsait mi değilsin ?" demesiyle gözlerim geriye açıldı.
Konuşmamıza heyecanla Almanca devam ettim. Gerçekten de gelmişti.
Elbette evimizin konumunu atmış davet etmiştim. Bu durumu anneme mesaj olarak bildirdikten sonra yan bahçeye geri döndüm.
-"Kimdi ?" diye sordu Başak.
-"Kaya." dedim sandalyeye otururken.
-"Arkadaşın mı ?" Melek teyzeyi başımla onayladım.
-"Almanya'daydı. Buraya gelmiş. " dedim ve soğumaya yüz tutmuş kahvemden bir yudum aldım.
Masaya oturduğum gibi Esved'in kokusu burnuma doldu.
-"Demek biz olmadan keyifler yapılıyor !"
Annemle babam bahçeden girerek yanımıza ulaştılar.
-"Hoşgeldiniz hoşgeldiniz." Sanki bütün gün birlikte değillermiş gibi birbirlerini neşeyle karşılıyorlardı.
Geniş masada onlara da yer olduğu için rahatlıkla sığdık.
-"Bir el tavla atalım ne dersin ?" dedi babam Esved'e.
Esved oldukça küçük bir tebessüm edince vücudumu bir ateş sardı.
-"Saygımdan yeniliyorum sende yenmeye doyamıyorsun amca." Yüzümde gülümsemeye yol açan ses tonuyla babam da kahkaha attı.
-"Ulan kim öğretti sana ?" dedi gülerek.
Melek teyze tavlayı almaya gidince masadan kalkıp oturma grubuna geçtiler ve karşılıklı oturarak ahşap sehpaya yaklaştılar.
-"Size de kahve yapıyorum. " dedi Sena ayağa kalkarken.
Bende fincanları toplayayım diyerek elime aldım. Esved'in bir yudum alıp bıraktığı fincana dokunduğumda ruh hastası gibi sanki eline dokundum sanarak içim kıpırdadı.
Tam bir aptalım.
-"Zahmet etmeseydin kuzum." Melek teyze sırtımı sıvazlayıp geçerken sudan geçirdiğim fincanları makineye diziyordum.
Sena da yanımda kahve yapıyordu. Saçmalık.
Melek teyze son gelişince kalan fincan ve su bardaklarını bırakıp mutfaktan çıkmıştı.
-"Çok güzel bir ailesiniz." dedi Sena bir anda.
Ellerimi yıkarken kendimi gülümsemeye zorladım.
-"Sende içindesin." dedim göğsümdeki sancıyla.
Omuz silkti.
-"Evet Melek anneleri çok seviyorum. Ama kendi ailem yok." derken sesi durgunlaştı.
İfadem yüzümde dondu. Dudağımın içini kemirerek Sena'ya baktım.
-"Üzgünüm. Amacım seni üzmek değildi." diye mırıldandım.
Dudağı yukarı kıvrıldı.
-"Önemli değil canım nerden bileceksin ? Hem neye üzülmem gerektiğini de bilmiyorum. Yurtta büyüdüğüm için böyle bir aile bana çok sıcak geliyor."
Ellerimi kurulayıp ona fincan çıkarttım.
-"Şanslısın. İyi insanların yanındasın." diye konuyu kapatmak istedim.
-"Evet fazlasıyla. " dedi gülümsemeye devam ederken.
Vicdan azabım ruhumu aşacak kadar büyümüştü.
-"Sen Esved'le çocukluk arkadaşısın değil mi ?"
Mutfak kapısında beliren Esved'i gördüğümde ellerim buz kesildi. Sena'nın arkası dönük olduğu için henüz fark etmemişti.
Kapıyla neredeyse aynı boydaydı. Geniş bedeni kendini her açıdan gösteriyordu.
Bakışlarımı ondan aldım. Baktıkça o gece aklıma geliyordu.
-"Pek sayılmaz." dedim kısık tonda ve dikleşip kapıya adım attım.
Mutfaktan çıkmak istediğimi belli ederken Esved göğsünü şişirip yan döndü. Her hücrem ayaklanmıştı.
Ona değmemek için delice çaba sarf ederek yanından geçtim. Bahçeye çıktım.
Herkes yerlerine geçtikten bir kaç dakika sonra sokaktan araba sesi geldi. Aynı anda telefonum çalmaya başladı.
-"Kaya geldi sanırım." diye mırıldandım ve kalktım. Esved saliselik bir bakışla bana bakıp hafifçe kaşlarını çattı ve tavlaya döndü.
Devamında gelen Kaya ile yanlarına dönmüştüm. Annemler elbette tanıyorlardı.
Melek teyzelerle tanıştırdım ve müsaade isteyerek bizim tarafa geçtik. Evin kapısından girerken Kaya da arkamdan geliyordu.
-"İyi ki geldin. Çok karışıktım." dedim koltuğa otururken.
Yanıma oturup omzuma sarıldı ve koltukta yayıldı.
-"Belliydi sesinden. Daha erken gelecektim ama iş bitmedi." dedi Almanca.
Göğsüne yaslanıp hala yakınımda olan adamı düşünmeden edemedim.
-"Ne zaman döneceksin ?" diye sordum.
-"Üç beş gün dururum diye düşünüyorum. "
İç çekip yutkundum.
-"Bende seninle döneceğim." dediğimde bundan son derece emindim.
Toparlanıp dikleşti ve bana baktı.
-"Anlatman gerekenler bir şeyler mi var ?"
Başımı iki yana salladım.
-"Anlatmak istemiyorum. Sadece içinden çıkamadığımı bil." dediğimde sesim içime kaçmış gibiydi.
-"Ben dışlanıyor muyum ?" Salona giren Başak'la bakışlarımızı ona çevirdik.
-"Olur mu hiç deli ? Gel." Kaya eliyle diğer yanına vurunca gelip oturdu.
Babamların yatmasıyla biz biraz daha oturmuştuk. Kaya otele döndüğünde saat 2'yi gösteriyordu.
Ruhsal yorgunluğum baş gösterdiği için uykuya dalmakta zorlanmadım.
Ertesi sabah yine koşudan gelip duşa girmiştim. Kahverengi gür saçlarımı kurutup dalgalandırdıktan sonra hızlıca makyaj yaptım. Gece kahvaltı için plan yapmıştık.
Başak öğlede bize katılacağını söylediğinden dolayı onu beklemiyordum çünkü uyuyordu.
Bornozumu çıkarttım ve siyah iç çamaşır takımı giyindim. Üzerime siyah mini bir elbise seçtim. Biraz aşırı kısaydı ama çok umursamadım. Kaya'nın kaldığı oteli biliyordum ve fazlasıyla lüks şaşaalıydı. Bu yüzden kahvaltıya özeniyordum.
Boynuma bir kaç kolye takıp beyaz çizmelerimi dolaptan çıkarttım.
Çantamla birlikte alt kata indiğimde annemle babam pazar kahvaltısı hazırlıyorlardı.
-"Ben çıkıyorum !" diye seslendim.
-"Dikkat et." dedi babam tezgahtan başını kaldırmadan.
Dış kapıyı kapattığımda elimde telefonum Kaya'ya mesaj atıyordum. Başımı kaldırdığım an ise yine görmek istemediğim kişiler karşımdaydı.
Bayılsam fark ederler mi ?
Görmek istemedikçe sürekli görmem kader mi ?
-"Aa Bade ? Günaydın. " Sena evin girişinde beni görüp gülümseyerek el salladı.
Tanrım akıl fikir ve sabır ver.
-"Günaydın. " diye mırıldandım. İsteksizliğim umarım yüzüme yansımamıştır.
-"Kuzum nereye ?" Kapıya yaslanmış Melek teyze sormuştu.
-"Kahvaltıya gidiyorum Melek teyze." dedim hafifçe gülümseyip.
-"Ya bende sizi davet edecektim ama Nermin hazırlamaya başlamıştı."
-"Bir kaç gün buradayım önceden haberleşip hazırlarız." diyen Sena'nın elindeki orta boy çantaya baktım. Kapının önüne koyup Esved'in geçmesini bekledi. Onun da elinde küçük bir bavul vardı.
-"Olur tabi." dedim.
-"Esved yurt dışına çıkıyor Sena da bizimle kalacak." diyen Melek teyzenin mutluluğu yüzünden okunuyordu.
-"Öyle mi ? Ne güzel." dedim samimi olduğuma inanarak.
Yüzümdeki gülümsemeyle istemeden Esved'e bakmıştım. İç çektiğini hissettim.
-"Esved seni gideceğin yere bıraksın kızım. Bir daha yollarla uğraşma." dedi Melek teyze.
Nefesim kursağımda tıkandı kaldı.
-"Aa evet bencede." Sena da onu onaylayınca kahkaha atasım geldi.
Hale bakın !
-"Yok yok hiç zahmet olmasın. Arka sokakta taksi durağı var ya oraya yürüyeceğim." dedim ve telefonumu çantama atıp omzuma astım.
-"Ne zahmeti canım ! Değil mi oğlum ? Kaçtaydı senin uçağın ?"
Aldığım derin soluğu bir kaç saniye bırakamadım. Üst üste kesin bir tavırla reddedip dikkat çekmek de istemiyordum.
-"Vaktim var. Bırakırım." dedi bana hitaben ama bana bakmadan.
Beni zorla bindirdiği arabanın aksine farklı bir jeep modeliyle gelmişti. Arka kapıyı kapatıp ön koltuğu açtı.
Zar zor yutkundum.
-"Dikkatli ol inince haber ver." Sena uzaktan kocasıyla konuşurken başımı eğdim.
-"Hadi görüşürüz." Melek teyzenin hala bakmasıyla tebessüm ederek adımlar attım ve Esved'e değmeden ön koltuğa bindim.
Keşke evde ilk önce oturup elbisemi kontrol etseydim. Oturduğumda çekmeme rağmen bacaklarımın tümü açıktaydı.
Tanrım.
Aptal olma Bade. Sen bu adamın koynunda çırılçıplaktın.
-"Taksi durağında indirir misin ?" Dirseğimi cama yaslayıp avuç içimi alnıma yerleştirdim.
Ateşim mi çıktı benim ?
Yolda ilerleyen arabanın durmadığını görünce başımı istemesem bile ona doğru çevirdim.
Lacivert bir gömlek giyinmiş üstten bir kaç düğmesi açık duruyordu.
-"İndir diyorum sana."
Sakalını kaşıyıp yeniden direksiyonu kavrarken oturuşunu gevşetti ve sigara kutusuna uzandı.
Kaşlarımı çatıp sigarayı elinden aldım ve torpidoya doğru attım.
Benimle oyun mu oynuyordu ?
-"Sağır mısın ? Duymuyor musun ?!" dedim dik bakışlarımla.
-"Duyuyorum." dedi umursamazca.
Sinirden gülerek geri yaslandım.
-"Artık sana katlanamıyorum." dedim ağzımın içinden.
Trafikte durunca uzanıp attığım yerden sigarasını aldı ve geri yaslanıp yaktı.
Gözlerimle onu kontrol ettim. Hemen elimi kapıya attım.
-"Siktir." dedim fısıltıyla.
Tabiki kilitli.
Tehlikeli bir gülümsemeyle yola bakmayı sürdürdü.
-"O güzel ağzına küfür hiç yakışmıyor." demesiyle olan gücüme omzuna vurdum.
Kaslarının sertliği şaşırtacak derecedeydi. Adeta elim acımıştı.
-"İğrenç bir pisliksin ! Adi pislik !" Sinirlerimi ciddi anlamda bozmuştu.
Arabayı durdurmasıyla öne doğru savrulacakken sağ eliyle beni tuttu.
Ama avucu göğsüme gelmişti.
Kalbim durdu sandım. Hızlıca elini ittirip kızarmış bozarmış şekilde nefesimi üfledim.
Denizin kenarına çektiği arabanın içerisinde sessizlik hakimdi. Sakince oturuyordum.
İçim kan ağlıyordu ama bir yanım biraz daha varlığıyla iyileşiyordu. Çok kötü bir his.
-"Benden nefret ettiğinin farkındayım. Her defasında beni görmekten nefret ettiğini de biliyorum. Sadece..." Kelimelerin kuruyup döküldüğü noktada bana doğru döndü ve bir elini koltuğumun arkasına doğru attı.
Haliyle mecburen ona dönmüştüm. Bakışları ruhumu görür gibi bakıyordu.
-"Sadece ?" dedim kısık sesimle.
Gözlerim yüzünden dudaklarına oradan çenesine doğru kaydı.
-"Aradan 3 ay geçti." Ilık nefesini yüzüme üflemesiyle vücudum titredi.
-"Anlam bulamadığım bir şeyler yaşıyorum. Senin kokunu içimden söküp atamıyorum. Sürekli seni görmek istiyorum. Kendimi hep senin yanında bulmak istiyorum. Neden ? Bana ne yaptın Bade ?"
Bakışlarından ruhsuzluk akan adam gitmiş yerine ızdırap çeken bir adam gelmişti. Sesinden içinden akıyordu.
Yalan söylemiyordu.
Keşke söyleseydi.
Aynı hisleri mi yaşıyorduk ?
Bu çok ama çok yanlış. Çok imkansız. Çok yasak.
Dudaklarım kendiliğinden aralandığında nefessiz durduğumu fark ederek göğsümü havayla doldurdum. Titreyerek geri çekildim.
-"Sus lütfen. " Başımı şiddetle salladım.
-"Bunları söylememelisin. Konuşmamalıyız. Sen evlisin." Ona değil kendime hatırlatıyordum.
Daha da geri çekiliyorken bir eliyle yanağımı kavradı.
Dünyam durdu sandım.
Göz pınarlarım yaşlarla dolarken imkansızım olan adama utanmadan sıkılmadan baktım.
-"Üzülme senin bir suçun yok. Allah biliyor , ben dile getirsem kaç yazar ? Kaçırma gözlerini. En azından herkese baktığın gibi bak bana." dedi yanağımı usul usul incitmeden okşarken.
Bir insan sözlerle kaç defa ölebilir ?
Nasıl böyle rahatça konuşabiliyordu ? Hiç mi tereddüt etmiyordu ?
-"Yapma. Daha fazla yapma. Kaldıramıyorum görmüyor musun ?" dedim yalvarırcasına.
Elini yanağımdan çektim ittim. Kalbimi söksem daha az acırdı.
Gözlerini düşürdü. Dudaklarımda oyalandı.
-"Özür dilerim. Ama kendime hakim olamıyorum. Seni düşünmemi engelleyemiyorum."
Buğulu gözlerimle önüme döndüm ve dudaklarımı ıslattım.
-"Sen böyle konuştukça...gözümde daha kötü bir adam oluyorsun." dedim titrek sesimle.
Başını eğdi. Burnunun ucunu omzuma sürtünce hıçkırarak ağlama isteğiyle doldum.
-"Varsın kötü olayım kızım. Yeter ki bil. Evet beni bok gibi görüyorsun ama...yalan dolan değil. İçimi açıyorum sana. İnan...inan ki seninle oynamadığımı bil." dedi duraksayarak.
Artık kendimi tutamadığım için yanaklarımdan süzülen yaşları parmaklarımla sildim.
-"Sena çok iyi bir kız. O bunu hak etmiyor. Senin ona bu kötülüğü yapma hakkın yok. Özellikle beni de buna katamazsın ! Çünkü ben kendimi affetmem." diyip çeneme süzülen damlayı elimin tersiyle sildim.
Yeni bir tanesi süzülürken baş parmağını damlanın üzerine koydu. Okşayarak sildi.
-"Haklısın." dedi duygusuz tok bir sesle. Geri çekildi ellerini ensesine atıp sert bir soluk verdi.
Ardından direksiyona vurmasıyla yerimde sıçradım.
-"Ama bu amına koyduğumun beynini susturamıyorum !! Sürekli seni sayıklıyor ! Siktiğimin ciğerleri seni solumak istiyor !!"
Kontrolünü kaybedip sinirlerinin git gide yükselmesiyle korkudan yaşlarım geriye gitmişti.
-"Sakin olur musun ? Korkutuyorsun beni."
Soluk soluğa onu izlerken hıncını alamamış olmalı ki bir kere daha vurdu.
Aynı hızda arabanın kilidini açıp indi ve kapıyı sertçe kapattı. Elleri ensesinde ileri geri yürürken olduğum yere sindim.
Duyduklarımı hazmetmek sandığım kadar kolay olmayacaktı. Çıkarım dedikçe daha da battığımı hissettim. Ne olacaktık böyle ?
Buz kesildiğimde ellerimi yüzüme kapattım. Geçtiğim bu zor sınava dayanacak gücüm yoktu. Kalbim çoktan yenilmişti bedenim nasıl ayakta duracaktı ?
Açılan kapıyla birlikte içeri serinlik girdi. Hiçbir şey olmamış gibi yerine yerleşip bir dal sigara yaktı.
Kastığım bedenimi gevşettim. Sigara paketinden bir dal da ben çıkartırken bana ters ters bakıyordu. Aç karnına içmek şuan için çok önemsizdi.
Parmaklarının ucunda duran çakmağı almak istediğimde bırakmayıp sigaramı yaktı.
Geri yaslanıp aldığım dumanı üfledim. Kaliteden ödün vermeyen lüks arabanın içini duman kokusu sarmıştı.
-"Ona bunu yapma. Ne benimle ne bir başkasıyla. Hiçbir kadın bunu hak etmiyor. Ne söylersem söyleyeyim her şeyin sende bittiğinin farkındayım." dedim sustum. Yeni bir soluk alıp avucuma alnımı yasladım.
İkimizde ileri bakıyorduk. Beni sessizce dinliyordu.
Dumanı üfleyip konuşmayı sürdürdüm. Saçma sapan bir sürü duygunun içerisindeydim.
-"Ben Almanya'ya geri döneceğim. Ne kendi saygımı kaybetmeye dayanabilirim ne de ailemin yüzüne bakmayı sürdürebilirim." Böyle cümleler kurmak stresle birleşince zor geliyordu. Bu yüzden duraksayarak kelimeleri seçiyor öyle konuşuyordum.
-"Değil ülke dışına dünyanın öteki tarafına da gitsen bazı şeyler değişmeyecek. Ne sen ne de ben hafızamızı silemeyiz." dediğinde oldukça sakindi.
Tüylerim ürperirken üşüdüğümü hissediyordum. Üşüten sözlerinin doğruluğuydu.
Boğazımdaki yumru kaybolsun diye yutkunmaya çalıştım olmadı.
-"Benim...herhangi bir sorunum yok. Sen istediğini düşünebilirsin. En azından benim yüzümden bir kadın bunu yaşamamış olacak. Gerisi aranızda ki problem. "
Konuşmak daha önce hiç bu kadar yakıcı olmamıştı.
Sigarasını camdan fırlatıp keskin bakışlarını bana döndürdü. Alnında damar belirginleşmişti.
-"Gerçekten hiçbir şey hissetmediğine beni inandırabilir misin ? Gözlerinin bana bakarken ne kadar kırgın olduğunu ben görmüyor muyum ? Yada bu yaşlar ne için döküldü ? Sende benimle aynı çıkmazın içinde boğuluyorsun Bade."
Tüm hücrelerimi zincire vurduğumda kalbimin sıkışıyordu. Ağzımı açsam bile bir kelime edemedim.
Sakinleşmeyi bekledim aksi halde gözlerim dolacaktı.
-"Ben kendime kırgınım. Kendime ağlıyorum. Sen sadece hayatımda bir hatasın. Bir günahsın. Fazlası değil. Ve seni inandırmak gibi de bir uğraşım yok. Keyfin bilir." dedim çantamı , kırgınlığımı , içimde yanan yangını peşimde alarak arabadan indim.
Arkamda nasıl bir adam bıraktığımı bilmiyordum. Hiç de bilmeyecektim.
Bütün göğsüm ağrıyor boğazım daralıyordu. Attığım adımlar geri geri gidiyordu.
Bunu yapmalıydın dedim kendi kendime.
Yapmalıydın Bade.
İçim yanar içime ağlarım. Ama bir yüreğe yangın olmamalıydım.
•••
Öncelikle merhaba ♥
Hep birleşen romantik aşkları yazdığım için bu bölüm bana biraz dokunaklı geldi.
Siz bölümü nasıl buldunuz ?
